🥌 Erzurumlu Ibrahim Hakkı Marifetname Burçların Özellikleri

Erzurumluİbrahim Hakkı''nın "Marifetnamesi" si yazıldığı 18. yüzyıldan bu yana bütün türk islam dünyasının en çok okunan eserlerinden biri olmuştur. Bulak (Mısır), İstanbul ve Kazanda defalarca basılan bu eser, Fıransızca ve Farsçayada çevirilerek bütün dünyada ilgiyle okunmuştur. Marifetname dini, tasavvufii Marifetname'de cinsellik 250 yıldır popüler olan ve hâlâ en çok satan eserler arasında yer alan Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın ölümsüz eseri Marifetname, modern bilim adamlarını Metineski harfli Türkçedir. Bu öğe aşağıdaki koleksiyon(lar)da görünmektedir. TBMM Kütüphanesi Açık Erişim Koleksiyonu Eğer burçlar gelecekle ilgili haber vermek aracı olarak kullanılıyorsa bu doğru değildir. Çünkü gaybı yalnızca Allah bilir. Bunun dışında burçların insan karakteri üzerinde etkileri vardır. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Marifetname adlı eserinden burçlar bölümünü sizin için derledik. BURÇ NEDİR? Buaçıklamalarla İbrahim Hakkı Erzurumî, insanların fiziki yapılarından kişiliklerine kadar tüm özelliklerini belirleyen tesirlerin, enerji (kudret) sayesinde gezegenlerin konumlarına göre burçlardan (takım yıldızlardan) geldiğini ve tüm bu özelliklerin anne karnında iken programlandığını ifade ediyor. Erzurumlu İbrahim Hakkı 1758’de İstanbul’a gitmiş, bu gidişinde saraya özel olarak davet edilmiştir. Erzurumlu İbrahim Hakkı sarayda bulunduğu müddetçe, zamanının çoğunu saray kütüphanesinde geçirmiştir, bir süre sonra yeniden Tillo’ya dönmüştür. Erzurumlu İbrahim Hakkı 1780 yılında 77 yaşındayken vefat İbrahimHakkı Hz. de kuz yaşında iken amcası Ali ile babasının bulunduğu Tillo’ya gelmiş ve İsmail Fal lah Hz. ile karşılaşmış, babası ile birlikte O’nun yanında on yıl kalmıştır. Kalışl onuncu yılında babası Derviş Osman (1719) vefat edince Şeyh Fakirullah hazretle] hizmetini İbrahim Hakkı Hz. üstlenmiştir. zCU9RE. MARIFETNAME - ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI ürününün 8 adet mağaza içerisinden ücretsiz kargo seçeneği ile en uygun mağaza fiyatlarını inceleyip, mağazaya git butonuna tıklayarak keyifle alışverişinizi Din Kitapları fiyatlarını ve özelliklerini inceleyerek ürün hakkında detaylı bilgiye sahip olabilirsin. MARIFETNAME - ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI yorumları okuyup, sizde yorum bırakabilirsiniz. Mağaza üzerinden alışverişler ilgili mağazanın sorumluluğundadır. Mârifetnâme, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. Açıklamalı Eksiksiz Tam Metin Tercüme Faruk Meyan 18x24 cm Ebat Sert Kapak Ciltli Kitap Kağıdı 1169 Sayfa Türkiye'mizin yetiştirdiği büyük İslam alimi ve arifi Şeyh İbrahim Hakkı Erzurumi hazretlerinin Marifetname'si eski tabirle birdir; yani bir ilim ve irfan okyanusudur. Baştan sona kadar inceliklerle, hikmetlerle dolu bir hazinedir. Bu eserde; dünyanın yaratılışı, tıp, fizik, kimya, astroloji, gezegenler, burçlar, uzay bilgileri, matematik, geometri, cebir, denizler ve okyanus hareketleri gibi bilimsel tüm konuların yıllar önce keşfedildiğini hayretle okuyacağınız gibi İslami yaşam tarzı ile ilgili geniş açıklamalar bulacaksınız. Böyle bir eseri milletimize sunmaktan dolayı bahtiyarlık duyuyoruz ve bizi buna muvaffak kıldığı için Yüce Halık'ımıza hamd ü senalar ediyoruz... İÇİNDEKİLER Hey’et-i İslâm’ı dört fasıl ile bildirir BİRİNCİ FASIL Kısa ve toplu olarak âlemin yaratılışını ve Arş-ı a’zamı altı nevi ile bildirir 1. Nevi Cihânı yaratan Allahü Teâlâ’nın âlemde olan bedil san’atını düşünmeye sebep olan âyetler 2. Nevi Kısaca âlemin yaradılışındaki tertibi bildirir 3. Nevi Arş-ı a’zamı ve onu taşıyanları bildirir 4. Nevi Arş-ı a’zamın etrafında olan nehirleri ve melekleri bildirir 5. Nevi Kürsi, Levh, Kalem, Sidre, Tûba ve Sûr’u bildirir 6. Nevi Sidre meleklerini, Arş horozunu ve tesbihlerini bildirir İKİNCİ FASIL Cennetleri, hûri ve gılmanları dört nevi ile bildirir 1. Nevi Cennetlerin isimleri ve sıfatları ve onlardaki nehir, ağaç ve köşkler 2. Nevi Cennet ni’metlerinin, hûri, gılmanı ve Allahû Teâlâ’yı görme devletini bildirir 3. Nevi Cennet ni’metlerinin özünü ve o devlete kavuşanı bildirir. 4. Nevi Livâ-i hamd’i ve Beyt-i ma’mur’u bildirir. ÜÇÜNCÜ FASIL Meleklerin hicablarını, denizleri, hazineleri, gökleri ve meleklerini, şekil ve tesbihlerini bildirir. 1. Nevi Meleklerin hicâblarını, denizleri, hazineleri, gökleri ve meleklerini, şekil ve tesbihlerini bildirir. 2. Nevi Güneş, ay ve yıldızların deryâ içinden doğup batmaları. 3. Nevi Gece ve gündüzü, güneşin secdesini, güneş ve ay tutulmasını bildirir. 4. Nevi Kâinatın bazı hallerini ve gök boşluğunu bildirir. DÖRDÜNCÜ FASIL Yedi deniz, Kaf dağları, yerin tabakaları, Chennem, kıyâmet alâmetleri, mahşer beş nevi ile bildirir. 1. Nevi Yedi deniz, Kaf dağları, yerin tabakaları, Chennem, kıyâmet alâmetleri, mahşer beş nevi ile bildirir. 2. Nevi Yedi kat yer, Cehennem’in tabakaları ve her birinin isim ve ehilleri. 3. Nevi Hazret-i âdem’in zuhûrunu, Cennet’e çıkış ve inişini, Habib-i Ekrem’in dünyayı teşrifini ve şeriatının bekasını bildirir. 4. Nevi Kıyâmet alâmetleri, sûr’ün üfürülmesi, zelzele, futûr ve göklerin harâb olması. 5. Nevi Sûr’un üfürülmesi, cesedlerin haşri, defter, mizân, sıfat ve A’raf. BİRİNCİ FEN Cevher ve a’râzın mahiyetini, unsurların hey’et ve tebeddülünü üç bâb ile beyan eder. BİRİNCİ BÂB Kâinatın yaratılmasındaki tertibi, cevher ve a’râzların keyfiyetini dört fasılda bildirir. BİRİNCİ FASIL Vâcibü’l-vücûdun isbâtı, cevher ve a’râzların üç nevi ile beyân eder. 1. Nevi Vâcibü’l-vücûdun isbâtını akli delilerle bildirir. 2. Nevi Mümkinü’vücûd olan beş cevheri bildirir. 3. Nevi Mümkinü’l vücûd olan a’râzın dokuz kısmı İKİNCİ FASIL Akıl, nefs ve feleklerin tertibini, anâsır-ı erbâanın sırasını, rûhların, mebde ve meâdını dört nevi ile bildirir. 1. Nevi Akıl, nefs ve feleklerin zuhûrundaki tertibi ve dört unsurdan meydana gelenler. 2. Nevi Anâsır-ı erbaânın mertebe ve tabiatları ve birbirlerine değişmeleri. 3. Nevi Unsurlardaki istihâle delileri, maden, bitki, hayvan ve insanın meydana gelmesi. 4. Nevi. Ruhların bebde ve meâdı. ÜÇÜNCÜ FASIL Hesap ilminin en önemli olan kaidelerini on nevi ele açıklar. 1. Nevi Sayısının tarifu, sahih, kesir, muntık, es’am , tam, ziyâde ve nâkıs sayılır. 2. Nevi sayıların mertebelerinin usûl ve fütûunu, toplama ve çıkarma, iki kat olma, çarpma, bölme. 3. Nevi Toplamanın kolay yolu 4. Nevi Çıkarmanın kolay yolu 5. Nevi taz’if bir sayının iki katını almak 6. Nevi tansıf bir sayının yarısını almak 7. Nevi Çeşitli çarpmanın kolay yolu 8. Nevi Bölmenin kolay yolu 9. Nevi Sayıların kareköyünü, bayağı kesir ve dört işlemini bildirir. 10. Nevi Bilinmeyen sayıları bulmanın kolay yolu. DÖRDÜNCÜ FASIL Hendese Geometri ilminin en lüzûmlu şekillerini dört nevi ile beyân eder. 1. Nevi Nokta, çizgi, yüzey ve cismin tarifleri, çizgi ve düzlem çeşitleri. 2. Nevi Üçgen, dörtken, açılar, daire, merkez, çevre, çap , yay 3. Nevi küp, silindir, koni. Küre ve kısımları 4. Nevi alan hesapları ve cisimlerin yüksekliklerinin ölçölmesi İKİNCİ BAB Alemin yuvarlak olduğunu, feleklere ve yıldızlara ait bilgileri on fasıl ile açıklar. BİRİNCİ FASIL Alem-i ecsamın küre şeklinde olduğunu, gök küresi üzerindeki büyük daireleri, Göklerin tabakalarını, Felek-i a’zamın altı şeklini altı nevi ile açıklar. 1. Nevi eflâk ve anâsırın iç içe küreler şeklinde olduğu 2. Nevi Âlemin ve dünyanın yuvarlak olduğunun aklî delilleri 3. Nevi dünyanın yuvarlaklığına dXâir hayret verici birkaç mes’ele 4. Nevi Gök küresi üzerinde kabûl edilen on daireyi bildirir. 5. Nevi Gök tabakalarını, üz’i, felekleri, feleklerin günlük dönmesini kısaca bildirir. 6. Nevi Atlas feleki, günlük hareketi ve diğer sıfatları İKİNCİ FASIL Sekizinci feleği, oniki burcu, Ay’ın menzillerini, sabit yıldızların uzaklık ve büyüklüklerini dört mevi ile bildirir. 1. Nevi Sekizinci felek 2. Nevi burçların isim, şekil ve üçlü tabiatları. 3. Nevi Ayın menzilleri, isim ve şekilleri. 4. Nevi Burçlar feleğinin ve bu gökteki sabıt yıldızların büyüklük ve uzaklıkları. ÜÇÜNCÜ FASIL Yedinci kat göğü ve onda olan Zühal yıldızını altı nevi ile bildirir. 1. Nevi zuhal’in felek-i mümessili 2. Nevi Zühal’in hâricü’l merkez feleği 3. Nevi Zühal’in felek-i tedviri 4. Nevi Zühal’in istikametini, güneş ile olan irtibatını ve ihtirakını bildirir. 5. Nevi Zühal’ın eve ve hadidi, re’s ve zenb düğüm noktaları. 6. Nevi Zühal’ın tabiat ve sıfatlarını, uzaklığını ve büyüklüğünü bildirir. DÖRDÜNCÜ FASIL Altıncı göğü ve Müşteri’nin sıfatlarını beş nevi ile bildirir. 1. Nevi Müşteri’nin mümessil feleği ve hareketi 2. Nevi Müşteri’nin hâric’ul merkez feleği ve hareketi 3. Nevi müşteri’nin felek-i tedvîri ve hareketi 4. Nevi Müşteri’nin istikameti, güneş ile olan irtibat ve ihtirâkı 5. Nevi Müşteri’nin evc ve hadîdi, re’s ve zenb düğüm noktaları BEŞİNCİ FASIL Beşinci kat göğü ve Merih’in evsafını beş nevi ile bildirir. 1. Nevi Merih’in mümmesil feleği 2. Nevi merih’in hâricü’l merkez feleğinin şekil ve hareketi 3. Nevi merih’in dedvîr feleği ve hareketi 4. Nevi merih’in mütehayyir hareketi ve güneş ile olan irtibatı 5. Nevi merih’in evc, had’id ve düğüm noktaları ALTINCI FASIL Dördüncü kat gök ve güneş 1. Nevi Güneşin özelliklerini ve mümessil feleği bildirir. 2. Nevi güneşin haric’ül-merkez feleği, keşli ve hareketi 3. Nevi Güneşin evc ve hadîdini, ilkbahar ve sonbahar noktalarını bildirir. 4. Nevi Güneşin tabiatı, sıfatları, fayda ve te’sirleri, uzaklığı ve büyüklüğünü bildirir. YEDİNCİ FASIL Üçüncü kat gök ve Zühre’nin sıfatları 1. Nevi Zühre’nin mümessil feleği 2. Nevi Zühre’nin haric’ül merkez feleği, şekli ve hareketi 3. Nevi Zühre’nin devdir feleğinin şekil ve hareketi 4. Nevi Zühre’nin istikamet ve güneşle olan irtibat ve ihtirakı 5. Nevi Zühre’nin evc ve hadîdi SEKİZİNCİ FASIL Birinci göğü ve Utarit’i beş nevi ile bildirir 1. Nevi Utarit’in mümmesil feleğinin şekil ve hareketi 2. Nevi Utarit’in haricü’l-merkez feleği ve hareketi 3. Nevi Utarit’in devdir feleğinin şekil ve hareketi 4. Nevi Utarit’in sür’at ve istikameti ve güneş ile irtibatı ve ihtirakı 5. Nevi Utarit’in evc, hadid ve düğüm noktaları DOKUZUNCU FASIL Birinci göğü ve Ay’ı hâllerini, sıfatlarını altı nevi ile bildirir. 1. Nevi Ay’ın mümessili ve mâl feleğinin hareket ve hey’eti 2. Nevi Ay’ın hamil felegini şekil ve hareketiyle bildirir. 3. Nevi Ay’ın devdir feleğini şekil ve hareketiyle bildirir 4. Nevi Güneşe nisbetle ay’ın göinüşünündeki safhalar 5. Nevi Güneş ve Ay tutulması 6. Nevi Ay’ın tabiatı, sıfatları, uzaklığı ve büyüklüğü ONUNCU FASIL Ay’ın te’sirini, diğer gezegen ve eflakin hallerini beş nevi ile bildirir. 1. Nevi Ay’ın Allâhü Teâla’nın kudreti ile görülen te’sirleri. 2. Nevi Ay’ın, burçlar itibariyle olan özellikleri 3. Nevi Yedi gezegenin birbirine nisbetle teşbihleri ve te’sir saatlarnı bildirir. 4. Nevi Feleklerin sayısını, ses ve nağmelerini ve merkezlerin hareketi ile meydana gelen dairelerin açıklanması. 5. NeviYedi gezegenin ve dört keyfiyetin te’sirlerinin hakikatı ÜÇÜNCÜ BAB Kevn il fesad cihânı olan dört esasın ve üç mevailidin hâllerini on fasıl ile açıklar. BİRİNCİ FASIL Nâr ateş unsurunun mahiyeti, hali ve tavrını dört nevi ile beyân eder. 1. Nevi Nar ateş küresinin bazı hallerini bildirir 2. Nevi Ateş unsurunun tabiat ve kabiliyeti ni bildirir. 3. Nevi Ateşin çeşitleri 4. Nevi Ateşin kaynağına kavuşması, rûhun bedene ulaşmasına benzer. İKİNCİ FASIL Hava unsuru ve üç tabakasından ikisini ve kâinat boşluğunu dört nevi ile bildirir. 1. Nevi Hava küresinin yerini, tabiatını, uzaklık ve büyüklüğünü ve hareketini bildirir 2. Nevi Hava küresinin üst tabakasında görülen boşluk kısmını bildirir. 3. NeviHava küresinin orta tabakası 4. Nevi Hava küresinin orta tabakasında meydana gelen gök gürültüsü, şimşek ve yıldırım ÜÇÜNCÜ FASIL Havanın alt tabakasını, hareket ve sıfatlarını sekiz nevi ile bildirir. 1. Nevi havanın üçüncü tabakasının bazı hallerini bildirir. 2. Nevi havanın üçüncü tabakasında bulunan çeşitli rüzgarlar ve yönler 3. Nevi bizi kuşatan havanın beden ve ruhlara tesir ve faydaları 4. Nevi bizi kuşatan havanın değişmesi 5. Nevi Bizi kuşatan havadaki tabii olmayan semâvi değişiklikler 6. Nevi Bizi kuşatan havadaki gayr-i tabii arzi değişiklikler 7. Nevi Bizi kuşatan havadaki tabii akışın zıddı olan değişiklikler 8. Nevi Bizi kuşatan havanın bize etkisi ve faydalı rüzgarlar DÖRDÜNCÜ FASIL Gök, küresinin en alt tabakasında zuhur eden gökkuşağı, hâle, sis, vb ve gündüz, gece, ay ve yılı beş nevi ile beyân eder. 1. Nevi Gökküşüğı, hale, sis, kırağı ve çiğ 2. Nevi Sabah, şafak ve gölgenin hakikati 3. Nevi Gece ve gündüzün tariflerini ve ortalama saat ile zamanî saati bildirir 4. Nevi Güneş, yılı, ay yılı ve rûmî ayların isimleri 5. Nevi Ay yılını, Arabî ayları, isimlerini ve Arabî ve rûmî ayların ilk günlerini bulma. ALTINCI FASIL Su insuru, onun hâl ve sıfatlarını yedi nevi ile açıklar 1. Nevi Su unsurunun mahiyeti, tabiatı ve bazı hâlleri. 2. Nevi Su unsurunun vasıflarının ve isimlerinin değişmesi 3. Nevi Denizlerin çeşitli hareketleri 4. Nevi Denizle karanın zamanla birbirine debeddül etmesi 5. Nevi Denizin kara ve denizdekilere olan faydaları ve içinde bulunan bazı hayvan vasıfları 6. Nevi Denizin faydalarından biri olan gemilerin sahillere seyri 7. Nevi Su tabakasının kalanlığı, deniz ve kara küresi ALTINCI FASIL Toprak unsuru, onun hâl ve sıfatlarını dört nevi ile bildirir. 1. Nevi Toprak unsurunun mahiyeti, faydaları , özellikleri 2. Nevi Toprak unsurunun iki tabaka olması 3. Nevi Yeni dünyanın Amerika keşfi 4. Nevi Kaynakların kaynaması ve zelzelenin ilmî izahı YEDİNCİ FASIL Yer küresi üzerine farz ve tâyin olunan daireler ve iklimleri altı nevi ile bildirir. 1. Nevi Yer küresi üzerinde tayin ve farz olunan daireler ve kutublar. 2. Nevi Yer küresinin dört daire ile beş kısıma ayrılması 3. Nevi Meskûn olan dörtte birin yedi hakîkî iklime ayrılması 4. Nevi Yedi iklimde bulunan memleketler ve ahalisi 5. Nevi Yedi iklimin ötesinin ma’mur bulunduğu 6. Nevi Oturulan yerlerin ve şehirlerin mizacı SEKİZİNCİ FASIL Tûl ve arz daireleri ile yerin bölünmesini altı nevi ile bildirir. 1. Nevi Tûl ve arz daireleri ile yerin bölünmesi ve beldelirin birbirine göre durumları 2. Nevi Daire-i Hindiyye ile zevâl ve itidal hattı ve kıble yönünü bulma 3. Nevi Kutub yıldızının yardımı ile yer küresinin ölçümlerinin bulunması 4. Nevi Kara ve denizlerdeki ölçüler ve mesafeler 5. Nevi Dünyanın meskûn olan dörtte birinin belde ve ahalisi vasıflarını bildirir. 6. Nevi Zamanın oniki hayvanın sıfatları üzerine dönmesi. DOKUZUNCU FASIL Yeni astonominin şöhret bulması ve feleklerin tabiatlerini dokuz nevi ile bildirir. 1. Nevi Yeni astronominin meşhur olup, değer kazanması 2. Nevi Yeni astronominin kaîdelerinin kolay ve mazbut olduğu 3. Nevi Dünyanın güneş etrafında dönmesi 4. Nevi Dünya ekseninin, gök küresinin eksenine paralel olması 5. Nevi Yeni astronomiye, göre yedi gezegenin beş hâli 6. Nevi Yeni astronomiye göre hamse-i mütehayyirenin hareketleri 7. Nevi Yeni astronomicilere göre sorulan sori ve cevapları 8. Nevi Yeni astronomicilere göre tabiat kurallarına dayanarak yapılan itirazlar. 9. Nevi Yeni astronomiye göre, göklerin tabîat ve sayıları ONUNCU FASIL Tam mürekkep cisimleri yedi nevi ile bildirir. 1. Nevi Tabiyattan olan bütün mürekkep varlıkların asıl, cins ve çeşitleri 2. Nevi Üç esastan birincisi olan madenlerin halleri ve bazı çeşitleri 3. Nevi Madenlerden katı cisimlerin oluşumları, tabiat ve sıfatları 4. Nevi Madenlerden taş cinsinden olanların oluşum ve renkleri 5. Nevi Üç aslın ikincisi olan bitkiler 6. Nevi Üç aslın üçüncüsü olan hayvanlar 7. Nevi Hayvan sinsinin en şereflisi olan insanın kısaca mahiyeti İKİNCİ FEN Teşrih ilmini beş bâbda bildirir BİRİNCİ BÂB Teşrih ilminin, faydası, cisim ve canın başlangıç ve sonu üç fasılda bildirir. BİRİNCİ FASIL Teşrih ilminin faydalarını altı nevi ile bildirir. 1. Nevi Teşrih ilminin kısaca faydaları 2. Nevi İnsanın bedeninde olan, Allahü Teâlâ’nın bazı garip saatları 3. Nevi İnsan vücudunun başlangıç ve sonu 4. Nevi Cisim ve canın iniş ve çıkışını, bedenin değişmesini, ruhun bakâsını bildirir. 5. Nevi Bedenin değişmesi ve ruhun devamlılığı. 6. Nevi Bu cihân bizi şefkatli ana gibi yetiştirir. İKİNCİ FASIL Bedenin tesbihi, uzuvların tabiatlarının mahiyetini beş nevi ile bildirir. 1. Nevi Bedenin terkibini bildirir 2. Nevi İnsan tabiatının tabii mahiyeti 3. Nevi İnsanın yaş durumları 4. Nevi Bedenin dört halitasının doğuşu 5. Nevi Dört halitanın oluş sebepleri ÜÇÜNCÜ FASIL uzuvların durumu, mahiyeti ve faydalarını dört nevi ile beyân eder. 1. Nevi Uzuvların keyfiyet ve mahiyeti 2. Nevi Uzuvların isim ve özellikleri 3. Nevi Cenin uzuvlarının oluşumu 4. Nevi Bedenin uzuvlarının özellik ve faydaları İKİNCİ BÂB İnsan bedenindeki kemikleri üç fasılda anlatır BİRİNCİ FASIL Baş kemiklerinin yapısı ve özel isimlerini altı nevi olarak bildirir. 1. Nevi İnsan uzuvlarının kısaca faydaları 2. Nevi Kafa kemiklerinin yapısı 3. Nevi Başın kaide ve temeli olan beş kemik 4. Nevi Üst çene kemiği, teşekkül ve durumu 5. Nevi Burun faydaları, kemiği ve alt çene 6. Nevi Dişlerin yapısı, isim ve şekilleri İKİNCİ FASIL Bel, boyun, kaburga, omurga, boyun halkası kemiklerini beş nevi ile bildirir. 1. Nevi Omurganın yapısı 2. Nevi Boyun kemiği 3. Nevi Göğüs kemiği 4. Nevi Kaburga kemikleri 5. Nevi Eğe kemiği ÜÇÜNCÜ FASIL El ve ayak kemikleri, isimleri ve özelliklerini yedi nevi ile bildirir. 1. Nevi Pazu kemikleri 2. Nevi Kol kemikleri 3. Nevi Elin bilek kemikleri 4. Nevi Elin armak kemikleri 5. Nevi Kasık ve uyluk kemikleri 6. Nevi Baldır kemikleri ve diz kemikleri 7. Nevi Ayak kemikleri ÜÇÜNCÜ BÂB Uzivların hareketleri, kasların mahiyeti ve kısımlarını üç fasılda bildirir. BİRİNCİ FASIL Adalelerin durumu, baş ve boyunda olan hareketlerin yedi nevi ile bildirir. 1. Nevi Kasların birleşmesi ve onlarla hasıl olan hareketler 2. Nevi Yüzdeki bazı kaslar ve onlarla meydana gelen hareketler 3. Nevi Yanak, dudak hareketleri 4. Nevi Alt çenenin hareketi, faydaları ve kasları 5. Nevi Baş ve boynun hareket ve adaleleri 6. Nevi Ses yeri olan hançerenin kıkırdak, kas ve hareketleri 7. Nevi Boğazın ve L kemiğinin kas ve hareketleri İKİNCİ FASIL Bel , karın, tenâsül uzuvları ve ayakların, hareketleri ve faydalarını yedi nevi ile bildirir. 1. Nevi Göğsu açan ve daraltan kaslar 2. Nevi Omuz mafsalını pazuyla hareket ettiren adaleler 3. NeviKol kasları ve hareketleri 4. Nevi Bilek kasları ve hareketleri 5. Nevi Parmak kasları ve hareketleri 6. Nevi Elayası kasları ve faydaları ÜÇÜNCÜ FASIL Bel, karın, tenâsül uzuvları ve ayakların, hareketleri ve faydalarını yedi nevi ile bildirir. 1. Nevi Bel kasları 2. Nevi karın kasları 3. Nevi Tenâsül adaleleri 4. Nevi Oyluk kasları 5. Nevi Diz mafsalındaki kaslar 6. Nevi Ayak mafsalını hareket ettiren kaslar 7. Nevi Ayak parmakları kasları DÖRDÜNCÜ BÂB Sinirler, damarlar, duygular, uzuvların şekillerini beş fasılda bildirir. BİRİNCİ FASIL Sinirlerin çıkış yerleri ve faydalarını beş nevi ile bildirir. 1. Nevi Sinirlerin durum şekillerinin hikmeti 2. Nevi Beyinden çıkan karşıkılkı sinirler 3. Nevi Beyinden çıkan sinirlerin beşinci çifte kadar olanları 4. Nevi Boyun omurlarındaki murdar ilikten çıkan sinirler 5. Nevi Göğüs ve omurilikten çıkan sinirler. İKİNCİ FASIL Atar damarların çıkış yeri ve faydalarını beş nevi ile beyan eder. 1. Nevi Yürekten çıkan atardamarlar 2. Nevi Yürekten çıkan atardamarların ele ve avuca gittiği 3. Nevi Başa çıkan damarlar 4. Nevi Yürekten aşağı inen büyük damar 5. Nevi Oyluk, bacak ve ayak semtlerine inen damarlar ÜÇÜNCÜ FASIL Sâkin, toplar damarların çıkışı ve faydalarını altı nevi ile bildirir. 1. Nevi Karaciğerden çıkan bab damarı ve faydası 2. Nevi Karaciğerden çıkan ecvet boş damarın bazı kolları ve faydaları 3. Nevi Karaciğerden çıkan boş damarın göğüs omurlar, boyun ve başa çıkışı 4. Nevi Karaciğerden çıkan damarların kol ve ellere gelen dalları 5. Nevi Karaciğerden çıkan ve bedenin aşağısına inen büyük damar dalları 6. Nevi bu damarların inen kısmından oyluklara inen kısmı, dalları ve faydaları DÖRDÜNCÜ FASIL İnsan bedenindeki kuvvet çeşitleri, uzuvların başlangıcı ve dört nefsi altı ğevi ile bildirir. 1. Nevi Bedendeki kufvvet çeşitleri ve uzuvların fiillerinin başlangıcı 2. Nevi Bedendeki tabii nefs ve nebati nefs ve yardımcıları olan kuvvetler 3. Nevi Hayvani nefs ve dış beş duyu 4. Nevi Hayvani nefsin bedendeki hizmetçilerinden iç beş duyu 5. Nevi Hayvani nefsin bedendeki hizmetçilerinden gadab ve şehvet kuvvetleri 6. Nevi Bedende mutasarrıf bulunan dördüncü insani nefs ve hizmetçileri BEŞİNCİ FASIL Uzuvların şekilleri, kıyafetlerinin ayrılığı ve ihtiyaçların ahkâmını sekiz nevi ile bildirir. 1. Nevi Baştaki uzuvların şekillerinin hikmeti 2. Nevi İnsanın diğer uzuvlarının şekillerinin hikmeti 3. Nevi İnsanın uzuvlarının şekillerinin hikmeti 4. Nevi Baş ve boyun azalarının şekilleri 5. Nevi Diğer uzuvlardaki kıyafetin ahkamı 6. Nevi Kadınların güzellik ve alametleri ve dellileri 7. Nevi Uzuvlarının kıyafetlerinin zıt delillerle itidali 8. Nevi Bedende ihtilaçların ahkâmı BEŞİNCİ BÂB Ademi aleme tatbik ve enfüsün afaka tevfikini dört fasılda anlatır. BİRİNCİ FASIL İnsan bedeninin zaman ve mekanlara benzemesini sekiz nevi ile bayan eder 1. Nev Âlemin Âdem için yaratıldığını bildirir 2. Nevi İnsan alemini Âlem-i kebire tatbik ve bazısını arza Tevfik etmenin yolu 3. Nevi İnsan aleminin eflâke benzemesi 4. Nevi İnsan bedeninin zaman ve mekana ve ruhun sultana benzetilmesi 5. Nevi İnsanın kalbinde bulunan kötü huyların hayvanlara benzemesi ve rüya tabiri 6. Nevi Âfâk ve enfüsün birbirine tatbik olunduğu, insan alemi şeklinin alem-i kebirin aksi olduğu 7. Nevi İnsanın batını ve zahiri, cihanın batın ve zahirine mutabıktır. 8. Nevi İnsan aleminin ahret alemine çeşitli şekillerde benzerlik ve ortaklığını bildirir. İKİNCİ FASIL İnsan kendi vücudundan Hâlik’ının vücudunu kendi sıfatlarından O’nun sıfatlarını anlatması ve kamil insanın alametlerini altı nevi ile bildirir. 1. Nevi İnsanın kendi vücudunda Halik’ının vücudunu idrak etmesi 2. Nevi İnsan ruhunun sıfatlarının Zat-ın sıfatlarına benzediğinin anlaşılma yolu 3. Nevi İnsanın kendi bedenindeki tasarruftan Hakk Teâlâ’nın alemdeki tasarrufunun anlaşılması 4. Nevi Kendi nefsini tenzihten Rabb’ini tenzihin anlaşılması 5. Nevi İnsan ruhunun tenzihi, cismin fenası, ruhun bekası 6. Nevi Âlemin özünün özü insan-ı kamildir. Kullukta rızaya kavuşur. ÜÇÜNCÜ FASIL Muhafaza edilmesi gereken mürekkep uzuölarda ruhun mahiyetleri ve bedenin sıhhatini onbir nevi olarak beyan eder. 1. Nevi Muhafazası gereken mürekkep uzuölarda ruhun mahiyeti, yeri ve faydaları 2. Nevi Bedenin sıhhatinin korunması erkanından olan micaçlar 3. Nevi Bedenin sıhhatinin korunması erkanından olan zaruri altı sebep 4. Nevi Zaruri altı sebepten üç sebebin ta’dili 5. Nevi Zaruri altı sebepten diğer üçünün da’dili 6. Nevi Sıhhat halinde mutad olunan itrazattan cim’a ve hamamın ta’dilli 7. Nevi Çok kullanılan ilaç ve gıdaların faydasını ebced sırasına göre bildirir 8. Nevi Çok kullanılan ilaç ve gıdaları kalemen safes sırasınca bildirir. 9. Nevi Çok kullanılan ilaç ve gıdaların isim ve hükümlerini bildirir. 10. Nevi Bedenin sıhhati için olan yemek ve içmenin edeb ve kaideleri ve bazı yemeklerin faydaları. 11. Nevi Dinin edeblerine uygun olarak güzel giyinmek DÖRDÜNCÜ FASIL Ölümü fazilet ve hakikatını, can bildirir 1. Nevi Ölümün fazilet ve faydalarını ayet ve hadislerle bildirir 2. Nevi Ölümün hakikatı 3. Nevi İnsanın ölümünün mahiyeti 4. Nevi İhtiyarlık rezaleti, ölüm kerameti ve ruhun selameti. 5. Nevi Ölümün nasıl olduğu ve ruhun bedenden ayrılması 6. Nevi İnsan ruhunun başlangıç ve sonu 7. Nevi Öldükten sonra ruhların ahlakı iktizasınca olan halleri ÜÇÜNCÜ FEN İtikadın düzelmesi, imân ve irfânı beş bâbda bildirir. BİRİNCİ BÂB Kitab ve sünnete uyma, dünya sevgisini terk, ruhun, kalbin hakikatını dört fasılda anlatır. BİRİNCİ FASIL Kitab ve sünnete uymak, itikadı düzeltmek ve namaz kılmak beş nevide anlatılmıştır. 1. Nevi İnsanın cahillik ve gafletle hayvan gibi, marifetle insan-ı kamil olması 2. Nevi Kur’an-ı Kerim ile hidayete ermeyi âyet ve hadislerle bildirir. 3. Nevi Hz. Peygamber’e uymayı ve bid’adlerden kaçınmayı âyet ve hadislerle bildirir. 4. Nevi İtikadı düzeltme ve ehl-i sünnet ve’l-cemaat mezhebine uyma 5. Nevi Abdestin farzları ve imam-ı A’zam’ın mezhebine uygun namaz kılmak. İKİNCİ FASIL Dünyanın hakikatı ve onda mezmum olan şeyleri sekiz nevi ile beyân eder. 1. Nevi Dünyanın fani , aşağı kimselerin arzusu olduğunu ayet ve hadis-i kudsi ile bildirir. 2. Nevi Dünyanın bela yeri, ahretin zevk ve safa yeri olduğunun hadislerle beyanı 3. Nevi Dünyanın ne olduğu, ona meyledenin şakiliği, terk edenin saidliği. 4. Nevi Dünyanın had ve hakikatı, üç kısma ayrılması ve ahret kısmı. 5. Nevi Kötü olan dünyanın gaddar ve sahir olduğu, saadet ehlinin kanatta selamet bulduğu 6. Nevi. Dünya sevgisi Mevlâ’nın huzuruna manidir. Zühd ile gönül kurtulur. 7. Nevi Dünya ve ehli, nefs ve hevasının mü’min taatına mani olduğu 8. Nevi Dünya ehlinden yüz çevirme, sakınma, nefsini bırakıp gönülden Mevlâ’ya gitme. ÜÇÜNCÜ FASIL. İrfan mahallinin kalb ve ruhun içi olduğunu yedi nevi ile beyan eder. 1. Nevi irfan mahallinin kalb ve ruhun içi olduğunu yedi nevi ile beyan eder. 2. Nevi İrfan yerinin kalb olduğunu ve kalbden içeri girenin huzuru bilindiğini kudsi hadislerle bildirir. 3. Nevi Marifetin yerinin kalbin içi olduğunu hadislerle bildirir. 4. Nevi Marifetullah’ın yeri olan kalbin mahiyeti 5. Nevi Kalbin özelliği ve halleri 6. Nevi İnsan kalbinin cevheri olan akl-ı mead’ın had ve hakikatı 7. Nevi Aklın menşei olan akl-ı kül’ün şanının büyüklüğü ve herkese lütf ve ihsanı. DÖRDÜNCÜ FASIL Kalbin marifetinin Allah yolunun şartı olduğunu ondört nevi ile anlatır. 1. Nevi İnsan kalbinin değişmesinin kalblerin sahibiyle olduğu ayet ve hadislerle bildirir. 2. Nevi Kalbin hakiki manası ve sırrı 3. Nevi Kalbin azamet ve vüs’atı ve değiştiricisine yakınlığının nisbeti 4. Nevi Kalbin fazileti, kemali ve şerefi 5. Nevi Kalbin yedi tavrının halleri 6. Nevi Kalb, marifete kavuşunca tasarruf eder, sonra fariğ olur 7. Nevi Kalbin, kendi aleminden rüya, ölüm ve ilham ile lezzet ve izzet bulması. 8. Nevi Kalbin, kendi alemini unutması ve hatırlaması 9. Nevi Kalbin, kendi alemine riyazetle ve akl-ı külden hikmet alması 10. Nevi Kalb marifet ile lezzet ve izzet bulur 11. Nevi Kalbin kendi alemine teveccühü her şeyden elzemdir. 12. Nevi İnsan ruhu nice alemlerden sefer edip, bedende kemalini bulması 13. Nevi Ruhun beden aleminde nasıl noksanlaşıp kemale geldiği 14. Nevi Ruhun tenezzülatı, halleri, terakkisi ve kemali İKİNCİ BÂB İrfan yolunun esaslarını altı fasılda anlatır BİRİNCİ FASIL Az yemenin faydaları. 1. Nevi Açlığın faziletini bir ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerle bildirir. 2. Nevi Tokluğun afetleri ve açlıktaki kerametler 3. Nevi Tokluğun rezaleti, açlığın fazileti 4. Nevi Az yemenin nasıl olduğu, miktarı, fayda v eesrarı 5. Nevi Tokluğun alametleri ve açlığın kerametleri 6. Nevi Tokluğun afetleri, açlığın ve orucun faydaları 7. Nevi Çok yemenin on afeti ve az yemenin üstünlükleri 8. Nevi Açlığın kısımları hal ve makamları İKİNCİ FASIL İkinci esas olan az uyumayı, faydalarını on nevi ile bildirir. 1. Nevi Az uyumayı ayet ve hadis-i kudsi ile bildirir 2. Nevi Gece kalkmanın faziletini hadis-i şeriflerle bildirir 3. Nevi Az uyumak, gece kalkmak ve avamın gafleti 4. Nevi Uykuyu azaltan gece kalkmanın fazileti 5. Nevi Az uyumanın iyi haslet olduğu 6. Nevi Uykunun kötü, fazlasının zararlı olduğu 7. Nevi Az uykunun kalbe cila, göze sürme olması 8. Nevi Uykudaki sır ve faydaları 9. Nevi Uykunun hakikatı ve avamın ruhlarının berzahta bulunması 10. Nevi Uyanıklığın kısımları, hal ve makamları ÜÇÜNCÜ FASIL Üçüncü esas olan az konuşmanın faydalarını altı nevi ile beyan eder. 1. Nevi AZ konuşmayı, ayet ve hadislerle bildirir 2. Nevi Az konuşmak, günahtan sakınmak ve izzet verir. 3. Nevi Dilini korumada, vaktini ve hayatını hıfz ve sırlarını örtmek vardır 4. Nevi Az konuşmak izzet ve ikbal verir ve kemale eriştirir 5. Nevi Susmanın kalb ve ruhu koruma olması irfan talibinin dünyayı terki 6. Nevi Susmanın kısımları, hali, makamı v eirfan ehlinin kalb hallerini rümuzla işareti. DÖRDÜNCÜ FASIL Dördüncü esas olan uzletin faydalarını on nevi ile beyan eder 1. Nevi Uzleti ayet ve hadis-i kudsi ile bildirir 2. Nevi Uzletin izzet ve ihtiram verdiğini hadis-i şeriflerle bildirir 3. Nevi Uzlet Allahü Teâla’ya yakınlıktır ve üns verir 4. Nevi Uzlet büyüklerin adetidir ve daimi huzurudur 5. Nevi Uzlet, Allahü Teâlâ’ya taate götürür ve tam huzur verir 6. Nevi Uzlet maksada kavuşturur 7. Nevi Uzlet zikr ve fikre ve tam teveccühe yardımcıdır. 8. Nevi Uzlet eden arifler iki kisimdir 9. Nevi Uzletin kısımları ve halleri 10. Nevi Uzletin nihayeti olan halvete girmenin şartı, erkanı ve usulleri BEŞİNCİ FASIL Beşinci esas olan zikr-i daiminin faydalarını dokuz nevi ile bildirir. 1. Nevi Zikri ayte-i kerime ve hadis-i kudsi ile bildirir 2. Nevi Zikrin ünse sebep olduğunu hadis-i şeriflerle bildirir 3. Nevi Zikrin fazileti ve faydalarını bildirir 4. Nevi Zikrin özellikleri ve tesirleri 5. Nevi Zikrin netice istiğrakını hal ve kerametlerini bildirir 6. Nevi Zikrin üç mertebesi 7. Nevi Dil ile zikrin sonunun alametleri 8. Nevi Zikrin edebleri, tesir ve halleri 9. Nevi Kelime-i tevhidin üstünlükleri ve özel tesirleri ALTINCI FASIL Altıncı esas olan tefekkürün faydalarını beş nevi ile bildirir. 1. Nevi Tefekkür ve ferasetle kalbi korumak 2. Nevi Kalbe gelen havatırın menşe ve esası, iyi ve kötü alametleri 3. Nevi asılların aslı olan insan kalbinin elzem olan korunması 4. Nevi Kalbi korumak, bedeni korumaktan önemlidir 5. Nevi Kalbin afetlerinin esası, ilaçlarının kısımları ve sıfatlarının isimelri ÜÇÜNCÜ BÂB Ruh makamları olan tevekkül, tefviz, sabır ve rizayı dört fasılda bildirir. Marifet yolunun birinci aslı olan tevekkülün faziletini yedi nevi ile anlatır. 1. Nevi Tevekkülün faziletini Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerle bildirir 2. Nevi Tevekkülün kemalini ta’rifi keramet, tesir ve halleri 3. Nevi Hakk Teala’ya tevekkül, rızık konusunda de ehem ve elzemdir. 4. Nevi Tam tevekkülün had ve hakikatı ve vücubunun hikmeti 5. Nevi Tam tevekkülün tesirleri ve tevekkül ehlinin bazı hikayeleri 6. Nevi Rızık konusunda tam tevekkülün herkese lüzumlu olduğu 7. Nevi Tam tevekkülün elde edilmesi ve ehlinin rahat olması. İKİNCİ FASIL Marıfet yolunun ikinci esası tefvizin faydalarını sekiz nevi ile bildirir. 1. Nevi Tevfizin faziletini ayet ve hadislerle bildirir 2. Nevi Tevfiz ve teslimin tarif ve hakikatı tesir ve faydaları 3. Nevi Tevfiz ve teslimin şart ve faydaları 4. Nevi Tevfiz ve teslim, insan için önemli oluşunun sebeb ve sırrı 5. Nevi. Tevfiz ve teslim, kuvvetli iksir, belki cennet-i naimdir 6. Nevi Tevfiz ve teslimin tesir ve faydaları 7. Nevi Tevfiz ve teslim insana her işinde her şeyden önemli ve lazımdır 8. Nevi Tevfiz ve teslim insana her işinde her şeyden önemli ve lazımdır. ÜÇÜNCÜ FASIL Marifet ve yolunun üçüncüsü olan sabrın faydalarını altı nevi ile beyan eder. 1. Nevi Sabrın faziletlerinin ayet ve hadislerle bildirilmesi 2. Nevi Sabır ve tahammülün had ve hakikatı , tatlılığı ve kerameti 3. Nevi Sabır ve tahammülün tesir ve faydaları 4. Nevi Sabır ve tahammülün kısımları, faydaları, feryad ve figanın afetleri 5. Nevi Sabır ile her kemal hasıl olur 6. Nevi sabır ve tahammülün elde edilme yolu ve misalleri DÖRDÜNCÜ FASIL Dördüncü asıl olan rızayı altı nevi ile bildirir. 1. Nevi Rızamın faziletini ayet ve hadislerle bildirir 2. Nevi Kazaya rızanın tarif ve hakikatı 3. Nevi Kazaya rızanın fayda, alamet ve kısımları 4. Nevi Kazaya rızanın tesir ve faydaları 5. Nevi Rızanın fayda ve hünerleri, rızasızlığın zararları 6. Nevi Dört aslın özeti Tefvizname… DÖRDÜNCÜ BÂB Matlab-ı a’lâ olan mârifet ve muhabbeti beş fasıl ile bildirir. BİRİNCİ FASIL Nefsini tanımadan Rabb’ini tanımanın anahtarda olduğunu dokuz nevi ile bildirir. 1. Nevi Allahü Teâla’yı tanımayı ayet ve hadislerle bildirir 2. Nevi Kendini tanımak Allahü Teâla’yı tanımaya götürür. 3. Nevi Marifet-i Mevlâ, matlab-ı al’adır 4. Nevi Ârif, masivayı unutup Hz. Mevla’yı bulur 5. Nevi Ârif, kendi vücudundan geçip marufla beka bulur 6. Nevi Ârifde korku ve üzüntü yoktur. 7. Nevi Zühd ehli ile, marifet sahiplerinin farkını bildirir. 8. Nevi Âriflerin şanının yüksekliği 9. Nevi Ârifin marufu Hz. Bâri’dir. İKİNCİ FASIL Muhabetullah’ın en yüksek maksat olduğunu yirmidört nevi ile bildirir. 1. Nevi Muhabbet-i Mevlâ’nın faziletini ayetler ve hadis-i kudsi ile bildirir. 2. Nevi Muhabett-i Mevla’nın fazilet ve faydalarını hadis-i şeriflerle bildirir. 3. Nevi Muhabbetin haddi, hikikati 4. Nevi Muhabettin esası, özellikleri, fayda ve makamları 5. Nevi Muhabbetin bazı alametleri 6. Nevi Allah sevgisinin gönülde zuhuru ve cevelanı 7. Nevi Muhabbetin tarif ve hakikati 8. Nevi Muhabbetin çeşitleri ve kısımları 9. Nevi Muhabbetin isimleri 10. Nevi Muhabbetin özellikleri ve gariplikleri 11. Nevi Zatın muhabbeti 12. Nevi Sıfatların muhabbeti 13. Nevi Fiillerin muhabbeti 14. Nevi Eserlerin muhabbeti 15. Nevi Muhabbetin dört kısmının birbiriyle kaynaşması 16. Nevi Bu dört kısım muhabbetin eser ve semereleri 17. Nevi Muhabbetin yedi meşhur ismi 18. Nevi Muhabbet ağacının yaprakları olan şevk ve iştiyak 19. Nevi Muhabbet ağacının semeresi olan hakiki aşk 20. Nevi Hz Mevlâ’nın aşkı, beşerin aklından yüksektir 21. Nevi Aşkın hali ve aşkın melameti 22. Nevi Aşk-ı Mevlâ’nın gizli sırları ve yüksek şanı 23. Nevi Aşk-ı Mevlâ’nın mecaz ve hakikati 24. Nevi Aşk-ı Mevlâ’ya kavuşma yollarının usülü ÜÇÜNCÜ FASIL Hikmet-i evliyanın iml-i sudur olduğunu dört nevi ile bildirir. 1. Nevi Evliya hikmetinin fazilet ve faydalarını ayet ve hadislerle bildirir. 2. Nevi Evliya hikmetinin had ve alameti ve kıymeti 3. Nevi Evliya hikmeti, faydalı ilimlerden lezzetli ve faydalıdır 4. Nevi. Evliya hikmeti, onların temiz sözlerinden tatlıdır. DÖRDÜNCÜ FASIL Evliya-i kiramın fazilet ve bereketlerini dokuz nevi ile beyan eder. 1. Nevi Evliyâ-ı kirâmın fazilet ve bereketlerinin ayet ve hadislerle bildirilmesi. 2. Nevi Evliyâ-ı kirâmın rüsum ve adetleri, kalb ile seyahatları 3. Nevi Evliyâ-ı kirâmın hadd ve alametleri, huzur ve selametleri 4. Nevi Evliyâ-ı kirâmın evsaf ve alametleri, huzur ve selametleri 5. Nevi Evliyâ-ı kirâmın harık-ı adetleri, emniyet ve rahatları 6. Nevi Evliyâ-ı kirâmın harekat ve sekenatı, berekat ve ibadetleri 7. Nevi Evliyâ-ı kirâmın mertebe ve makamları 8. Nevi Evliyâ-ı kirâmın müşahedelirinin sonu ve alametleri 9. Nevi Evliyâ-ı kirâmın sıfatlarının fenası ve zatlarının bekası BEŞİNCİ FASILEvliyanın seçilmişlerinin seçtikleri Nakşibendi tarikatını yedi nevi ile beyan eder. 1. Nevi Nakşibendi tarikatının erkan ve hakikatı 2. Nevi Nakşibendi yolunun üç yolundan birincisi 3. Nevi Nakşibendi tarikinin ikinci yolu 4. Nevi Nakşibendi tarikinin üçüncü yolu 5. Nevi Nakşibendi tarikinin saliki her kemale maliktir 6. Nevi Marifet yolunda hidayet caddesinden sapıtanlar 7. Nevi Tasavvuf ehlinin oniki fırka olduğu, bir fırkasının kurtulduğu BEŞİNCİ BÂB Allâhü Teâlâ’nın dergahına süluku sekiz fasıl ile bildirir. BİRİNCİ FASIL Seyr ve sülukun hal ve hüccetleri, edeb ve rükunlerini sekiz nevi ile bildirir. 1. Nevi İnsan ruhunun mebde ve meadı 2. Nevi İnsan vücudunda bulunan şehvani nefs ile nefs-i natıkayı bildirir 3. Nevi Nefs-i natıkanın insan bedenine olan taalluku 4. Nevi Kalb ile sahibi arasındaki perdeler nelerdir 5. Nevi İnsan nefsinin kısaca yedi makamı 6. Nevi Kalbi kötü sıfatlardan arındırıp iyi sıfatlarla süslemek, memaldır 7. Nevi Yedi makamdan birinci makamda olan nefs-i emmare 8. Nevi Nefs-i emarenin birinci makamdan kurtulma yolu İKİNCİ FASIL Yedi makamdan ikincisi loan nefs-i levvâmeyi dokuz nevi ile bildirir. 1. Nevi Nefs-i levammenin bu ismi alması ve sıfatları 2. Nevi İkinci makamda duraklayan ebrar ve mukarreblerin farkı 3. Nevi Nefs-i levvamenin ikinci makamdan üçüncü makama çıkma çaresi 4. Nevi İkinci makamda kul, Mevlâdan ayıran engeller 5. Nevi İkinci makamda, nefs-i levvamenin alem-i misâle geçmesi 6. Nevi Âlem-i misalde olan fehvaniyye, tasfiye ve tezkiye alametleri 7. Nevi Kalbin tasfiyesinin ve tezkiyesinin en güzel ve kolay yolu 8. Nevi İkinci makamda salikte bulunan gadabın menşei ve ilacı 9. Nevi İkinci makamda bulunan engelleri gideren işler ÜCÜNCÜ FASIL Üçüncü makamda bulunan nefs-i mülhimeyi on nevi ile beyan eder. 1. NeviNefs-i mülhimenin bu ismi alması sıfatları ve terakkisi 2. Nevi Üçüncü makamda bulunan salikin mürşide teslim-i irade etmesi 3. Nevi Üçüncü makama mahsus olan isim ile iştigal 4. Nevi Hakikatın batını ve sırrı, şeriat olduğunu bir misalle bildirir. 5. Nevi Üçüncü makama mahsus olan isim ve iştiğal 6. Nevi Üçüncü makamda nefs-i mülhimenin güzel vasıfları 7. Nevi Üçüncü makamda olan salike rühanilerin hitabı 8. Nevi Üçüncü makamda olan salıkın aşk hali 9. Nevi Üçüncü makamda olan salikin inkıbaz ve ftikârı 10. Nevi Üçüncü makamda olan salike üçüncü ismin te’siri DÖRDÜNCÜ FASIL Dördüncü makamda bulunan nefs_i mutmainneyi dört nevi ile beyan eder. 1. Nevi Mutmainne nefsin bu ismi alması ve sıfatları 2. Nevi Dördüncü makamda bulunan kamilin meyi ve iltifatı 3. Nevi Dördüncü makamda bulunan kamilin Peygamber’e muhabbeti 4. Nevi Ezkiyanın sülükü tercihini ve evliya yollarına tatbikini bildirir. BEŞİNCİ FASIL Nefs-i radıyyeyi üç nevi ile beyan eder. 1. Nevi Nefs-i radiyyenin bu ismi alması ve sıfatları 2. Nevi Beşinci makamda bulunan kamilin halleri 3. Nevi ilmü’l yakin, aynü’l-yakin ve Hakku’l-yakin halleri ALTINCI FASIL Altıncı makamda bulunan nefs-i mardiyyeyi üç nevi ile bildirir. 1. Nevi Nefs-i mardiyyeinn bu ismi alması ve sıfatları 2. Nevi Altıncı makamda bulunan kamilin halleri 3. Nevi Tabiat, zıll ve nefs-i rahmaninin, üçünün bir cevher olduğu. YEDİNCİ FASIL Yedinci makamda bulunan nefs-i kâmileyi sekiz nevi ile beyân eder. 1. Nevi Nefs-i kamilenin bu ismi alması ve sıfatları 2. Nevi Mürşid-i kamilin alametleri, keramet ve ibadetleri 3. Nevi Kabiliyetli salikin metanet ve alametleri 4. Nevi Kabiliyetli salik üzüntü ve kabz ile münşerih olur. 5. Nevi Salik, nefs-i emare makamında iken şeytanın yolunu kesmesi 6. Nevi Salik, nefs-i levvamede iken, şeytanın yolunu kesmesi 7. Nevi Salik nefs-i mülhimede iken, şeytanın, yolunu kesmesi 8. Nevi Nefs-i mütmainneye gelmesi, Mevlâ’nın kal’asına girmesi. SEKİZİNCİ FASIL Şeyh İsmail, Tillovi’nin hallerini on nevi ile beyan eder. 1. Nevi Hz. Gavs’ın neseb, mezheb meşreb ve dili 2. Nevi Hz. Gavs’ın kuyu hikayesi 3. Nevi Hz. Gavs’ın şemail ve ibadetleri 4. Nevi Hz. Gavs’ın adet ve elbiseleri 5. Nevi Hz. Gavs’ın müridi Osman Efendi’nin ilk halleri 6. Nevi Osman Efendi’nin mürşid araması 7. Nevi Hz. Gavs’ın, Osman Efendi ile görüşmesi 8. Nevi Hz. Gavs’ın bazı kerametleri 9. Nevi Osman Efendinin vefatı 10. Nevi Hz. Gavs’ın istikameti ve vefatı zamanı. KİTABIN HATİMESİ Habibullah’ın sohbeti ve erkânını dört fasılda beyân eder BİRİNCİ FASIL Habibullah’ın kısaca hallerini ve güzel geçinmeyi üç nevi ile bildirir. 1. Nevi Resullullah’ın Ashâbını, din âlimlerinin güzel ahlakını bildirir. 2. Nevi İnsanlara iyi geçinmeyi ayetlerle bildirir. 3. Nevi Herkese iyi davranmayı Hadis-i ile bildirir. İKİNCİ FASIL İnsanlarla iyi geçinmenin , evlenmenin fayda ve zararlarını dört nevi ile anlatır. 1. Nevi İnsanlarla iyi geçinmenin faydalarını hadisi şeriflerle bildirir. 2. Nevi İnsanlarla iyi geçinmeyi haber ve eserle bildirir. 3. Nevi İnsanlarla iyi geçinmeye dair büyüklerin sözleri 4. Nevi Evlenmenin fayda ve zararları. ÜÇÜNCÜ FASIL Hâlık ve halkla sohbetin edeb ve rükunlerini onüç nevi olarak bildirir. 1. Nevi Kulun Mevlâ’sıyla huzur ve ünsiyetini edebleri 2. Nevi Âlimin taliblerine talim ve tedrisinin edebleri 3. Nevi Talebenin üstadından ilim öğrenmesinin edebleri 4. Nevi Baba ve anne ile ülfetin edebleri 5. Nevi Evlenmenin edeb ve şartları 6. Nevi Ehli ile oynama ve cimanın edeb ve şartları 7. Nevi Birleşme zamanı ve çocukların hal ve şekilleri 8. Nevi Kişinin ehliyle sohbet ve ülfetinin edebleri 9. Nevi Kadının kocasıyla sohbet ve ülfetinin edebleri 10. Nevi Kişinin evladıyla sohbet ve ülfetinin edebleri 11. Nevi Efendinin köle ve cariyesi ile sohbetinin edepleri 12. Nevi Akrabanın akraba ile sohbetlerinin edebleri 13. Nevi Kişinin komşusuyla sahbetinin edebleri DÖRDÜNCÜ FASIL Dostlarla ve tanıdıklarla cahil ve avâmla olan sohbetin edeblerini altı nevi olarak bildirir. 1. Nevi İyi arkadaşlarla sohbetin edebleri 2. Nevi İnsanlar arasındaki sohbet ve ülfetin edebleri 3. Nevi Cahil kimselerle sohbetin edebleri 4. Nevi Âlimlerin zahir ve işlerindeki intizam 5. Nevi Evliya-yı kirâmın zahiri işlerindeki intizam 6. Nevi Bütün uzuvların günah ve âfetleri, zenginlik ve fakirlik sebepleri SONSÖZ Yukarıda bildirilen tâat ve muamelâtı ınsana kolaylaştıran tevhîdi bildirir. Yazar Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. Tercüme Faruk Meyan Sayfa Sayısı 1169 Boyut 18 x 25 cm Basım Yeri İstanbul Kapak Türü Ciltli Sert Kapak Kağıt Türü Kitap Kağıdı Dili Türkçe Dağıtım Kitap Takipçileri Temin Süresi Aynı gün kargo ONUNCU BÖLÜM Ayın, Allah'ın kudretiyle, tesirlerini ve burçlar itibariyle hallerini, yedi gezegenin tesirli saatlerini, feleklerin sayılarını, seslerini ve nağmelerini, merkezlerini hareketleriyle dairelerin meydana gelişlerini, esiri cisimlerin tesirlerinin başlangıçlarını beş madde ile açıklar. Birinci Madde Ayın, Allah'ın kudretiyle tesirlerini bildirir. Ey azizi, malûm olsun ki, filozoflar sözbirliğiyle demişlerdir ki Kadir ve aziz olan Allah'ın takdiri ile yüksek cisimlerin mertebelerine göre, alçak cisimlere çeşitli tesirleri vardır. Güneşi en fazla tesiri, sıcaklığı ile olduğu gibi, ayın dahi en fazla tesiri, rutubeti iledir. Allah, bu aya, kendi kudreti ile nice özellikler bahşetmiştir. Bunlardan biri, ay deniz ufkundan doğar. Deniz suyu onunla med olup sahiline yükselir. Ay, denizdeki gün yarısına geldiğinde denizin meddi bitip, Ay, gün yarısı dairesinden indiğinde denizin suyu sahilleride cezr olup çekilir. Ay, deniz ufkuna ininceye kadar cezr devam eder. Ay, ufuktan indiğinde cezr de nihayet bulur. Şu halde med ve cezr bu minval üzere olur. Ayın özelliklerindendir ki, ayın artışı zamanında yani ayın ilkyarısında sıcaklık ve rutubet çok olup kanın kabarmasıyle dolan insan ve hayvan bedenleri kuvvet bulur. Dolunaydan sonra yani ayın ikinci yarısında kuruluk ve soğukluğun çoğalması ile dört unsurun karışımı bedenlerde bulunduğundan kanın kabarması azalıp, büyüme ve gelişme az olur. İnsan ve hayvan bedelleri zaaf bulur. ayın özelliklerindendir ki, ayın ilk yarısında hasta olanların bedelleri kuvvetli bulunup, çoğunun hastalığı defolur. Ayın ikinci yarısında hasta olanların bedenleri zayıf olup, hastalıkları çoğalır. Ayın özelliklerindendir ki, ayın nurunun çoğaldığı günlerde ruh sahiplerinin beyin dokuları ziyade olup, ayın nurunun azıldığı günlerde beyin dokuları dahi azalır. Ayın özelliklerindendir ki, aylı gecede insan aya karşı uyusa veya çok otursa bedenine gevşeme ve tembellik gelip baş ağrısı ve nezle olur. Ayın özelliklerindendir ki, aylı gecede hayvan eti kalsa az zamanda tadı ve kokusu değişir. Ayın özelliklerindendir ki, ayın nurunun çoğaldığı günlerde nehirlerde ve denizlerde balıklar yağlı olup suyun yüzüne çıkarlar. Ayın nurunun azıldığı günlerde balıklar zayıf olup suyun dibine giderler. Ayın özelliklerindendir ki, ayın ilk yarısında yerdeki haşereler yeryüzüne çıkar ve çoğalır. Yırtıcı hayvanlar ceset yemeye çok hırslı olur. Ayın ikinci yarısında haşerele ve yırtıcı hayvanla aksi hareket ederler. ayın özelliklerindendir ki ayı ilk yarısında dikilen ağaçlar fazla uzar ve gelişir. İkinci yarısında dikilenle zayıf olur veya kurur. Ayın özelliklerindendir ki, ayın ilk yarısında bütün meyveler, çiçekler, otlar, bitkiler fazla büyür ve gelişir, renkleri ziyade olur. Ayın özelliklerindendir ki, ayın ilk yarısında kamış, keten, bitki gibi şeylerin kurusu üzerine ayın ışığı düşse hemen çürüyüp parçalanır. Ayın ikinci yarısında bu durum az olur. Ayın özelliklerindendir ki, ay küresi ayna gibi yer ve su küresine dönük bulunduğu için deniz ve karanın adaları ve sahilleri gemileri, dalgaları, dağları, vadileri, köyleri ve şehirleri bütün şekil ve rengi ile şahıs ve kurumları ile bize aksettirip gösterir. Rasatçılar o aynada yerin yüzünü tamamen seyrederler. Lâkin o saf ayna bizden çok uzak olduğundan eşyanın şekilleri teşhis olunmayıp, ayın yüzü bu akisler ile bulanık görülür ki, ona ay lekeleri derler. Diğer gezegenlerin sayılan sıfatlarının özel saatlerde canlılara ve cansızlara gizli tesirleri; açıklanan güneş ve ayın tesirlerine kıyas olunmuştur. Halbuki âlemin bütün cüzlerinde hakiki müessir ancak hak Taâlâ bilinmiştir. Bu felekler, yıldızlar ve tabiatlar dolap, âlet ve hayaller misali bulunmuştur. Bu durum alır fikretmek ve düşünmek, Allah'ı tanımaya vesile olmak için ve hepsini insanda bulmak için yıldızların ve feleklerin durum alır bu Marifetnâme'de bu miktarca açıklanarak yazılmıştır. NAZM Hamd o Allah'a ki yektadır ol Dahi dâna ve tüvânâdır ol Ona mahsus ve müsellemdir hem Mû be mû cümle umur-u âlem Mutasarrıf odur eşyaya tamam Ne havas arada her giz ne avam İkinci Madde Ay yıldızının burçlar itibari ile olan özellikleri ve ihtiyarlarını bildirir. Ey aziz, malûm olsun ki, müneccimler, ayın her burç ile başka bir tesirini tecrübe ettiklerini takvim ile yazmışlardır. Şimdi o takvimi, bundan önce Türkçe olarak nazmetmiş iken o manzumemizi buraya yazmak münasip görülmüştür. NAZM Bismike Allahümme yâ emine'l-hutar İbtede'nâ bi ihtiyarhât'il-kamer Hamd lillah çok salât ve çok selâm Ol Resul ve âll ü suhhune müdam Badehü der Hakkı bilgil ey beğim Ehl-i hey'et kavlidir bu dediğim Çâr unsur üzeer çarh-ı kürrât Kaplamış birbirin sık tabakât Pes besal misli olur mecmuu top Merkez-i arz olmuş esgal-i cezûb Ol vasattır merkez-i âlem heman Her cihetten esgal ol nokta nihan Çarh-ı a'zam kim muhit-i cümledir Cüm-ı atlastır deyme encümledir Her cihetten o mahdud fevktir Günde bir devr etmede bir şevkdir Kim yirmidört saatte müdam Şarkdan garba eder devrin tamam Hem içinde olan eflâkı bile Döndürür kendiyle şarkî garb ile Gece gündüz her tulu ve her gurub Kutb-u âlem üzre devrinden olup Çarh-ı sâminde oniki burç bil Mıtıkada her birin sî sehm kıl Hep sevabitle ol olmuş muhteşem Kutb-u âlemden cüda kutb üzre hem Garbdan şarka döner âhestece Olsa yetmiş yıl gider bir derece Garbdan şarka zühal dahi gider O iki burcu otuz yıl kateder Müşteri hem garbdan şarka gider Oniki yılda heman bir devr eder Garbdan merih hem deveran eder Bir yıl onbir ayda bir devre gider Çarh-ı sâmin kutbu doğrusunda tam Şems hem çarhıyle devr eyler müdam Garbdan şarka güneş dahi gider yılda bir oniki burcu kat' eder Yılda bir hem çarh-ı zühre ydevr eder Garbdan şarka utarit hem gider Cümlenin tahtındadır devr-i kamer Sürat üzre kendi çarhıyle döner Gardan şarka dahi ay devr eder Devresin yirmisekiz günde gider Çarh-ı sâmin oniki kısm olunur San kavun oniki dilim bulunur Her kısım bir burc adıyla asl olur Kevn her üçünde ike bir fasl olur Çün hamel sevr ile cevzâdır bahar Fasl-ı yay sertan esed sünbüe dâr Fasl-ı güz mizan ve akreb gas tut Hem şitadır burc-u cedî ve delv ve hut Oniki burc oniki aydıry müdam Rum ayın otuz gün akdem bil tamam Bu buruca etmeden tahvil gün On gün akdem rum ayın başla bütün Bil bahar âzar nisan ve eyâr Yaz haziran temmuz tabah-ı hâr Hem harîf eylal ve teşrinin nâm Kış dü kanun ve şubat olmuş tamam Bil her ayda hangi burca gün gider Her ayın kaçında gün tahvil eder Mâh-ı âzar ol fasl-ı bahar Olmuş eyyamı otuzbir gün nehar Onbirinci gün güneş tahvil eder Hem hamek burcunda otuz gün gider Ol burc-u hamel nevruz olur Pes beraber ol şibih ol ruz olur Mah-ı nisan evsat-ı fasl-ı rebi' Olmuş eyyamı otuz gün ey şeci' Aşırında şems hem tahvil eder Burc-u sevr içre otuçbir gün gider Mah-ı mayıs ahir-i fasl-ı bahar Olmuş eyyamı otuzbir gün nehar On birinci gün güneş tahvil eder Hem hamek burcunda otuz gün gider Ol burc-u hamel nevruz olur Pes beraber ol şibih ol ruz olur Mah-ı nisan evsat-ı fasl-ı rebi' Olmuş eyyamı otuz gün ey şeci' Aşırında şems hem tahvil eder Burc-u sevr içre otuzbir gün gider Mah-ı mayus ahir-i fasl-ı bahar Bil otuzbirdir ona leyl ve nehar Onbirinci gün güneş tahvil eder Burc-u cevzada otuzbir gün gider Bil haziran ol sayf ey beşer Hem otuz gün on içinde gün döner Onbirinde şems hem tahvil eder Seretan burcun otuzbir gün geçer Mah-ı temmuz evsat-ı sayf ey hümam Olmuş eyyamı otuzbir gün tamam Onikinci günü gün tahvil eder Hem esed burcun otuzbir gün keser Bil ağustos ahir-i sayf ol zaman Olmuş eyyamı otuzbir gün heman Onikisine güneş tahvil eder. Sünbüle burcun otuzbir gün geçer Mah-ı eylül evvel-i fasl-ı harif Olmuş eyyamı otuz gün ey zarif Onikinci gün güneş tahvil eder Burc-u mizan içre otuz gün gider Burc-u mizan evveline gelse gün O geceye hem beraberdir o gün Mah-ı teşrin ol evsattır güze Ermiş eyyamı otuzbir gündüze Onikinci gün güneş tahvil eder Burc-u akrebden otuz günde gider Bil güzün teşrin-i sâni âhiri Ol otuz gündür tamam ol mahrî Onbirinde güneş hem tahvil eder Burc-u kavs içine otuz gün gider Mah-ı kanun ol fas-ı şita Hem otuzbir gün anı bil ey fetâ Onbirinde burc-u cediye gün gelir Rebinin evveli ol gün olur Gün döner uzanmayı şebden alır burc-u Gedî içre gün otuz gün kalır Evsatı kanun-u sânidir kışın Hem otuzbir gündür anı sayışın Aşırinde burc-u delve gün gider Hem otuz günde o burcu kat' eder Bil kışın sonu şubatı gücük ay Üç yirmisekiz gün rebi say Sal-ı râbi dört rubu' bir gün olur Pes şubat yirmidokuzu bulur Tasiinde burc-u huta gün gider Hem otuz günde o yburcu seyr eder Çün hamel burcunda gün firuz olur Bil tamam olup yine nevruz olur İbtiday,ı sal şemsi mart bil Hem şuhur-u rumî istihrac kıl Lafz-ı ebced hevvez olmuş heft harf Her biri bir aya mahsu oldu zarf Mart hâ ebril elf cim mayıs al Ve o haziran hemze temmuz âb dal Za'dır eylül ve dü teşrin ba ve ha Hem kanun za cim eşşbat ve o şeha Hıfz et ebced ve zevabid hevvez beced Hez ebced hevvez hüve ile ad Kim bu yirmisekiz harfin geri Harf-ı bâzâr ola her yılda biri Bil yüzaltmışaltıdır tarih-i sal Marttadır bâzâr ebced lafzında dal Ertesi sal ol bâzâr ha'ya gider Hem bu tertib üzre daim devr eder Olsa âzerle muharrem bir o yıl Sal tedahül ede bir ysa tarh kıl Kim otuzüç yıl otuzüç mark olur Sal muharremle otuzdördü bulur Gel dilerysen şehr-i rumun gurresin Harfini cem et hazâr harfiyle hîn İbtida hafta durur yevm-i ahad Başla ol mecmuu bundan eyle ad iki haftadan ne gün gâyet bulur Gurresi ol ayn ol günden olur Çün muharremdir Arabda res-i sal Gurre-i şehri kamerdir hem hilâl Za muharrem ba safer ha'dır âd Dü rebia ve o elifdir dü cemad Ba receb şaban dal ha ramazan Za'yı şevval ka'de elf cim hicce dân Heşt harf oldu ehec zedbud heman Her biridiry bir sene hâkim olan Binyüzaltmışaltıya çün geldi sal Hâkim sal ol muharrem oldu dal Ertesi yıl hâkim-i saldır elif Devr-i daimdir hiç olmaz muhtelif Bilmek istersen hilal ne gündür ol Harini hâkimle cem et gurre bul Gurre-i şehr-i hilali hem tamam İki hafta günlerinde bul ümdam İbtida şemsin mekanın bulasın Ta buruc-u mâhı andan bilesin Bir derece gün gider her gün heman Ay gider onüç derece ol zaman Ay günü her gün oniki derece Çün geçer böyle hesap et her gece Pes şuhur-u rumdan bil şemse ay Kaç gece geçmiş hilal ol mahı say Ta ki malum ola andan cay-ı mah Maha ne burcun kaçıdır seyrgâh Anda iken meh ne iştir ihtiyar Kim ayın her burcda bir hükmü var Ya ayın geçmiş şebin tazif kıl Beş aded hem zam edib kaç oldu bil ol aded kaç kere beş olduysa say Kangı burc olmuş dahi bil şemse ay Şemsden başla beşer her burca ver Baştan azı sayma burc-u maha er Çün hamel burcunda hoş bulunsa ay Her işi bede' etmeği sen yahşi say Gelse bur-u sevre tezvic ve nikâh Kıl ticaret hem bina hayr ve salah Gelse meh cevzâya kat eyle siyab İlm oku hem al akar ve al devvab Seretana hoştur irsal-i haber Şurb-i müshil yahşidiry nakl ve sefer Meh esedde arz-ı hâcet yahşidir Zür' ve tamir ve hacamat yahşidir Sünbüle burcunda olsa key cedîd Sohbet-i nisvan münasib al abîd Gelse meh mizana kıl bey' ve şira Eyle sohbet dinle lehan iç deva Burc-u akrebde gerek tuhr ve ifaf Uzlet ve semt ve firag ve itikâf Kıl hacamat gelse burc-u kavse ay Lebs ve istihmam ve halkı yahşi say Gelse burc-u cedîye kıl sayd ve şikâr Hufr âbar ve ziraat eyle kâr Gele burc-u delve hoştur kevb Vaz'-ı bünyad duhul-ü belde hûb Huta gelse eyle deryada sefer Ahd ve şirkettir ticaret-u muteber Binyüz altmışaltı tarihinde tam Buldu yüz beyt içre takvim ihtitam Hakkı ettin ihtiyârâtı beyan Hakka her halde tevekkül kıl heman Alem,i ecsâmı çün buldun hayal Alem-i ervaha gel hoş bunda kal. Tehlikelerden emin eden Allah'ın ismiyle ayın ihtiyarlarına başladık. Hamd Allah için, çok salat ve çok selam Resule, aline ve ashabına olsun sürekli Ehl-i heyet astronomlar. Kavl Söz. Çâr Dört. Kürrat Küreler. Besal Soğan. Esgal Ağırlık. Muhit Kuşatıcı. Fevk Üst . Sâmin Sekizinci. Si- ise Altı sevabit Sabitler. Çarh Felek. Şems Güneş. Azer Mart. Eyyar Mayıs. Tabah-ı hâr Ağustos. Harif Sonbahar. Dü İki. Near Gündüz. Hamel Koç. Sevr Boğa. Cevza İkizler. Seretan Yengeç. Esed Arslan. Sünbüle Başak. Mizan Terazi. Gavs Yay. Cedî Oğlak. Delv Kova. Hut Balık. Fasl- ı rebi' İlkbahar. Aşır Ounncu. Leyl Gece. Sayf Yaz. Fasl,ı harif Sonbahar. Fasl-ı şita Kış. Şeb Gece. Sal Yıl. Râbi Dördüncü. Şuhur Aylar. Tedahül Geçme. Tarh Çıkarma. Gurre Ayın ilk on günü. Yevm-i ahad Pazartesi. Res-i sal Sene başı. Cay Yer. Mah Ay. Bede' Başlama. Siyab Elbise. Devvab Hayvan. İrsal Gönderme. Şürb İçeki. Zür' Ziraat. Nisvan Kadınlar. Bey' ve şira Alış-veriş. Samt Susma. Lebs Giyim. İstihmam Hamam. Sayd Av. Şikâr Avlanma. hufr âbâr Kuyular kazmak. Vaz'-ı bünyad Binalar yapmak. Duhul Girmek. Üçüncü Madde Yedi gezegenin birbirine nispetle benzerliklerine ve yeryüzünde âfâk itibariyle tesir saatlerini bildirir. Ey aziz, malûm olsun ki, ibret alanlar ve hayret edenler demişlerdir ki Bu âlem, misli görülmemiş ne şaşırtıcı bir icattır! Bu felekler ne garib sanat ve hikmettir! Bu cihanı tanzim, ne nihayetsiz kudret ve azamettir. Hakim ve yaratıcı her şeyden münezzehtir. Bu yıldızları ve felekleri, bu görüntü ve tertip üzere yaratan Allah Taâlâ'ya nice yüzbin kenre hamd ve senalar olsun ki, bizlere lütuf ve inayet edip, güneşi gezegenler ortasına koymuştur ki, yeryüzüne itidal üzere hayat bahş eder. Eğer güneş, bu tesiriyle, ay feleğinde olsaydı, sıcaklığının şiddetinden yeryüzü yanardı. Eğer burçlar feleğinde olsaydı, soğuğun şiddetiyle tabiatlar bozulurdu. Şu halde yedi gezegen ortasında cihan sultanı ve öteki gezegenler ona asker ve yardımcı olmuştur. Ay vezir, utarip kâtip, zühre sâzende, merih asker, müşteri kadı, zühal hazinedâr benzeridirler. Burada bulunan samanyoluna, Kâbe yolu derler. Araplar Gök kandili, yıldızlar anası ve Acemler Kehkeşan derler. Bunun hakikati, burçlar geleğinde anlatılan altıncı değerin en küçüklerinden olan sabit yıldızlardır. Bunlar, birbirine yakın olduklarından, birbirine temas edip, beyaz bulutlar gibi görünmüştür. Lakin bu yolun, gece evvelinde bir başı güneyde, bir başı kuzeyde bulunup; gece yarısında güney başı batıya ve kuzey başı doğuya varıp; gecenin sonunda batı başı kuzey ve doğu başı güney olup, bize nispetle değirmen gibi dönmesinin hakikatinde akıllar hayrette kalmıştır. Gerçi bu konuda çok şey söylenmiştir. Mülkünde olanların hakikatlerini Allah daha iyi bilir. Fakat yedi gezegen yıldızın, yeryüzünde, ufuklarda, saat be saat nöbete olan tesir saatlerini, bu tarihten önce tabir ve beyan eylediğimiz Türkçe manzume, bu makama münasip görülüp yazılmıştır. NAZM Hüda'ya şükür kim halk etti bunca encüm ve eflak Salat ol dostuna olsun ki şanında demiş "lavlak" Ve bade Hakkı der lim-i felek sırrın ayan ettim Otuz beyt içre nahs ve sa'd sââtı beyan ettim İki âlemde bir bildim müessir zât-ı Mevlayı Veli rabt eylemiş esbaba ednâyı hem a'lâyı Eğer bilmek dilersen olduğun saat ne saattir Ne kevkeb hükm eder ol dem nehûset ya saadettir Yedi gece yedi gün gün batıb doğduğu ân içre Yedi seyyareden bul kangı hâkimdir zaman içre Ki her gün haftadan her gece bir seyyarenindir kim O eb ol ruzun evvel saatinde hem odur hâkim Heman hıfz et yedi lafzını yedi gün ybil yedi kevkeb Edes biyr çahh deld hesi ve reh zühaldir hep Evail-i harf için hevvez olmuş hafta eyyamı Huruf-u sâniye şeb-i sâlise gün hâkimi nâmı Şeb-i pazar utarit ertesi müşteri talib Şeb-i se şebneye zühre zühal çarşamba şeş gâlip Hamîs akşamı şems ve cuma akşamında meh şâmil Şeb-i sebt oldu merih ol huruf-u sâniye kâmil Pazar şems ertesi meh salı merih erbaaya tîr Hamîse müşteri cumaya zühreye sebte keyyân-ı mîr Yedi lafz içre şeb hem ruz-u evâil saatinden al Yukarıdan yedi seyyareyi tertib ie say gel Zühalden müşteri merih ve şems ve zühreye hoş yet Utaritle kamerden geç bu tertib üzre hem devr et Birer saat hükümetle olur seyyareler kaim Gecedir oniki saat gündüz hem oniki daim Gece gündüz yirmidört olur ysaat ki sânîdir Değildir müstevî bunda murad ancak zamanîdir Zamanî ysaatin miktarı artar eksilir bile Adedle muhtellif olmaz şeb ve rûz tûl ve kasr ile Neharın kavsini hem onikiye kısmet kıl Bu saatin iri daim ona nısf-ı südüsdür bil Şeb ve rûz tûl ve kasr ile kıyas et saati böyle Tulu ve hem gurubun geçmişin bul hoş hesab eyle Geçen saati bul zulemden ya rubu öğren ya üstürlab Gaymde yapma saati bu saatten zamanı ya Zamanî saati beraber yedi seyyareye ver gil Ne kevkeb olduğu vakte gelirse hâkim anı bil Zühaldir nahs-ı ekber saati hem ağır olurmuş Mekânı çarh-ı sâbidir bina yap başlama hiç iş Mübarek müşteridir su'd-u ekber saatin hoş bil Nakl ü bey' ve şira tezvic edip her şuğula ol mail Cihan-ı merihe mahkum oluğu ysaat hiç iş etme Çün oldur nahs-ı asgar pes kan aldır kimseye gitme Mübarek şems hükmünde taleb kıl cümle yârânı Mekanı çarh-ı râbidir ziyaret eyle sultanı Çün zühre su'd-u asgardır o saat ictima eyle Müferreh sohbet et hoş söz güzel savt istima eyle Utarit müntezicdir ol zaman yaz nüsha hem mektub Kitab oku okut nakş et hesab etek olur mergub Kamer su'd oldu bu gökte o saatte sefer hoştur Ticaret şirket ve irsal-i mektub ve haber hoştur Yedi seyare ahkâmı bu tertib üzere kanundur Gel ey Hakkı bil ol Hak'kı ki cümle hükm anındır Kamu nahsi kau su'du kamu şerri kamu hayrı Hep edib eyleyen Hak'dır bir anı bil unut gayri Ko üç mevlidi dört ümmü yedi âbâî ne tâkı Kamusu hâlik ve fâni hüve'l-hayyü hüve'l-bakî Hüda'ya şükür ki bunca yıldızlar ve felekler yarattı. Salat o peygambere olsun ki, şanında "Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım" demiş. Sonra Hakkı, felek ilminin ırrını açıkladım, dery. Otuz eyt içre uğursuz ve kutlu saatlerini açıkladım. İki âlemde Mevla'nın zatını müessir bildim. Evet, alçağı ve yükseği sebeblere bağlamış. Eğer olduğun saat ne saattir bilmek dilersen, o dem ne yıldız hükmeder, uğursuz ya saadettir? Yedi gece yedi gün batıp doğduğu an içre, yedi gezegenden bil hangisi hâkimdir zaman içre. Haftadan her gün bir gezegenindir ki, o gece ve güdüzün ilk saatinde odur hâkim. Hemen ezberle yedi lafzını, yedi gün bil yedi yıldız. pazar gecesi utarid, ertesi güne müşteri talip. Salı gecesine zühre, çarşamba zühal galip. Perşembe akşamı güneş, cuma akşamında da ay. Cumartesi gecesi merih. Pazar güneş, ertesi ay, salı merih, çarşamba utarit, perşembe müşteri, cuma zühre, cumartesi zühal. Yed ilafz içre günün ilk saatlerini al. Yukarıdan yedi gezegeni tertip ile say. Zühalden müşeri, merih ve güneş ve zühreye gel. Utaritle aydan geç. Bu tertip üzere devr et. Birer saat hükümetle gezegenler kaim olur. Gece oniki saat, gündüz de daiim oniki saat. Gece ve gündüz yirmidör olur. Bunda eşitleme yesas değil, zaman esastır. Zaman saatinin miktarı da artar eksilir. Sayıyla muhtelif olmaz gece ve gündüz. Uzatma ve kısaltma ile günün yayını da onikiye böl. Bu saatin her biri ona altıda birin yarısıdır bil. Gece ve gündüz uzama ve kısaltma ile kıyas et saati böyle. Doğuş ve her batışın geçmişini ubl hoş hesap eyle. Geçen saati bul karanlıktan ya rubu öğren ya üstürlab. Gaymde yapma saati bu saatten zamanı yap. Zamanî saatle birlik yedi gezegene var gil. Hangi yıldız, olduğun vakte gelirse hâkim onu bil. Zühaldir başlama hiç iş. Mübarek müşteridir büyük saadet, saatini hoş bul. Nakl, alış-veriş ve nikah edip, her şuğula meyyal ol. Cihan, merihe mahkum olduğu saat, hiç iş etme. Çünkü küçük uğursuz odur. Şu halde ka aldır, kimseye gitme. Mübarek güneş hükmünde iste bütün dostları. Yeri dördüncü felektir, sultanı ziyaret eyle. Zühre küçük saadettir, o saat topla, sohbet et, hoş söz, güzel ses dinle. Utarit, mümtezictir, o zaman nüsha ve mektup yaz. Kitap oku, okut, nakş et, hesap etmek rağbet olunur. ay saadet oldu bu gökte, o saatte sefer hoştur. Ticaret, şirket, mektup ve haber gönderme hoştur. Yedi gezegen hükümleri bu tertip üzere kanundur. Gel ey Hakkı, bil o Hak'kı ki bütün hükm onundur. Kamu uğursuzu, kamu saadeti, kamu şerri, kamu hayrı hep edip eyleyen Hak'tır. Bir onu bil, gayriyi unut. Üç bileşiği, dört anayı, yedi babaları bırak. Hepsi yaratık ve geçici. Yalnız Allah diri ve bâkidir. Dördüncü Madde Feleklerin sayılarını, seslerini, nağmelerini, merkezlerinin hareketleriyle meydana gelen itibarî daireleri bildirir. Ey aziz, malûm olsun ki, filozoflar ve astronomlar sözbirliğiyle demişlerdir ki Feleklerin sayısı, yazıldığı üzere; yirmidörttür ki büyük felek, sabitler feleği, üç yükseğin üçer felekleri, güneşin iki feleği, zührenin üç feleği, utaridin ve ayın dörder feleği... bu yirmidört felek, birbirini kuşatıcı ve birbirine teğet bulunup, hareketleri muhtelif olduğundan, her bir felek başka bir yerden, canfezâ nağmelerle tesbih ve tehlil edip, sürekli Yaratıcı'nın aşkıyle raks ve deveran ederler. Feleklerin bu hallerini, rasatçılar âletlerle gözetleyerek işitip temaşa edip, nice esrarına vâkıf olmuşlardır. Feleklerin seslerini ve nağmelerini perdeleriyle zab edip; üst ve lat makamları itibariyle ybirbirine karıştırıp, ruhlar için nice in türlü macun ve lezzetli şerbetler yapmışlardır. Her bir canfeza makamı, nice derde deva ve nice hastalığa şifa ve nice tab'a safa ve nice kalbe cila ve nice ruha gıda bulmuşlardır. Bu ilmi Ruhanî tıb, ruhanî geometri, ruhanî kuvvet ve musikî bilgisi diye isimlendirmişlerdir. NAZM Musiki hikmete dair fendir Bilene bilmeyene ruşendir Nice esrarı var idrak edecek Pür gelir sinelieri çak edecek İtibarat ve tekâsim ve füsul İtiyazat-ı makamat ve usul Perde ve peşrev ve savt u amel Kâr ü nakş ü şa'b ü kavl ü gazel Her biri hikmet ile memludur Can riyazın suvarır bir sudur Nağme-i yabis ve hâr ve bârid Çeşme-i mahz-ı hikemden vârid Her biri bir maraza nâfidir Zıddını her birisi dâfidir Zîr ve belâsı hevadıry amma Dair olur mu havaız dünya Hikmeti canda revân muzmardır Anlamaz lütfunu ol kim kördür Böylece zevkin eder ehl-i reşad Eylesin zevkini Allah ziyad Verir insana hayat-ı tâze Nağme-i bülbül hoş avâze Guş kıl nağmesini mürgânın İktiza eyler ise insanın Nağme-i şuh hoş âheng-i beşer Hâh nâ hâh eder insana eser Nağme bir mantık-ı ruhanidir Nağmenin lezzeti vicdanidir Canfezâdır nefs-i insanî Dilrübadır niğam-ı ruhanî Eğer hakikiatle olursan sâmi Olmaz evkat-ı hayatın zâyi Musiki, hikmete dair ilimdir; bilene, bilmeyene aydınlıktır. İdrak edecek nice sırları var. Sineleri çak edecek pür gelir. İtibarlar, fasıllar ve taksimler, makamların imtiyazları ve usul, perde ve peşrev, ses ve amel, iş ve nakş, topluluk, söz ve gazel her biri hikmet ile doludur. Can riyazeini suvarır bir sudur; kuru, sıcak ve soğuk nağme salt hikmet çeşmesinden vârittir. Her biri hastalığa faydalıdır. Zıddını her birisi defedicidir. Alt ve üstü havadır ama, havasız dünya döner mi? Hikmeti, canda akan muzmardır. Kör olan lütfunu anlamaz. Böylece reşat olanlar zevkini eder. allah zevkini artırsın. İnsana taze hayat verir, bülbül nağmesi ve hoş âvâze. Kuşların nağmesini dinle. İktiza eyler ise insanın şuh nağmesi, insanın hoş ahengi ister istemez eder insana eser. nağme, ruhanî bir mantıktır. Nağmenin lezzeti vicdanîdir. insan nefesi canfezâdır. Ruhanî nağme, dilrübadır. Eğer hakikatle dinleyici olursan, hayatının zamanları zâyi olmaz. Feleklerin çizdiği dairelerin açıklanması budur ki Gezegenlerin feleklerinin içlerinde, noktaların dönüşüyle çizilen dairelerden iryisi, o dairedir ki; güneşin merkezinin hareketinden merkez dışı feleğin çevresi üzerinde çizilmiştir. Döndürücünün merkezinin hareketlerinden, taşıyıcı feleklerin çevreleri üzerinde çizilen dairelerdir. Yıldızların merkezlerinin hareketinden, döndürücü feleklerin çevreleri üzerinde çizilen dairelerdir ve bu daireler, hangi felekte çizilmişse, o feleğin ismiyle isimlendirilmiştir. Mesela, güneşin merkezinin hareketinden, merkez dışı felekleri üzerinde çizilen daireye Merkez dışı felek denilir. Diğerleri buna kıyas olunur. Taşıyıcı felekler nâmiyle lakaplanan beşdaire ve ayın eğilimli feleğinin kuşağı... Bu altı daire âlemi keser farz olunsalar, mümessil feleklerin ve burçlar feleğini ve büyük feleğin yüzeylerinde oluşan daireler, burçlar feleğinden eğilimli oldukları için, onlara Eğilimli felekler derler. Bu dairelerin isimlendirildiği felekler, yukarıda açıklandığı üzere, âlemin kutbundan ve burçların kutbundan gayri kutuplar üzerinde hareket ettiklerinden, bu çizilen daireler dahi burçlar feleğinden eğilimlidirler. Şu halde, mümessillerin yüzeyleri üzerinde kesişirler. Bu noktalar, yukarıda belirtilen tepeler ve eteklerdir. İşte feleklerin suretleri ve daireleri bunlardır. Beşinci Madde Yedi gezegen yıldızın ve dört keyfiyetin tesirlerinin başlangıçlarını bildirir. Ey aziz, malûm olsun ki, kelamcılar demişlerdir ki O müneccimler ve tabiatçılar ki, Yaratıcı olan Allah'ı tanımaktan mahrum olmuşlardır. Onların bütün işleri, yıldızlara ve tabiatlara dayanıp, dalalette kalmışlardır. Bunların misali o iki karıncadır ki, bir kâğıt üzerinde yürürken bir nakş ortaya çıkar. O anda karıncanın biri şâd olup, der ki "İşlerin hakikatinin kalemden vücuda geldiğine muttali oldum." Bu karınca, en son derecede olan tabiatçı gibidir ki, bütün tasarrufları, sıcaklığa, soğukluğa, rutubete ve kuruluğa havale etmiştir. Karıncanın öbürü dahi dikkatle bakıp, görür ki; kalemin hareketi kendisinden değildir. O, parmakların iradesiyle olmuştur. O zaman sevinip, önceki karıncaya der ki "Sen galat etmişsin ve durumun hakikatini idrakten ırak gitmişsin. Zira ki, işlerin oluşu kalemden değildir. Belki bütün tasarruflar parmaklardandır. Kalem ise parmaklar arasında mecbur ve boyun eğmiştir." Bu karınca ise, o müneccim misalidir ki; işlerin tasarruflarının tümünü yıldızlara isnat yetmiştir. Bilmez ki, kendi dahi bilmeyip hataya gitmiştir. Zira ki, yıldızlar meleklerin elinde mecbur ve çaresizdir. Meleklerse, Hak Taâlâ'nın emrine itaatkâr ve boyun eğicidir. Hepsi onun iradesiyle sâkin ve hareketlidir. Biçare tabiatçı ki, tasarrufu tabiatlara isnat eylemiştir; o, sözü gerçek söylemiştir. Zira ki, tabiatların tasarrufta katkısı vardır. Eğer katkısı olmasaydı tab ilmi bâtı olup, hastalıkların ilâçları gereksiz ve âtıl olurdu. Halbuki insan anatomisi meşrudu ki, onu öğrenmeye izinliyiz. Şu halde o tabiatçının hatası ancak budur ki, görüşü zayıf olup, topal eşek misali o menzilde yatmıştır da orasını bilmemiştir. Tabiatçı dahi hak Taâlâ'nın yed-u kudretindedir ve tasarrufları onun tesiriyledir. Biçare müneccim de demiştir ki Güneş bir yıldızdır ki, âlemde sıcaklık onunladır. Işık onunladır. Eğer güneş olmasa idi bitkiler ve canlılar bulunmazdı. Gece ve gündüz fark olunmazdı. Ay bir yıldızdır ki, meyvelerin lezzeti onunladır. Eğer güneş olmasa idi bitkiler ve canlılar bulunmazdı. Gece ve gündüz fark olunmazdı. Ay bir yıldızdır ki, meyvelerin lezzeti onunladır. Gecenin nuru onunladır. Eğe ay olmasa idi çiçeklerde ve meyvelerde tabii kokular, şaşırtıcı renkler ve lezzetler bulunmazdı. Hafta, ay ve sene fark olunmazdı. Güneş, sıcak ve kurudur; ay soğuk ve rutubetlidir Şu halde yıldızlar bu keyfiyetleriyle nitelik âlemde mutasarrıftır. Müneccim bu sözlerinde sâdıktır. ancak şunda yalancıdır ki, işleri yıldızlara isnat etmiştir. Yıldızlar ise, Hak'kın emriyle bu tasarruflara yetmiştir. müneccim bunu idrak etmemiştir ki, bütün eşyada mutasarrıf ve müessir ancak Hak Taâlâ'dır. Müneccimle tabiatçının ihtilâfları, o iki köre benzer ki; biri filin hortumunu ve biri ayağını tutmuştur. Biri der ki Fil, bir oluk gibi nesnedir. Öbürü der ki Fil, bir direk gibi nesnedir. Her biri, kendi tuttuğu uzvun vasfında doğru söylemektedir. Lâkin filin bir uzvuna tamam fil budur, dediklerinde hata etmişlerdir. Yıldızların ve tabiatların tesir ve tasarrufta katkıları vardır. Lâkin tesir ve tasarruf, onlara münhasır ve mahsus değildir, belki yıldızlar ve tabiatlar, Yaratıcı ve Hakim olan Allah'ın, âletler misali hizmetçileridir. Mesela bir padişah, bir büyük saray bina edip, onda kendi veziri için bir özel örş hazırlasa ve o köşkü etrafında bir avlu peyda edip, onda oniki hücre bina eylese ve her bir hücrede bir nâib nasb eylese; ta ki vezir-i âzam, içeriden her ne buyurursa onun emrini taşraya tebliğ edeler. O hücrelerin kapıları üzerinde yedi atlı nakib yani beyler tayin eylese, ta ki hizmette hazır olalar. Padişahtan vezire ve ondan nâiblere ve onlardan nakiblere ârit olan emir ve hükümleri taşrada icra kılalar. Taşrada da dört yaya zâbit koysa, ta ki ellerinde kementler tutup, padişahın emriyle bazı insanları bağlayıp, dergâha getireler. Bazısını dahi derghahdan reddedip, süreler. İmdi, bu misalimizde padişahtan murat, âlemlerin rabbi olan Allah'dır. Büyük saray arş-ı azamdır. Vezir-i azam ilk akıldır. Köşk kürsüdür ki, vezir-i azamın makamıdır. Avlu sekizinci felektir ki, oniki burcunda oniki melek vardır. Atlı nakibler yedi gezegendir ki, onlar gece- gündüz o burçların kapılarını dolaşıp hizmet ederler Yaya zâbitler dört unsurdur ki, kendi vatanlarından hareket etmezler. Sıcaklık, soğukluk, rutubet, kuruluk ört kement benzeridir ki, ateş, hava, su ve toprağın ellerindedir. Bir kimsenin durumu değişikliğe uğrasa, üzüntü ve gam istilasıyla şaşırıp kalsa ve dünyadan yüz çevirip, el çekmek zamanı gelse; onu hakkına tabib der ki Buna sevda hastalığı üstün gelmiştir, malihülya illetini bulmuştur. Bunu etimon şerbeti ile ilaçlamak lazımdır. Tabiatçı dahi der ki Bunun hastalığı, tabiatına kuruluk üstün geldiğindendir ki dimağı üzere istila etmiştir. Tabiatının kuruluğuna sebeb kış havasıdır. Bahar gelip, rutubet havası üstün olmadıkça buna ilaç olmaz. Müneccim de der ki Buna, sevda ârız olmuştur. Sevda ise utarid ile merih arasında kötü bezerlik oluşmasından meydana gelir. Utaride iki kutlunun yaklaşmasıyle üçlenme erişmedikçe bunun hali iyiye gitmez. Halbuki bunların hepsi sözlerinde doğrudur. Zira ki, her biri aklı erdiği kadar söylemiştir. Neylesinler ki, cüzî akılla aslına ermemişlerdir. Ama hakikatte onun aslı budur ki Kaçan bir kimseye saadet ikbal edip, Hak Taâlâ ona hidayet etmek murat eylese, o kimseye iki kuvvetli nakib havale eder ki, uturidle merihtir. Onlar dahi unsurlarla yaya olan zâbitlerle emrederler ki Kuruluk kemendii o kimsenin boynuna takıp, kuruluğu başına ve dimağına havale ederle. Onu dünya lezzetinden yü çevirtip, hüzün ve gam kamçısıyle sevk edip, irade yularıyla Hak'ın huzuruna yedeler. Bu hakikati bu şekilde idrak, ne tıp ilmiyle ve ne tabiî hikmetle ve ne yıldızların hükümleriyle hâsıl olur. Belki Nübüvvet ilmiyle ortaya çıkar ki, her şeyi kuşatan ezelî ve ebedî padişahı bilmiş ola. Zira ki, Hak Taala kendi sevdiği kullarını, kâh mihnet ve bela ile ve kâh sevda hastalığıyle cenab-ı izzetine davet eder ki "Ey benim kullarım! Sizin bela ve mihnet sandığınız, benim lutuf ve sevgimin kemendidir ki, huzurumda muhterem olan kullarımı onunla kendi rıza ve cennetime ve huzur-u izzetime davet ve cezb ederim." Nitekim haberde "Muhakkak ki bela, önce peygamberlere, sonra velilere, sonra benzerlerine, benzerlerine... vekil olur," diye vârid olmuştur. Astronominin hikmetlerinden bu miktarca açıklamayla irfana vesile olan fikretme ve düşünme, cihanın yaratıcısının sanatlarını öğrenme kolaylaşıp; yüce isteğimiz olan Mevla'yı tanıma hâsıl olmuştur. Şimdi bir miktar dahi unsurların ve bileşiklerin durumlarını açıklayıp, yapılarında oluşum ve bozuşum olanların esrarını a açıklamak uygun görülmüştür. Ta ki mütalaa eden akıl sahiplerine ibret verici olup, sürur ve huzur ile gönülleri dolup, lisanlarının virdi Mevla'nın tesbihi ola. Melekûtun ve mülkün sahibi Allah münezzehtir. Mabutların meliki münezzehtir. Mevcutların belli ki münezzehtir. Kuddüs, sübbuh, ölümsüz ve uykusuz olan diri melik münezzehtir. Ey Rabbimiz, meleklerin ve ruhların rabi. Celle celalihi ve amme nevalihi!. İslam dünyasinda gerek birçok bilim dallari, gerekse çeşitli araştirma usulleri Hint, Çin, Misir, Iran ve Yunan'dan esinlenmiş, daha değişik şekillerde ortaya çikmiştir. Bu alandaki çalişmalar bazen İslam'a aykiri olan usullerle örneğin, kehanet, bazen de meşru usullerle yürütülmüştür. Bu çalişmalarin meşruluğunu savunmada en temel dayanak ise İslam büyüklerinin örneğin, Ali bin Ebu Talip, Cafer Sadik bu gizli ilimlere vakif olduklari yönündeki söylemler olmuştur. Fizyognomi de gizli ilimler içinde yer almiştir. Değişik adlar İlm-i Firaset, İlm-i Sima altinda toplanmiş çeşitli metodlar ve tezler, o dönemde aşaği yukari bugünkü fizyognominin işlevini yerine getiriyordu. Bilim adamlari bu ilimlerin veya uygulamalarin kaynağini müminin manevi gelişiminde aramişlardir. Örneğin, firaset; ilham, keşf, sezgi, keskin idrak, kalp gözüyle görmek gibi anlamlari içeren bir kavram olmuştur. Firasetin temelinde, takvanin kalpleri nurlandiran bir nimet olduğu ve göğse inşirah genişlik, huzur verdiği, bu vesile ile de müminin Allah'in nuru ile bakabildiği düşüncesi yatmaktadir. Allah kulunu sevdiği zaman "onun gören gözü, işiten kulaği, tutan eli, yürüyen ayaği" olduğu için tüm bu marifetleri Allah'in bir nimeti olarak görmüşlerdir. Müslüman bilim adamlarinin başlica özelliği ansiklopedik bilgiye sahip olmalari idi. Onlar, uğraştiklari çeşitli bilim dallarinin verdiği avantaji kullanarak fizyognomiyle ilgili olarak birtakim görüşler ortaya atmiş ve geliştirmişlerdir. Bu konudaki geleneksel görüşler değişik eserlerde geçmektedir. Örneğin, kalin dudakli insanlarin zevkine düşkün, ince ve normalde sikça kapali duran dudaklara sahip olanlarin siki ağizli olduklari belirtilmiştir, insanlarda küçük baş, aklin azliğina ve sir sakla-mamaya, büyük baş akla ve zekaya, yassi tepe baş lakaytlik ve gamsizliğa, yanlardan basik baş huyu ve tabiati dar ve hiddetli olmaya işarettir. Gaga burunlu insanlarda egemenlik ruhunun, kalkik burunlularda ise asiliğin olduğu ifade edilmiştir. Yüzün belirgin organlari olan gözler, burun, ağiz, çene, kulaklarin yani sira kaşlar, kirpikler, göz kapaklari, gözleri rengi, derinin rengi, kirişiklar vs. ele alinan özellikler arasindadir. 18. yüzyilda yaşamiş ünlü bilim adami ve mutasavvif Erzurumlu İbrahim Hakki'nin 1705-1771 Marifetname'si ansiklopedik bir kitap olmasi itibariyle, fizyognomiye de büyük yer vermiştir. Olgun bir mutasavvif olan İbrahim Hakki, çok sayida bazi araştirmalarda bu sayi 15, 30, 50 ve hatta 70 olarak geçmektedir eser yazmiştir. Bu eserler arasinda en meşhur olani ise Marifetname olmuştur. Bu eser, kapsamli ve olgun düzeyde bilgi edinmiş, çağindaki bilgi ve keşiflere yabanci kalmayan İbrahim Hakki'nin eski ile yeniyi kaynaştirmaya çaliştiği bir kitaptir. Ona göre de yaşadiği dönemin bütün bilgilerini kapsayan ansiklopedik özellikte bir çalişmadir, İbrahim Hakki bu kitabinda kendinden önce yaşamiş İslam düşünürlerinin eserlerinden yararlandiği için, eserin fizyognomiyle ilgili bölümünü de okurken önceki dönemlerde fizyognomi ile ilgili görüşlerin neden ibaret olduğu konusunda da bilgi edinebiliriz. Nitekim, eserde de beden yapisi, yüz biçimi ve bedenin ayri ayri azalari ile insan karakteri arasindaki ilişkinin "hikmet ehlinin" dilinden ayrintili bir şekilde sunulduğunu görmekteyiz. Marifetname, "Mukaddime" ile üç "Fen" ve bir "Hatime" olmak üzere beş ayri bölümden oluşmaktadir. Bu kisimlar da kendi içlerinde "Bab, Fasil, Nevi" olarak ayrilmiştir Bunlarin dişinda başta ve sonda, birkaç sayfalik yazilar vardir. Marifet-name'de, fizyognomi ile ilgili bilgiler 4. babin 5 faslinin 3. ve 4. nevilerinde yer almaktadir. Marifetname'ye göre, Allah insan alemin en güzel şekilde süsleyip nurlandirmiştir. Bunun yani sira, insanlari şekil ve karakter olarak değişik yaratmiştir. Sonra lütuf ve inayeti ile, şekli karakterin ve azayi da ahlakin belirtisi kilmiştir. Böylece, insan önce kendi görünümünden kendi karakterini tanimlayarak ihtimam ile ahlakini güzelleştirir. Daha sonra yakinlari ve dostlarinin diş görünümlerine fehm ve firasetle bakarak, onlarin iç hallerine ve ahlaklarina vakif olabilir Onlara ya ahlaklarina göre rağbet ve muhabbetle muamele eder, veya aklinca güzel idare ile geçinip gider. İbrahim Hakki, yüz yapisinin daha geniş anlamda vücut yapisi karakter ile ilişkisini bir ilahi kural olduğunu ifade etmektedir. Bu anlamda fizyognomiyi öğrenmek ve bu vesile ile çevredeki insanlarla karakterlerine göre muamele etme gibi iyi bir sosyal iletişim metodu sunmaktadir. Erzurumlu İbrahim Hakki, yüz yapisi kismen vücut yapisi ve insan karakteri ile görüşleri şiir şeklinde aşağidaki gibi sunmaktadir Burada, sadece yüz yapisi değil, vücut yapisi ve mimikler de ele alinmiştir. Baş Organlarinin Şekillerinin Hikmetini Bildirir Ey aziz! Hikmet ehli demişlerdir ki Cenab-i Hak insanin vücudunu en mükemmel ve güzel şekilde yaratmiştir. Organlarin birbiriyle uyumu ve simetrisi, nezaketin ve güzelliğin örneği olmuştur. Bedenin güzelliğini, vasiflarini dil, bildirmek ve anlatmaktan acizdir. Yüzünün güzelliği, içinin temizliği ve kemali, huyunun yumuşakliği, tabiatinin iyiliği, konuşmasinin pürüzsüzlüğü ile dünyada benzersiz bir yaratiktir. Hoş yürüyüşü, tatli söyleyişi, güzel hareketi ve sevimli sesiyle alemin aklini almiştir. Güzelliğinin çekiciliği, caninin tatliliğiyla dünyanin sevgilisi, irfan ehlinin beğendikleri olmuştur ve aşiklara ondan nice haller gelmiştir. Cenab-i Hak, şekil ve biçim verdiği insan bedenindeki dört karişimin kan, balgam, safra, sevda dumanindan kiymetli saç ihsan etmiş, iki yumurtanin dumanindan da erkeklerin göğüs ve yüzlerinden kil yeşertmiştir. Ta ki saçla kadinlar süslü, biyik ve sakalla erkekler belli ve kaşlarla herkes belirmiş ve taninmiş olsun. Saçin siyahliği fazlaliğindan, sari oluşu balgamin çokluğundan, beyaz olmasi grizi, tabii hararetin zayiflamasindandir. Hararetin zayifliği da fazla nezleli olmaktan, çok cima kadinla birleşme yapmaktan ve fazla üzüntü ve aci duymaktan ileri gelir. Fakat alnin nuru, gönüllerin başidir, iki kaş, iki gözün gölgeliği ve nurlu yüzün hilali olmuştur. Gözlerin, burunla iki kaş arasinda olmalari çarpmalardan korunmalari ve başin ön tarafinda yaratilmiş olmalari da vücudun bütün işlerinde ona yol gösterici olmalari içindir. Göz kapaklari, göz yuvarlağinin örtüsü ve onun kötü nazardan koruyucusu olmuştur. Göz kapaklari, gözü türlü etkilerden koruduğu gibi, uyku zamaninda da göz yuvarlaklarina örtü vazifesini görür ve gözü süsleyen kirpiklerle birlikte gözü, toz duman gibi zararli şeylerden korur. Göz bebeğinin siyah, etrafinin beyaz oluşu, süs ve güzellik içindir. Göz nurunun siyah noktasinda bulunmasi ona, organlarin en değerlisi sifatini vermektedir. Göz bebeğinin, yuvarlağin ortasinda oluşu, tabakalarinin gereklerindendir. Göz yuvarlağinin oval olmasinin sebebi; göz nurunun etrafa yayilmasini kolaylaştirmak içindir, insan kafasinin yuvarlak oluşu, çarpmalardan sakinilmasi ve beyin organlarina daha geniş bir yer olmasi içindir. Büyüklüğünün bu kadar olmasi, en uygun şekildir, insan yüzünün yuvarlak oluşu, güzelliğiyle güneş ve aya benzemesi içindir. Dudaklarin kirmizi, dişlerin inci gibi olmalari süs ve güzellik içindir. Burnun kikirdak oluşu, hafif olmasi ve çarpmalardan zarar görmemesi içindir. Burun deliklerinin geniş olmasi kokuyu fazlaca ve çabucak almasi ve sümüğün kolayca akabilmesi içindir. Dişlerin keskinleri kesmek ve kirmak, enlileri öğütmek ve çiğnemek, dizilişlerinin düzenli oluşu, konuşma zamanlarinda harflerin ve sesin düzgün çikmasi içindir. Dilin kemiksiz oluşu, lokmayi ağizda hareket ettirmek, harfleri söyleyebilmek ve kelimeleri kolayca ifade edip bildirmek içindir. Dilin dudaklarda dişler tarafindan hapsedilmiş olmasi az konuşmasi içindir. Dil bir olduğu halde göz ve kulaklarin iki oluşu, fazla görmek ve kolayca işitmek içindir. Kulaklarin başin iki tarafinda oluşu, hafif ve latif olmalari ve çarpmalardan zarar görmemeleri içindir. Boynun enlilik ve uzunluğunun bu şekilde, bu büyüklük ve biçimde oluşu, baş ile kolayca münasebet ve bağlanti kurmasi ve onun ağirliğina dayanabilmesi içindir. Başin bir tek kemik olmayip yedi omurdan meydana gelmiş olmasi, vücudun her tarafiyla kolaylikla bağlanti kurmasi içindir. İnsan başinin, bütün organlarin üstünde ve yüksekte oluşu, şaninin büyüklüğü ile ululuğunu duyurmak ve kendisinde bulunan akil cevherinin kiymetini takdir ettirmek içindir. Başin, on duyu organinin başlangiç yeri olmasi, onun şeref ve değerini artirmaktadir. Bu kadar organ ve kuvvetlerin böyle bir yerde başta toplanmiş olmasi, Cenab-i Hakk'in kudretinin kemalini göstermek ve sanatinin ululuğunu belirtmek içindir. İnsan organlarinin şekil ve biçimlerinden sezip anmakla ve bakişin, gönül ve cana olan emniyet ve selametini, lütuf ve kerametini bildirir Ey aziz, hikmet ehli demişlerdir ki Alemi bu şekil ve surette yaratan Cenab-i Hak, eşi benzeri olan insan alemini en güzel şekilde ve en beğenilir surette tasvir edip şekil verdikten sonra ona üfürdüğü ruhu ile bezetmiş ve aydinlatmiştir ve hayvan cinsinden insan türünü, güzellik ve sevimlilikle benzetmiş, anlama ve konuşma yeteneğiyle üstün kilmiştir. Gerçi Cenab-i Hak, insanlarin beden ve ruh bakimindan bir yaratmiştir. Fakat insanlar zeka ve kabiliyette, huyda değişiktir, birbirlerinden farklidir. Sonra Allah, lütuf ve inayetiyle, hikmetinin gereğini, sanatinin inceliğini bu yaratikta göstermiş, yüzünü, şekil ve yapisini içine, organlarinin biçimini ahlak ve karakterine belirti yapmiştir ki, insan kendi şekil ve yapisindan kendi vasiflarim bilip ona göre ahlak ve hareketlerindeki, huylarindaki eksik ve aksakliklari düzeltsin. Sonra arkadaş ve dostlarinin vücut yapisi ve şekillerine bakip zeka ve karakterlerini, huy ve tabiatlarini ince seziş ve zekasiyla bilsin ve buna göre onlara muamele etsin, beğensin ve sevsin veya aklini kullanarak karakterlerine göre hareket ederek onlarla geçinip gitsin veya onlardan uzaklaşip emniyeti, rahat ve selameti bulsun ve ne kimseden incinsin ne de kimseyi incitsin. Gönül hoşluğu ile rahat oturup kalksin. Ey akilli, insan ve cinlerce cihan bağinda beğenilen budur Ne kimse senden incinsin, ne de sen bir kimseden incin. "Güzel huylu insandan hayir isteyin." hadis-i şerifine göre, güzel ve sevimli insanlarda daima güleş, iyi huy ve tatli sözlerin görüp işitildiği gerçeği duyurulmaktadir. Kur'an-i Kerim'de "Herkesin iş ve ameli şekline uygundur." buyurulmasi da buna işarettir. Baş ve boyun şekil ve biçimleriyle, bunlara bağli huy ve tabiatlarim bildirir Ey aziz, hikmet ehli demişlerdir ki - Boyu uzun olanlarin kalbi saf ve temiz olur. - Kisa boylu olanlarin hileleri, aldatmalari çoktur. - Orta boylu olanlar akilli ve hoş huylu olurlar. - Saçlari sert olan kimse, akilla atilganliği bulur. - Saçlari yumuşak olan saf ve utanmasi az olur. - Saçi sari olanin işi, kibirlenme ve kizginliktir. - Siyah saçli olan sabirlidir, onu ara. - Kumral saç güzeldir, sahibi bedelsizdir. - Saçi az olan lütufkar, anlayişli ve nazik olur. - Başi küçük olanin akli azdir, gizli şeyin varsa ona söyleme. - Başinin tepesi yassi olan keder çekmez. - Başinin derisi ince olan, hayir yapar, zarar vermez. - Kel adama yaklaşma, kötü huylu olur, ondan sakin. - Alni dar olanin, içi de dar, sikintili olur. - Alni yumru olan, çirkin ve kalin kafali olur. - Alni enli olan kötü huylu olur, çünkü hastadir. - Alni normal olani emin bil. - Alni buruşuksuz olan, şüphesiz tembel olur. - Alni uzun olan anlayişli, az ise cömert olur. - Kaşlarinin arasi buruşuk olan, üzüntü yükünü taşir. - Kulaği çok büyük olan, bilgisiz ve tembel olur. - Küçük kulakli eğri, orta normal kulakli doğru olur. - Kaşinin ucu ince olanin, işi gücü fitnedir. - Kaşinin killari çok olanin, üzüntüleri de çok olur. - Kaşi açik olan doğrudur, çatma olan eğridir. - İnce kaşli güzel olur, uzunu ise kibirli olmanin delilidir. - Kaşi yay gibi olan, her zaman güzel olur. - Göz çukuru az olursa, o kibirli olmaya delildir. - Siyah gözlüler itaatli, kizil gözlüler cesur olurlar. - Gök gözlü olan zeki, ela gözlü olan edepli, terbiyeli olur. - Küçük gözlü hafif, büyük gözlü zarif, narin olur. - Gözü yumru olan kiskanç, orta olan dost olur. - Yari kapali göz ayip, bakişi miskince olur. - Köre yakin olma, sik bakan, emniyetli olmaz. - Gözü şaşi adama bakma, çünkü o sana eğri bakar. - Güleç gözlü olan güzeldir, kirpiği sik olan bedelsizdir. - Büyük yüzlü olan illetlidir, küçük yüz kibirlenmeye delildir. - İnce yüzlü sevimli, kalin yüzlü hor sevimsiz olur. - Uzun yüzlü olanlar yalanci olurlar. - Ekşi yüzlü, somurtkan olanlarin, sözlerinin çoğu aci olur. - Yuvarlak yüzlüler, ay'dan daha nurlu olur. - Böyleleri çok güleç olur, onu gören muradini alir. - Benzi kizil olan terbiyeli, esmer olan da zeki olur. - Benzi sari olan illetli, siyaha çalan da tevekkelli olur. - Burnu uzun olanin idraki anlayişi az olur. - Kisa burunlu olanlar fazla korkak olur. - Burun ucu top olan, neşeli olur. - Burun ucu ağzina yakin olan adamdan sakin. - Burun delikleri geniş olanin içi kibir ve kiskançlikla doludur. - Burun kanatlan dar olan kişide küsme ve inat çok olur. - Burnu enli olan kimse şehvete tutkundur. - Burnu eğri olan kimsenin düşüncesi, işi başariya ulaştirmaktir. - Küçük ağizli olan güzel ve fakat çok korkak olur. - Büyük ağizli cesur, eğri ağizli kötü olur. - Genizden söylenen sözler, kibirlenmeden olsa gerek. - İnce sesli erkeklerin işi, kadina şehvet duymaktir. - Erkek sesli kadinlarin çoğu yalan söyler. - Çabuk konuşan, ince anlayişlidir. - Kaba sesli olanin gayreti ve yardimseverliği fazladir. - Çatal sesli olan, halktan kötülük geleceğini sanir. - Yüzü güleç, sözü tatli olan insan azizdir, sevilir. - İnce ve kirmizi dudakli kimse, söyleneni iyi anlar. - Bil ki kalin dudaklinin kizginliği ağirdir. - İri dişliler, çok defa yaman işler yapar. - Normal dişi olanlarin, işi hoş ve doğrudur. - Kokusu hoş olanin, huyu da güzeldir, hoştur. - Çene kemiği ince olanin, akli da hafif olur. - Enli çenenin sahibi kaba olur. - Çenesi normal olan, akilli ve güzel olur. - Uzun sakalli kişi hünersiz olur. - Sik sakalli kişi kabadir, sohbetini de uzatir. - Siyah ve az sakalli olmak zekaya delildir. - Hiç kili olmayan köse adamin hilesi çok olur. - Sakali değirmi olanin kemali de çoktur. - Kafasi enli olan ahmaklik illetine tutuktur. - Boynu çok uzun olanin olgunluğu az olur. - Boynu ince olan cahil olur. - Boynu kalin olan gece gündüz yiyici obur olur. - Boynu kisa olanin hilesi çok olur. - Boynu normal olanin işi iyilik yapmaktir. - Her uzvu normal olan, şüphesiz ki güzel olur. 5. nevide ise bedenin diğer uzuvlarinin omuz, kol, parmak, tirnak, göğüs vs. insan karakteri ile ilişkisi ele alinmiştir. Marifetnamenin bir çok konulan gibi, fizyognomiyle ilgili kismi da ayri bir araştirma gerektirmektedir.

erzurumlu ibrahim hakkı marifetname burçların özellikleri