🌥️ Yunus Emre Yi Anlatan Yazı

79go0. İZMİR AA – İzmir Olgunlaşma Enstitüsü tarafından “2021 Yunus Emre ve Türkçe Yılı” kapsamında “Sevelim Sevilelim” standı ile “Yunus’un Dizelerinden Dünya’ya Seslenen Ezgiler” dinletisi sanatseverlerle buluştu. Enstitünden yapılan açıklamaya nazaran, Kültür ve Sanat Salonu’nda gerçekleştirilen stantta, el işçiliğinden oluşan bir koleksiyon ile minyatürlerle Yunus Emre menkıbeleri, sikke, tespih ve giysiler, dokuma, yağlı boya, tezhip, seramik, çini, nakış üzere nadide el sanatlarından oluşan eserler yer aldı. Aktiflik kapsamında Yunus Emre’nin birinci defa bestelenen şiirlerinin sunulduğu dinleti ise iştirakçilerden ilgi gördü. Açıklamada görüşlerine yer verilen İzmir Vilayet Ulusal Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, standın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, Yunus Emre’yi uygun anlamanın, gençlere güzel anlatmanın ve gelecek yüzyıllara taşımanın eğitimcilerin en büyük sorumluluklarından biri olduğunu belirtti. Yazı dolaşımı Anadolu’nun gerçek bir aydınlanma dönemidir . Hacı Bektaş Veli, Mevlana, Ahi Evran ve Yunus Emre bilge ve ulu kişilikleri ile zorluğun mengenesine sıkıştırılan Anadolu Türk insanına ümit ve müjdeler vererek hem milli birliği kurmuşlar hem de kurtuluşa ulaşmalarına vesile olmuşlardır. Yunus Emre, 700 yıldan beri Türk ve dünya insanlarına sevgi, kardeşlik ve hoşgörü konularında bir gönül insanı olarak seslenmektedir. Yunus Emre, “Her dem yeniden doğarız/Bizden kim usanası” sözleri ile yeni ve taze oluşunu korumaktadır. O, yaptıkları, sözleri, şiirleri; dilden dile dolaşmış, gönülleri fethetmiş kendi deyimiyle “gönüller yapmış”, Anadolu’nun en buhranlı dönemlerinde gerek iç karışıklıklar gerekse Moğolların Anadolu’yu yakıp yıktıkları dönemlerde Anadolu insanına moral olmuş manevi destek olmuştur. Anadolu Türkçesini halk gönlünde yaşatmış ve sevdirmiş, sarayın ve medresenin Arapça ve Farsça’yı ön planda tuttuğu bir zamanda, şiirlerini Türkçe ve yaşayan halk dilinde söylemiş, halkın gönlüne seslenmiştir. Bu derece halk üzerinde etkili olmasına rağmen O; öyle büyük davasının olmadığı, O’nun gayesinin sadece insanlar arasında sevgiyi hakim kılmak olduğunu ifade etmiştir. Onun hedefi “gönül yapmak”tır. Yunus Emre gayesini şu dizelerinde anlatır "Benim bunda kararım yok, ben bunda gitmeğe geldim Bezirganem metaım çok, alana satmağa geldim Ben gelmedim davi için, benim işim sevi için Dost'un evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim Dost esrüğü deliliğim, aşıklar bilim neliğim Denşürüben ikiliğim, birliğe bitmeğe geldim Ol hocamdır ben kuluyum, dost bağçesi bülbülüyüm Ol hocamın bağçesine, şad olup ötmeğe geldim Bunda biliş olan canlar, anda bilişirlermiş Bilişüben Hocamla, halim arz etmeğe geldim Yunus Emre aşık olmuş, maşuka derdinden ölmüş Gerçek erin kapısında, canım arz etmeğe geldim." Yunus Emre Türkçe’nin söz üstadıdır. O; dilimize öyle bir genişlik vermiştir ki, en zor tasavvuf konularını sebk-i Türki sanatı ile herkesin anlayabileceği bir konuma getirmiştir. Bu durum, dilimizin asırlar öncesinden bu yana berrak bir anlatımın da örneği olmuştur "Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı,Söz ola ağulu aşı bal ile yağ ide bir sözKişi bile söz demini demeye sözin keminiBu cihan cehennemini sekiz uçmağ ide bir sözYunus imdi söz yatında söyle söz gayetindenKey sakın o şeh katından seni ırak ide bir söz” Gönül, dünya dillerinde sadece Türkçe’de bulunan bir sözcüktür. Ruhun derinlerinde yeşeren bin bir baharın adıdır gönül. İnsan, Allah’a gönül yoluyla ulaşır. Zira gönül, Allah inancının bulunduğu yerdir. Bu yüzden gönül arıdır, dururdur, hiçbir olumsuzluğu içinde barındırmaz. Kin, fitne, hasetlik gibi kötü duygular kalbe girince gönül, oradan ayrılır, kendine hiçbir kötülüğün bulaşamayacağı güzellikler ülkesine göç eder. Gönül güzelin peşindedir ve o güzelliği diliyle ifade eder. Güzel sözün ,kötü söze üstünlüğünü Yaradan buyurur’’ Gördün ya Allah hoş bir sözü nasıl bir misal yaptı. Güzel söz kökü yerde sabit dalları havada hoş bir ağaç gibidir. Yemişlerini Rabbinin izniyle her dem verir. Ve Allah insanlara böyle misaller verir ki kavrayıp düşünsünler. Kötü bir sözün misali de pis bir ağaç gibidir ki toprağın üstünde cüsselenmiş, varlığını sürdürme imkanı yoktur.’’İbrahim,24-25-26 Diğer organlar ilhamını gönülden alır. İnsan ,gönlü sayesinde yaratılmışların en şereflisi olur, melekleşir. İnsanı anlamlandıran, ruhunu kıpırdatan, duygu dünyasının kapısını açan gönlüdür. İnsanın içindeki gökyüzü, gönülle aydınlanır. Işığı başka gönüllerde yeni aydınlıklar doğurur. Kalp, gönülden dolayı vücudun bir parçası olmanın ötesine geçerek sırlar alemine yükselir. Ve nice güzellikler, iyilik ve doğruluklar çiçekli bahçeler olup varlık aleminde yer bulur. İnsan gönül kulağıyla duyar, gönül gözüyle görür, gönülleri hoş tutar, gönülden bağlanırsa gönüllere girer, birlik alemindeki gerçeği kavrar, mutlak varlığı içinde hissederek huzura erer, olgunlaşır. İnsan ,bağışlanan bilgi ,hikmet ve erdemle hayatın zorluklarına, çaresizliklerine çözümler bulur. İnsan, dünya güzelliklerinin şükrünü eda ederek nimetinin bereketini artırır. Aşk ,gönülde tecelli eder. Gönül onunla zenginleşir. Aşk, bütün evrenin yaradılış sebebidir. Beşeri aşkın, basamaklarından çıkılarak ilahi aşka ulaşılır. "Leyli Leyli’’ diyen dil, ’’Mevla Mevla’’ nidaları ile gerçek olan aşkı bulur. Aşk,insanın yaradılışından getirdiği bir duygudur ki, mekanı gönüldür. Aşk, cemali ruh ile celali nefsi terbiye ederek kemal ulaşmaktır gönül yurdunda. Aşk, bir kaygının dışa vurumudur, ulu hasretlerin diğer adıdır. Aşk, bilen insanın sorumluluğu, paylaşmanın ilk adımıdır. Aşk, zorluğun mengenesinde bir kanatlanıştır, insanın yürek ürperişleriyle sonsuzluğa uyanmasıdır. Aşk, tan ağartısıdır, gün ortası aydınlıktır. Aşk, acısına kırağı düşen sevdalıların uğunup ağlamasının hüzzamdan tutanağıdır. Aşk, çıvgın fırtınalar ortasında asude baharların yeşermesidir. Ve giydirilen ateşten gömleğe dayanma gücünün sınanmasıdır. İnsan, gönül kırmak yerine gönül yapmayı ,gönül fethetmeyi tercih ederek, hem Hak rızasını kazanacak hem de iç dünyasındaki hazineleri keşfetmiş olacaktır. İnsanı değerli kılan içindeki gönül cevheridir. Onu kaybedenler, yitiğini bilmeyenler ve kendini tanımayanlardır. İşte Yunus Emre, bu güzelliklere ulaşmanın peşindedir. İnsan kendini ve hakkı mutlaka bilmelidir Aynı zamanda Yunus Emre’nin bir diğer hedefi ise, insanın ilk önce kendisi bilmesini ve tanımasını istemesidir. Bütün ilimlerin buna yönelik olmasın ister. Kişi gerçek olgunluğa, insan-ı kamil olmaya kendini tanımakla ulaşır "İlim ilim bilmektir, ilim; kendini kendini bilmezsen ya nice okumaktırOkumaktan ma’ni ne kişi Hakk’ı okudun bilmezsin ha bir kuru emektir.’’ Yunus Emre’nin bilgi kaynağı, İslam ve İslam ile hemhal olmuş yüksek Türk kültürüdür. Türk halkı, Yunus Emre’yi her zaman içlerinden birisi olarak görmüştür. Bu durum Yunusla ilgili menkıbelere de yansımıştır "Genç Yunus Emre sık sık Mevlâna'nın yanına gider, bir zaman kaldıktan sonra geri döneceği zaman Mevlâna onu kale kapısına kadar giderek uğurlarmış. Mevlâna'nın müritleri, bu duruma şaşıp kalırlarmış. Bir gün sessizliği bozarak, Mevlâna'ya bunun sebebini sormuşlar. Mevlana da, "İlahi menzillerin hangisine çıktımsa, bir Türkmen kocasının izini önümde buldum. Onu geçemedim." demiş. Bazı yazarlar bu menkıbeyi şöyle yorumlamışlardır "Burada, menkıbelerin yaratıcısı olan Türk halkı, Mevlâna'nın da büyüklüğünü kabul etmekle beraber tercihini Yunus Emre’den yana yapar. Yunus, Türk halkına kendi dilleriyle hitap eder. Mevlâna ise yabancı bir dil olan Farsça’yı kullanır.’’ Şimdi bizler Yunus Emre’yi ne kadar tanıdığımızı, anlayıp bildiğimizi bir tartıya koyalım. Eskişehir’de hala görkemli bir Yunus Emre külliyesi yapılamamışsa bunun sorumluları kimlerdir? Bu şehrin sokaklarında çok basit konulardan dolayı tartışmalar, kavgalar oluyorsa, Yunus’un barış ve kardeşlik mesajları yerini bulmuştur diyebilir miyiz? Tabelalar yabancı dillerin egemenliği altındayken Yunus’un Türkçe kullanma gayreti boşuna mıdır? Buna benzer soruları çoğaltmak mümkündür. Ama biz Yunus Emre’nin düşüncesini, insan ve toplum algısını Eskişehir’e hakim kılmadıkça O’nu anladığımızı ne kadar iddia edebiliriz? Yunus Emre'yi tasvir eden kilimi üç ay boyunca ilmek ilmek dokudularİğneyi kalem, kumaşı kağıt gibi düşünerek günlerce Yunus Emre'yi işlediler Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü usta öğreticisi Nigar Cengiz "Dönemi yaşatmaya çalıştık" Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü usta öğreticisi İnci Öz "Yunus'u anlatan önsözü sabır, inanç ve sevgiyle işledim"ESKİŞEHİR - " Yunus Emre'yi Bilir Misin?" sergisi, açılışından bu yana birçok ziyaretçiye ev sahipliği yaparken, özellikle Yunus'u anlatan el işlemesi önsöz ve Yunus'u tasvir eden el yapımı kilim dokuması, yapım sürecinin detaylarıyla dikkat çekiyor. Açılış kurdelesi Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından kesilen ve Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü'nün hazırladığı " Yunus Emre'yi Bilir Misin?" sergisinde sergilenen eserler göz dolduruyor. Yunus Emre ve Türkçe yılı dolayısıyla hazırlanan serginin girişinde yer alan, her harfi elde işlenmiş ve Yunus Emre'yi anlatan önsöz ile elde dokunarak üç ayda tamamlanan ve Yunus Emre'nin Tapduk Emre dergahına girişini anlatan kilim ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Sergide yer alan önsöz ve Yunus Emre kiliminin yapımında rol alan Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü Usta Öğreticileri, dönemin izlerini taşıyan eserlerinin yapım süreçlerinden ve özelliklerinden bahsetti."Dönemi yaşatmaya çalıştık"Yunus Emre'nin tasvirini içeren ve üç farklı dokuma tekniği kullanılarak hazırlanan el emeği kilimde emeği geçen Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsü'nün 8 yıllık Usta Öğreticisi Nigar Cengiz, eserin yapım süreçlerini anlattı. Yunus Emre'nin her zaman düzgün olmasına dikkat ettiği asasını bile aslına uygun olarak işlemekte özen gösterdiklerini belirten Cengiz, "Dönemi yaşatmaya çalıştık. Objeleri orijinal çalışmalarla desteklemeye çalıştık. Yunus Emre kilimimizi iki arkadaş emek vererek 3 aylık bir sürede çıkardık. Yirmiden fazla renk tonu ve iplik kullandık. Düz, cicim ve halı düğümü olmak üzere üç ayrı dokuma tekniği kullandık. Kilimde Yunus Emre'nin Tapduk Emre dergahına girişini anlatmaya ve onu yakalamaya çalıştık. Bulutların içinden çıkıyormuş gibi bir görünüm de vermeye çalıştık ve istediğimiz görüntü de oldu. Vurgulayıcı renkler kullanmaya çalıştık. Geleneksel renkler üzerinde durduk. Sayın Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk'un buraya teşrifleri bizi çok mutlu etti. Sergimizi çok beğendiğini ifade etmiş. Ziyaretinin ikinci gününde tekrar sergimizi ziyaret etmiş. Hepimiz çok büyük bir onur duyduk bundan. Kendisine ve Genel Müdürümüz Yusuf Büyük'e çok teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı."İğneyi bir kalem, kumaşı da kağıt gibi düşünerek sabır, inanç ve sevgiyle işledim"Serginin girişinde yer alan ve Yunus Emre'yi anlatan tamamı el işlemesi önsözü hazırlayan El Nakışları Usta Öğreticisi İnci Öz, büyük bir emek ile uzun saatler üzerinde çalıştığı eser hakkında konuştu. Eserinin gelecek nesillere de aktarılabilecek şekilde hazırlandığından dolayı mutlu olduğuna değinen Öz, "Bu yıl Yunus Emre yılı, böyle bir sergi düzenlenecekti. Yunus Emre'yi anlatan bu kadar el emeği göz nuru içerisinde yine el emeği, Yunus Emre hakkında bir ön yazı tasarlandı. Bu yazımız 1500 harften oluşuyor. Bir saatte yalnızca 5 harfi işleyebiliyorsunuz. Sekiz saatte ancak 40 harf işlenebiliyor. Bu şekilde 1 ay gibi bir sürede tamamladım. Suzeni tekniği kullanıldı. Hem iğne hem de tığ ile çalıştık. Her bir harfi çıkarttığınızdaki yaşadığınız o mutluluk anlatılmaz yaşanır. Cümle değil de kelime kelime aynı ip üzerine getirmeye çalıştım. O şekilde düz oldu. İşlerken gelecek nesillere kalır diye bu düşünceyle işledim. İnşallah gelecek nesillere de örnek olur. İğneyi bir kalem, kumaşı da kağıt gibi düşünerek gelecek nesillere de kalması amacıyla sabır, inanç ve sevgiyle işledim" diye konuştu. Tapduk Emre Ziya Selçuk Yunus Emre Eskişehir Kültür Sanat Haberler

yunus emre yi anlatan yazı