🏀 Aile Tarihi Ile Ilgili Röportaj Soruları
100Röportaj makale kağıt konu fikirleri. 2022. 2022. Yazma Adımları. Deneyimler ve Seçeneklerle İlgili Sorular. Mülakat Sorusu. Değerlerle İlgili Sorular. İpucu: Yaşlı Bir Akrabayla Konuşun. Yaşam Deneyimi Konuları.
Fikirleriçin Aile Tarihi Görüşmeleri için 50 Soruya göz atın. Röportaj için birkaç not defteri ve kalem getirin. Bir kayıt yapmayı planlıyorsanız, kayıt cihazınız için uygun olan bir teyp çalar, dijital kayıt cihazı veya röportajı kaydetmek için akıllı telefon,
Sözkonusu görevlendirmelerin Danıştay'ın ilgili konudaki kararı gerekçesiyle yapılmış ve bugüne kadar sürdürüldüğü ve her 6 ayda bir vekalet görevlerinin yenilendiğini kaydeden Acar, " Bu süreçte de yargılamayla ilgili olarak üst mahkemede temyiz edilen kararın onandığı bilgisi olmakla beraber, resmi yolla ilgililere
1 Düşkünlük derecesine varan yaşlılık ve iyileşmeyecek hastalık nedeniyle, fidye ödeyerek Ramazan orucunun borcundan kurtulmak için bir düzenleme yapılmıştır. 2- Hacda Hedy kurbanını kesemeyenler için de, üç günü hacda iken yedi günü de memlekete döndükten sonra toplam on gün oruç tutma şartı vardır.
PİRHA– Hollanda Sosyalist Parti Milletvekili Sadet Karabulut, Hollanda Dışişleri Bakanı’na, Hollanda Elçiliği’ne sunulan Sivas Katliamı ile ilgili dilekçe hakkında soru önergesi verdi. Karabulut, “Kral Willem-Alexander’la görüşme dilekçesinin 4 Eylül’de Ankara’da bulunan Hollanda Elçiliği tarafından kabul edilmediği doğru mudur? diye sordu. 2 Temmuz 1993
BilgiyelpazesiCom bilgi eğitim öğretim konu anlatım yazılı soru bankası testler kaynaklar üyeliksiz ulaşabilirsiniz. Dersler hakkında bilgiler,yazılı soruları,soru bankaları,oyunlar,yemekler,fıkralar,komik ve eğlenceli yazılar,hayatın içinden bilgiler ve benzeri. eniversitede okuyorum inkilap tarihi hocamız dersini
aileile edebiyat hakkinda roportaj sorulari-aile röportajı basligi ile Muhakeme.Net . MUHAKEME.NET FORUMU. Ana Sayfa. Portal Kisayol Linkler. Yeni Mesajlar: Her ayin tarihine göre diger bir bölümde "Röportaj Anketi" bölümümüzde kiminle Röpörtaj yapmak istedigimizi kendiniz sececeksiniz.
XHFT. Bir Meslek Sahibi İle İlgili Röportaj Soruları konusundaki yazımızı sizler için hazırladık. – Bu mesleği neden seçtiniz? -Mesleğinizden mutlu musunuz? -Ülkemizdeki gençlere mesleğinizi tavsiye eder misiniz, neden? -Bu meslek sizi maddi ve manevi anlamda doyuruyor mu? -Bu mesleği seçmeseydiniz ne yapmak isterdiniz? -Mesleğinizin zorlukları nelerdir? -Mesleğinize dair bir anınızı paylaşır mısınız? -Mesleğinize gereken değerin verildiğini düşünüyor musunuz? -Çocukluk hayaliniz olan mesleği mi yapıyorsunuz? -Bu mesleği seçerken başkaları tarafından yönlendirildiniz mi? Bir meslekle yapılan röportaj konusundaki yorumlarınızı sitemizde paylaşabilirsiniz.
1. Bize kendinizi tanıtırmısınız? 2. Ne zaman anne oldunuz? 3. Otizmin belirtileri nelerdir? 4. Çocuğunuzun otistik olduğunu ne zaman ve nasıl farkettiniz? 5. Otizmli bir çocuğu kabüllenmek kolaymı? 6. Bu süreci atlatmak için nasıl bir yol izlemek gerekiyor? 7. Eşinizin bu duruma tepkisi nasıl oldu?Kabullenmesi 8. Otizmli bir çocuğunuz olduğunda neden benim çocuğum dediniz mi? 9. Bir anne olarak ne kadar zorlanıyorsunuz? 10. Otistik çocuğu olan anneleri en çok ne düşündürüyor? 11. Çocuğunuzun müziğe veya spora karşı bir eğitimi var mı? Faydalarını gördünüz mü? 12. Çocuğunuz kaç saat eğitim alıyor? Ne gibi faaliyetler/etkinliklerde bulunuyor? 14. Sokakta hiç tepki aldığınız oldu mu, bu davranışlarından rahatsız olanlar oluyor mu? 15. Yemek ve tuvalet ihtiyaçlarını kendisi karşılayabiliyor mu ? 16. Otizmli bir çocuğu topluma nasıl kabüllendirebiliriz? 17. Toplumdan beklediğiniz talepler var mı,varsa nelerdir?
Saygın biri ile yapacağınız röportajda soracağınız sorular kişinin özel hayatı, iş hayatı, yaşamı, hobileri, ilgi alanları ile alakalı olmalıdır. Müzisyen birine matematik alanında soracağınız sorular kimsenin dikkatini çekmez. Saygın birine yöneltilecek röportaj soruları nelerdir bunları ele alacağız. Röportaj Soruları Merhaba, ilk olarak kendinizden bize bahseder misiniz? Sizi tanımaktan onur duyduk, bize hobilerinizden bahseder misiniz? Başarıya giden yolda çektiğiniz zorluklardan bize bahseder misiniz? Evlilik ve aile hayatı ile ilgili düşünceleriniz nelerdir bize anlatır mısınız? Mesleğiniz getirdiklerinden memnun musunuz? Zorlukları nelerdir? Giyim konusunda tercih ettiğiniz markalar nedir? Sizi anlatan en iyi cümle nedir? Evli bir insanın başarısında ailenin rolü nedir? İş hayatınız ile ilgili neler söylemek istersiniz? Ailenize yeteri kadar vakit ayırabiliyor musunuz? Sahip olduğunuz mesleği yapmıyor olsaydınız hangi mesleği tercih ederdiniz? Eğitim alanında gözünüze çarpan eksiklikler nelerdir? Başarılı olmanızı hangi özelliğinize bağlıyorsunuz? Hayatta en sevdiğiniz ve sevmediğiniz şey nedir? Başarısız olma durumunda başarılı olmak için neler yapardınız? İş hayatında karşılaştığınız engeller nelerdir? Başa dön tuşu
Ramazan Yetgin kimdir? Ramazan Yetgin KPSS ile ilgili ne dedi? Ramazan Yetgin KPSS benzer soru açıklaması nedir? KPSS benzer soru iddiaları tartışılmaya devam ederken yaptığı yorumlar ile gündeme gelen ve sosyal medyada TT olan Ramazan Yetgin'in kim olduğu merak ediliyor. Ramazan Yetgin Youtube hesabından öğrencilere tarih dersi veriyor ve özellikle KPSS çalışanlar tarafından yakından tanınıyor. Ramazan Yetgin kimdir? Ramazan Yetgin KPSS ile ilgili ne dedi? Ramazan Yetgin KPSS benzer soru açıklaması nedir? KPSS benzer soru iddiaları tartışılmaya devam ederken yaptığı yorumlar ile gündeme gelen ve sosyal medyada TT olan Ramazan Yetgin'in kim olduğu merak ediliyor. Ramazan Yetgin Youtube hesabından öğrencilere tarih dersi veriyor ve özellikle KPSS çalışanlar tarafından yakından tanınıyor. 31 Temmuz Pazar günü yapılan KPSS Gelen Kültür-Genel Yetenek oturumlarında bir yayın evine ait soruların bire bir aynısının yada benzerlerinin sorulduğu iddiası gündemdeki sıcaklığını koruyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuya dair Devlet Denetleme Kurumu'na inceleme talimatı verdi. Yaşanan olayların ardından sosyal medyada açıklama yapan Ramazan Yetgin'in de kim olduğu merak eiliyor. Binlerce kişi ramazanyetgin etiketi ile sosyal medya platformu Twitter'dan mesaj paylaştı. Ramazan Yetgin kimdir? Ramazan Yetgin KPSS sınavına hazırlanan adaylar tarafından yakından tanınan bir eğitimcidir. Tarih konusunda verdiği dersler ve anlattığı konular ile tanınan Ramazan Yetgin 1982 yılında Mersin'in Silifke ilçesinde dünyaya geldi. Çocukluğu Silifke'de geçen Ramazan Yetgin babamın tayini Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne çıkınca ailece Ankara'ya yerleşti. Çocukluğunun bir bölümü Ankara'da geçen Yetgin ilköğretimi Yenimahalle'de, ortaöğretimi Siteler'de okudu. Üniversite eğitimi için Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Tarih bölümüne devam eden Ramazan Yetgin 2005 yılında Tarih bölümünü tamamladı. Okulu bitirdikten sonra askere gidip gelmemin ardından dershanelerde öğretmenlik yapmaya başladı. Önce eski adıyla ÖSS dershanesinde tarih öğretmenliği yaptı. Ardından 2010 yılından itibaren de Kamu Personeli Seçme Sınavı KPSS için tarih öğretmek amacıyla derslere girmeye başladı. Ramazan Yetgin Sosyal medyada TT oldu Ramazan Yetgin yaşanan KPSS iddiaları sonrası sosyal medayda TT oldu. İşe Ramazan Yetgin hakkında atılan mesajların bazıları; Ramazan Hoca canlı yayında, duygulandıran bir cümle söyledi. “ Bu sınava hazırlanan her evde milyonlarca hikaye var.” Duygulandım, yutkunamadım. Bizi, bizim gibiler anlar arkadaşlar! Ramazan Yetgin de patladı sonunda haklı olarak. İnsanların emeğinin bu derece hiç edilemeyeceğini bu işin erbabı olmuş kişiler bar bar bağırarak dile getiriyor. Bu sınav iptal olmalı. ramazanyetgin Ramazan Yetkin Hocamız çok güzel özetlemiş “Sınava hazırlanan her evde milyonlarca hikaye var” Olan yine gariban emeğiyle bir yerlere gelmeye çalışan öğrencilere olur.. Bu ülkeye 10 tane Ramazan Yetgin lazım. .
Akademi Düşünce Gündem Tarih, safi bir kaynak toplama işi değildir, sorular da önemlidir. Her ne kadar tarihin konusu ölüler olsa da yöntemleri canlıdır ve sürekli değişmektedir. Tarih sürekli değişir. Yeni yöntemler, yeni sorular, yeni perspektifler… Mansure Ettehadieh anlatıyor. Çevirmen Rumeysa Yöndem Editör Bilal Enes Özensel Sayfa Düzeni Erhan Köş 22 Mayıs 2021 1739 5 dakikalık okuma Düşünce, Röportaj, Tarih Mansure Ettehadieh ile Röportaj Tarihsel araştırmada soru mu önemli, kaynak mı? Tarih, safi bir kaynak toplama işi değildir, sorular da önemlidir. Her ne kadar tarihin konusu ölüler olsa da yöntemleri canlıdır ve sürekli değişmektedir. Tarih sürekli değişir. Yeni yöntemler, sorular, perspektifler… Mansure Ettehadieh anlatıyor. Editör Bilal Enes Özensel 22 Mayıs 2021 1739 5 dakikalık okuma Rumeysa Yöndem, İstanbul Üniversitesi Tarih mezunu, İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde Sosyal Hizmet alanında eğitimine devam ediyor. Göç çalışmalarıyla ilgileniyor. Bilal Enes Özensel, İstanbul Üniversitesi’nde Sosyoloji okuyor. Gelenek, medeniyet ve musikiyle ilgili. Şiirden anlamıyor. Gezmeyi, gezmeyi ve görmeyi çok seviyor. Masoumeh Aghajanpour Mansure Ettehadieh, Tahran Üniversitesi Tarih bölümünün ilk kadın profesörlerindendir. Liseden doktoraya kadar olan eğitimini İngiltere’de tamamlayan Ettehadieh doktorasında “Meşrutiyet Döneminde Siyasi Partiler” konusunu çalıştı. Günümüzde hatıralar ve belgelere dayanarak halihazırda sürdürdüğü “Nizamüs Saltanah Meafi’nin Hatıraları”, “ Yusuf Maği el-saltanah’ın Mektupları”, “ Tacü’s-saltanah’ın Anıları”, “Abdolhossein Mirza Farmanfarmanın’ın Koleksiyonundan Seçilmiş Belgeler” gibi kitapları konu hakkında başlıca kaynaklar arasındadır. Ettehadieh aynı zamanda çağdaş tarih yayıncılığını başlatarak bu alanda çalışmalarını sürdürmektedir. Bu mülakatta kendisi belge ve hatıratların önemine vurgulamanın yanı sıra hatıratlardan faydalanan bir araştırmacının karşılaşabileceği durumlardan bahsetmekte. İyi okumalar! “Suskun Kaynaklar” diye adlandırılan oldukça az araştırmacının dikkate aldığı Meşrutiyet dönemine ait kaynakları ve bu kaynakların önemi üzerine konuşmak istiyoruz. Ancak bu kaynakları incelemeden önce Meşrutiyet dönemi¹ öncesindeki tarih yazımı hakkında konuşsak daha iyi olur. Tarih yazımıyla ilgili konuşmadan önce meseleyi biraz daha açalım. Suskun kaynaklar ifadesi biraz tartışmalı. Şayet söz konusu kaynaklar konuyla ilgiliyse ve onlardan haberdarsanız o halde kaynaklar sessiz sayılmazlar. 1 – İran Meşrutiyet Devrimi, 1905-1907 yılları arasında İran’da meşrutiyet talebiyle gerçekleşen devrimdir. Devrimin sonucunda meşrutiyet ilan edilmiş, yeni bir anayasa hazırlanmış ve meclis açılmıştır. Araştırmacılar bu konudaki söz konusu kaynakların peşine düşmedikleri için kaynaklardaki bilgiler sessizliğe mahkum oldu diyelim o öncelikle Meşrutiyet dönemi tarih yazımına geri dönelim. Şöyle ki ben İran’da Meşrutiyet’ten sonra tarih yazımının o kadar da gelişme gösterdiğini düşünmüyorum. Yalnızca Ahmet Kesrevi istisnadır ve diğer tarihçilerden farklıdır ama nihayetinde o da bir siyasi tarih yazarıdır. Her ne kadar sokaktaki halkın durumuna değinse de döneminin tarih yazımında olduğu gibi siyasi tarih yazarıdır. Muhammet Ali Şah’tan, meclisten ve bu tür meselelerden bahseder. Bu doğrultuda Nizamül İslam’ın meşrutiyet günlerine dair bir anı kitabı niteliğindeki “Uyanış Tarihi” isimli kitabı iyidir. Meşrutiyet döneminde halkın durumuna değinen bu kitap siyasi tarih kitabıdır. Genel olarak Meşrutiyet döneminde tarih yazımı pek de parlak değildir. Pehlevi döneminde meşrutiyet tarihçiliği için de bu böyledir. Esasında meşrutiyet, monarşiyle yönetilen hükümetlerin ilgilenmediği bir alandır. Otoriter hükümdarlar özgürlük, meclis, siyasi partiler, padişahın gücünün sınırlandırılması gibi konularda konuşulmasını istemezler. İslam inkılabından sonra meşrutiyet tarihi alanında daha iyi kitaplar kaleme alındığını düşünüyorum. Elbette daha işin başındayız. Çünkü Meşrutiyet dönemi henüz her yönüyle ortaya konulmamıştır. Bunun aksine fazlasıyla işlendiğini düşündüğüm bazı konular var. Mesela Meşrutiyet döneminde kadın meselesi. Benim için ilginç olan bir tecrübemi sizinle paylaşmak istiyorum. Saltanat döneminin son yıllarında, doktora tezim için Meşrutiyet döneminde siyasi partiler konusunu seçtim. Henüz İslam devrimi olmamıştı. Arkadaşlarım seçtiğim konuyu ileride kitaplaştırıp basma imkanımın olmadığını söylemiştiler. Neyse ki doktora tezimin bitişi İslam devrimine rast geldi ve rahatça yayınlayabildim. Meşrutiyet dönemi, İslam devriminden sonra ciddi ve bilimsel olarak takip edilmişti. Şimdi de bu dönemin farklı boyutlarıyla ilişkin incelemeler yapılıyor. Umarım gelecekte bu dönemin açıklığa kavuşturulması adına iyi çalışmalar yapılır. Meşrutiyet dönemi tarih yazımı hatta Ahmet Kesrevi ve Nizam’ül İslam’ın yazdıkları bile siyasi tarih yazımının örnekleriydiler ve topluma ilgi göstermemişlerdi. Yani Meşrutiyet kendi döneminde tarih yazımının konusunda bir değişikliğe neden olmadı ve önceki geleneğin bir devamıydı. Peki siyasi tarih yazımında yöntem değişti mi? Eğer değiştiyse bunun sebebi meşrutiyet miydi?Değişmedi denilemez. Mesela Nasuh et-Tevarih’i Kaçar döneminin başvuru eseri Ahmet Kesrevi’nin kitabıyla karşılaştırın. Tamamen birbirlerinden farklılardır. Ahmet Kesrevi farklı görüşleri de konu etmiştir ancak şu noktaya dikkat etmek gerekir ki o dönemde tarih yazımı zaten değişiyordu. Yani Meşrutiyet tam anlamıyla bu değişime sebep olmadı. Tabii ki devrimler tarih yazımını teşvik eder ve dönüştürür. Bu bir kuraldır. Mesela modern Avrupa tarih yazımı Fransız devrimiyle başlamıştır. Her bir devrim tarih yazımını sarsmıştır ancak İran’da tarih yazımı Meşrutiyet’ten önce de değişmekteydi. Nasıreddin Şah dönemi tarih yazımıyla bu dönemin hemen arından gelen Muzafferüddin Şah döneminin tarih yazımını karşılaştırırsanız değişimi görebilirsiniz. Bu değişimin bir sebebi de çeşitli tarih yazım türlerini gösteren yabancı eserlerin tercüme edilmesidir. Dolayısıyla artık olaylar sadece şah ve sarayın bakışıyla yazılmamaya başlandı. İlan edildiği yıllarda yazılan meşrutiyet tarihi ile bugün yazılan meşrutiyet tarihi arasında çok fark vardır. Bugün tarih yazımı daha bilimsel ve dinamiktir. Her ne kadar tarihin konusu ölüler olsa da tarihin yöntemleri canlıdır ve sürekli değişmektedir. Yani tarih sürekli değişir. Yeni yöntemler, yeni sorular, yeni perspektifler… Konuşmamızın devamında daha az tanınmış olanlara odaklansak daha iyi olacaktır. Meşrutiyet dönemine ait kaynaklardan bahsettiğimizde hep Ahmet Kesrevi ve Nizamüddin’e veya diğer birkaç isime atıf yapıyoruz. Şimdi bunlardan ziyade mevcut olan diğer kaynakların öneminden kaynaklardan bazıları Ulusal Arşiv, Dışişleri Bakanlığı gibi kurumlarda toplanan belgelerdir. Ne yazık ki ailelerde bulunan çok sayıda belge de ortadan kaybolmuştur. Geçmişte birçok devlet görevlisi görüşmelerini kendi evlerinde gerçekleştiriyordu. Bu sebeple belgeler aile efradında kalmış, birçok aile bu belgeleri muhafaza etmediğinden dolayı zamanla ortadan kaybolmuştur. Mesela Pehlevi Hanedanı devletin yönetimine geldiğinde birçok kişi kaynak niteliği taşıyan bu belgeleri yok ediyor. Biz tarihçiler de mevcut olanların dışında değişik hazineleri keşfetmeyi bekleriz. Bu neredeyse olanaksızdır ama bulunması halinde bu tarihçi için bir devrine ait mühim bir diğer kaynak da kitaplardır ancak üzülerek ifade etmeliyim ki kitapların çoğu birbirinin tekrarıdır. Tarihçiler birbirlerinin konularını tekrar etmişler. Üstelik bir konuyu ilk defa yazan tarihçi olayı yanlış yazdıysa diğer tarihçiler de o hatayı tekrar etmişler. Bizim yazılma amacını göz önünde bulundurarak yeni olana bakmamız icap ediyor. Kitaplar çoğu zaman bir amaç için yazılmaktadır. Mesela Ehtesham el-Saltanah’ın hatıratı çok ilgi çeken bir kitaptır. Ancak diğer kitaplarla karşılaştırırsanız bazen tutarsız bilgilere yer verdiğini görürsünüz. Bir ölçüye kadar kaynak değeri taşır. Her bir tarihçinin ayrı bir duygu, eğilim ve zihinsel bir birikimi vardır ve bunların tümü tarihçinin yazdıklarını etkiler. Her tarihçi belli bir zihinsel arka plana sahiptir ve buna binaen düşünür. Araştırmacının eğilimlerini yansıtma konusunda dikkatli olması gerekir. O halde size göre araştırmacıların bazı kaynaklara karşı ilgisizliğinin sebebi o kaynağın içeriğindendir. Ve her kaynak aynı ölçüde değere sahip şayet profesyonel bir tarihçiyseniz kaynaklarınızı değerlendirirsiniz. İyi bir tarihçi yalnızca olayları yazmaz, olaylara ilişkin bilgilerden bir sonuç elde ederek bu sonucu yorumlar. Önceki konuya devam edecek olursak fazlasıyla içeriği kendinde barındıran ama henüz üzerinde çalışılmayan gazeteler diğer önemli kaynak türlerindendir. Bence gazeteler henüz tam manasıyla incelenmemiştir. Bunların dışında yabancı ülkelerin kaynakları var. Mesela Türkiye’de özellikle İran’ın Meşrutiyet dönemine dair önemli kaynaklar var. Türkler Meşrutiyet’te önemli rol oynadılar. Devamlı İngiliz Rus kaynakları üzerine çalışıyoruz. Hindistan, Amerika, Fransa da etkiliydi ama maalesef biz yerimizde saydık. Sürekli belli birkaç konu üzerine çalışıyoruz. Mesela meşrutiyet döneminde kadın, meşrutiyet döneminde siyasi partiler, meşrutiyet döneminde Rıza Şah… Dolayısıyla konu sadece kaynaklar meselesi değil, mesele bizim sorularımızdır. Mevcut kaynaklara yeni sorularla yaklaşmak gerekir. Diğer ülkelerde inkılaplara ne tepki verdiklerine, hangi yeni sorularla kaynaklara gittiklerine bakmak gerekiyor. Mesela ilk demokratik siyasi devrim Amerika’da gerçekleşti. Amerika devrimiyle ilgili kitaplara şu an hangi sorularla yaklaşıldığını incelememiz gerek. Meşrutiyet dönemine ait bir belge sandığı dahi bulsanız her belge kendi başına bir tarih hüviyetinde değildir. Bunları tarihe dahil eden tarihçidir. Belgeler tam anlamıyla tarih değildir. Mesela bir kadının kocasına veya çocuğun babasına yazdığı mektup, tarih araştırmacısının peşinde olduğu sorularla beraber söz konusu mektuba kaynak özelliği kazandırıyor. Aslında belgeler tarih için yazılmamıştır dolayısıyla bir belge sadece geride kalmış olmasıyla bizlere bir şey ifade etmeyebilir. Tarih bilgimizi güçlendirmeli ve yöntemlerle desteklemeliyiz. Yani yeni sonuçlara ulaşmak için yeni bir tarih yazımı ve yeni yöntemler öğrenmemiz gerekmektedir. Hocam tarihçilerin sorularını değiştirmesi gerektiğine değindiniz. Ayrıca toplumsal tarihin öneminden de bahsettiniz. Bence yeni sorular sormada ve toplumun ilgisini çekmede Meşrutiyet dönemi kaynakları arasında anılar önemli bir rol ki hatıralar çok sınırlı ve kişiseldir. Bireyin anlamlandırmasıdır, safi gerçeklik değildir. Kişi duyduğu, gördüğü, düşündüğü şeyleri yazar. Yakaladığı gerçekler dışında bazı ayrıntıları unutmuş olabilir. Hatıraları kaynak olarak kullanmak kolay değildir. Onları tamamen doğru kabul etmemek gerekiyor. Bir hatırayı kimin yazdığına ve ne zaman yazdığına ne yazdığına ve nasıl yazdığına dikkat etmek gerekir. Ehtesham el-Saltanah’yı size örnek olarak söylemiştim. O hatıratını olaylardan 20 yıl sonra yazdı. Yazdığı şeylerde bazı konularda gerçekle uyuşmayan noktalar bulunmakta. Bazı gerçeklerden ise hiç bahsetmemekte. Behbahani ile mecliste kavga ediyorlar ancak hatıratında bu konuya hiç değinmiyor. Yahut da kendisinin İran ve Osmanlı sınırının belirlenmesi konusunda İran’ın temsilcisi olarak müzakerelere katıldığını söylüyor. Sınır sorunu Ehtesham el-Saltanah döneminde çözülmemesine rağmen kendisinin Osmanlı sultanına mektup yazdığını onun da bu meseleyi çözdüğünü söylüyor. İlaveten de etkili bir aktör olan Taghizadeh Haydar Khan Amo-oghli ile Atabek’e suikast kararı alan devrim komitesine üyelerinden olduğunu belirtiyor. Fakat yıllar sonra Taghizadeh hatıratında Haydar Han’ı tanımadığını yazarını ve yazarın olaylar hakkındaki yorumunu tanımak ve kendisi hakkında nasıl bir tanımlama getirdiğini anlamak için önemli kaynaklardır. Yani anılar gerçeğin kendisi değildir, eleştirel bir okumayla onlardan faydalanmak gerekir. Bu elbette bütün kaynaklar için geçerli. Her zaman tarih yazımı için tarih metodolojisini öğrenmek gerektiğini söylüyorum. Tarih yazımı teorik değil yazma, araştırma, okuma ve inceleme pratiğidir. Bu metotta her şey önemli olabilir, bir mektup bile. Örneğin Loristan’da hakimlik yapan bir baba, milletvekili olacak oğluna şöyle yazıyor “Siz Tahran’da oturup demokratik kanunlar çıkarmak istiyorsunuz gelip bir de Loristan’ın halini görmeni isterdim.” Meşrutiyetten bahsettiğimizde Tahran, Tebriz ve Şiraz’ı ele alıyoruz. Ama Kirmanşah’ın durumu neydi bilmiyoruz. Burada bölgesel tarih ve o bölgedeki mevcut kaynaklar önem yerel tarih hiç çalışılmadı. Çünkü kaynaklara ulaşmak tarih araştırmacıları için oldukça zordur. Mesela belli bir konuda araştırma yaparken konuyu tam anlamak için diğer kaynakların peşine düşüyorsunuz ama bulamıyorsunuz. Diğer yandan kaynaklar ortaya konulmamış ve yeterince tanıtılmamış olabiliyor. Yahut da kaynağa nasıl ulaşacağınızı bilmiyorsunuz. Yakın zamanda İran Tarih Yayınlarından bir kitap yayınladık. Bu kitap Birinci Dünya Savaşı sırasında Şiraz şehrinde tutulan birkaç aylık polis raporlarından oluşuyor. Raporlarda yer alan bilgiler inanılır gibi değil. Bunlar ulaşılabilirlik açısından istisna olsa da her halükarda yerel tarih büyük önem teşkil etmektedir. Başka Yazılar
aile tarihi ile ilgili röportaj soruları