🐱 Ali Imran Suresi Tefsiri Elmalılı
Aliİmran Suresi; Kuran-ı Kerim’in üçüncü suresi olup 200 ayetten oluşur. Sure Medine’de inmiştir. Sure Medine’de inmiştir. Surenin 33. ayetinde Hz Musa’nın babası
MEALLiSTESi. Sûre Seçiniz Ömer Çelik Diyanet Vakfı Diyanet İşleri (Eski) Diyanet İşleri (Yeni) Elmalılı Hamdi Yazır Elmalılı Meali (Orjinal) Hasan Basri Çantay Hayrat Neşriyat Ali Fikri Yavuz Ömer Nasuhi Bilmen Ümit Şimşek Yusuf Ali (English) Karşılaştır Zilzâl Sûresi 1: Yer o yaman sarsıntı ile sarsıldığı,
3ÂLİ İMRÂN-145: (Elmalılı Hamdi Yazır) Hem Allahın izni olmakdıkça kimseye ölmek yok: o va'desile yazılmış şaşmaz bir yazı, bununla beraber kim dünya sevabını isterse ona ondan veriniz, kim de Ahıret sevabını isterse ona da ondan veririz, şükredenlere ise muhakkak mükâfat vereceğiz. / (İmam İskender Ali Mihr) Ve bir kimsenin, Allah'ın izni olmadan ölmesi
Sitemizde78 farklı hocanın meali ve ayetler hakkında tefsir ve yorumları bulunmaktadır. Mutaffifin Ali Fikri Yavuz . AHZÂB Suresi Yaşar Nuri Öztürk Mealine Git Şaban Piriş HÛD Suresi Yaşar Nuri Öztürk Mealine Git Jul 4, 2014, 7:04:41 PM taha Ta-Ha Ta-Ha 20 Nuzül Sırası Telegram Kanalımıza Abone Olun nasr Nasr Nasr 110
ALİİMRAN Bu sure, H. 3. yılda Medine'de vahyedilen ikinci veya (bazı otoritelere göre) üçüncü suredir. Bununla birlikte, bazı ayetleri daha sonraki bir döneme, yani Hz. Peygamber'in vefatından önceki (H. 10) yıla aittir. Âl-i "İmrân (“İmrân Soyu”) başlığı, 33 ve 35. ayetlerindeki bu uzun peygamberler silsilesinin ortak menşeine yapılan atıftan alınmıştır. Bir
Aliimran suresi arapça yazılışı bilgisayar hatlı. Yasin suresi Bilgisayar Hatlı 6. Kuran Allah tarafından bize gönderilen son kitabın adıdır. Ayet Meali Arapça Yazılışı Anlamı ve Tefsiri. Fatır Suresi Bilgisayar hatlı. Kurân-ı kerîmin yetmiş dokuzuncu sûresi. İbrahim Suresi Arapça ve Türkçe Oku. Elmalılı 3187
Şuara suresi, 169. ayetin kelime anlamı ve karşılaştırmalı Türkçe mealleri. Ali Bula ç Ali Bulaç: "Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar." Elmalılı Hamdi Yazır Elmalılı Hamdi Yazır: «Yâ Rabbi! Beni ve ailemi onların yapageldiklerin(in vebalin)den kurtar.» Fizil-al
LkPwmo. ❬ Önceki Sonraki ❭ وَلَا تَهِنُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ Elmalılı Hamdi Yazır Gevşemeyin, üzülmeyin, eğer hakikaten inanıyorsanız, muhakkak üstün olan sizsinizdir. Meallere göre Âli İmrân Suresi 139. Ayet Tüm Mealler Âli İmrân 139 Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Âli İmrân 139 Diyanet İşleri Başkanlığı Âli İmrân 139 Elmalılı Hamdi Yazır Âli İmrân 139 Ali Fikri Yavuz Âli İmrân 139 Diyanet Vakfi Âli İmrân 139 Elmalılı Hamdi Yazır Sade Âli İmrân 139 Elmalılı Hamdi Yazır Sade 2 Âli İmrân 139 Fizilal-il Kuran Âli İmrân 139 Hasan Basri Çantay Âli İmrân 139 İbni Kesir Âli İmrân 139 Ömer Nasuhi Bilmen Âli İmrân 139 Tefhim-ul Kuran Âli İmrân 139 Kuran Yolu Âli İmrân 139
3-ÂLİ İMRÂN 1. Ayet الم Elif lâm mîm. Bayraktar Bayraklı Elif, lâm, mîm. Cemal Külünkoğlu 1-2 Elif, Lam, Mim. Allah ki kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. O, sonsuza kadar diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağı olandır, her şeyi hakkıyla gözetip yönetendir. Diyanet İşleri eski Elif, Lam, Mim. Diyanet Vakfi Elif. Lâm. Mîm. Edip Yüksel A1L30M40 Elmalılı Hamdi Yazır Elif, Lâm Mîm, Muhammed Esed Elif-Lam-Mim. Mustafa İslamoğlu Elif-Lam-Mim! Seyyid Kutub Elif Lâm- Mim. Süleyman Ateş Elif lam mim. Süleymaniye Vakfı Elif, Lam, Mim. Tefhim-ul Kuran Elif, Lâm, Mim. Yaşar Nuri Öztürk Elif, Lâm, Mîm. 3-ÂLİ İMRÂN 2. Ayet اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûmkayyûmu. Bayraktar Bayraklı Allah, kendinden başka tanrı olmayan, sonsuza kadar diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağı, her şeyi hükmüne, iradesine bağlı kılan yaratıcıdır! Cemal Külünkoğlu 1-2 Elif, Lam, Mim. Allah ki kendisinden başka hiçbir ilah yoktur. O, sonsuza kadar diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağı olandır, her şeyi hakkıyla gözetip yönetendir. Diyanet İşleri eski Allah, Ondan başka tanrı olmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Diyanet Vakfi Hayy ve kayyûm olan Allah'tan başka ilâh yoktur. Edip Yüksel ALLAH O’ndan başka tanrı yoktur; Diridir, Gözetendir. Elmalılı Hamdi Yazır Allah, başka Tanrı yok ancak o, hayy o, kayyum o Muhammed Esed ALLAH, Kendisinden başka ilah olmayan, sonsuza kadar diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağı olan, her şeyi hükmüne, iradesine bağlı kılan yaratıcı! Mustafa İslamoğlu Allah, kendisinden başka tanrı olmayan, mutlak diri, hayatın ve varlığın kaynağı ve dayanağıdır. Seyyid Kutub O, kendinden başka bir ilâh bulunmayan, diri ve yarattıklarını gözetip yöneten Allah'tır. Süleyman Ateş Allâh ki, O'ndan başka tanrı yoktur, dâimâ diri ve yaratıklarını koruyup yöneticidir. Süleymaniye Vakfı O, Allah’tır! O’ndan başka ilah yoktur; daima diridir, sürekli işinin başındadır. Tefhim-ul Kuran Allah; O'ndan başka ilah yoktur. Diridir, kaimdir. Yaşar Nuri Öztürk Allah... İlâh yok O'ndan başka... Hayy'dır O, Kayyûm'dur. 3-ÂLİ İMRÂN 3. Ayet نَزَّلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ بِالْحَقِّ مُصَدِّقاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَأَنزَلَ التَّوْرَاةَ وَالإِنجِيلَ Nezzele aleykel kitâbe bil hakkı musaddikan limâ beyne yedeyhi ve enzelet tevrâte vel incîlincîle. Bayraktar Bayraklı 3-4 Geçmişte vahyedilen vahiyleri tasdik eden bu ilâhî kelamı sana safha safha indiren O'dur. Geçmişte insanlığa yol gösterici olarak yine Tevrat'ı ve İncil'i de O indirmişti. Doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etmeye yarayan gerçeklik bilgisini de. Allah'ın âyetlerini inkâra şartlanmış olanlara gelince, onları acı bir azap beklemektedir; zira Allah kudret sahibidir, kötülüğü cezalandırandır. Cemal Külünkoğlu Allah Kendisinden önceki kitapların asıllarını tasdik eden Hak Kitap'ı sana indirdi. Bundan önce de insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti. Diyanet İşleri eski Kendisinden önceki Kitapları tasdik eden Hak Kitap'ı sana indirdi. Önceden insanlara yol gösterici olarak Tevrat ve İncil'i de indirmişti. O, doğruyu yanlıştan ayıran Kitap'ı indirdi. Doğrusu Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli azab vardır. Allah güçlüdür, mazlumların öcünü alır. Diyanet Vakfi 3-4 Resûlüm! O, sana Kitab'ı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak tedricen indirmiş; daha önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzere Tevrat ile İncil'i indirmişti. Furkan'ı da indirdi. Bilinmeli ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, suçlunun hakkından gelen mutlak güç sahibidir. Edip Yüksel Sana bu kitabı, kendisinden öncekileri onaylayıcı olarak gerçekle indirdi. Tevrat’ı ve İncil’i de indirdi, Elmalılı Hamdi Yazır O sana kitabı bihakkın indirmekte önündekileri bir musaddık olmak üzre, ki önceden nasa hidayet için Tevratı ve İncili indirmişti. Muhammed Esed Geçmişte vahyedilenlerden bugüne ulaşan doğru haberleri tasdik eden bu ilahi kelamı sana safha safha indiren O'dur. Tevrat'ı ve İncil'i de O indirmişti; Mustafa İslamoğlu Önceki vahiylerden bugüne ulaşan hakiketleri doğrulayan bu ilahi kelamı sana sapasağlam indiren O'dur; üstelik, Tevrat'ı ve İncil'i de O indirmiştir Seyyid Kutub Sana daha önceki semavi kitapları onaylayan hakk içerikli kitabı indirdi. Daha önce de insanlara doğru yolu göstermek için Tevrat'ı ve İncil'i indirmişti. Süleyman Ateş Sana Kitabı gerçek ile ve kendinden öncekini doğrulayıcı olarak indirdi, Tevrât ve İncil'i de indirmişti. Süleymaniye Vakfı Gerçekleri içeren ve kendinden öncekileri tasdik eden[*] bu Kitab’ı sana, bölüm bölüm O indirmiştir. Tevrat’ı ve İncil’i de O indirmiştir. [*] Tasdik Tefhim-ul Kuran O, sana Kitabı Hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı olarak indirdi. O, Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti. Yaşar Nuri Öztürk O, sana Kitap'ı, önündekileri tasdikleyici olarak hak bir yoldan indirdi. Tevrat'ı ve İncil'i de indirmişti. 3-ÂLİ İMRÂN 4. Ayet مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ الْفُرْقَانَ إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ بِآيَاتِ اللّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَاللّهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ Min kablu huden lin nâsi ve enzelel furkânfurkâne, innellezîne keferû bi âyâtillâhi lehum azâbun şedîdşedîdun, vallâhu azîzun zuntikâmzuntikâmin. Bayraktar Bayraklı 3-4 Geçmişte vahyedilen vahiyleri tasdik eden bu ilâhî kelamı sana safha safha indiren O'dur. Geçmişte insanlığa yol gösterici olarak yine Tevrat'ı ve İncil'i de O indirmişti. Doğru ile yanlışı birbirinden ayırt etmeye yarayan gerçeklik bilgisini de. Allah'ın âyetlerini inkâra şartlanmış olanlara gelince, onları acı bir azap beklemektedir; zira Allah kudret sahibidir, kötülüğü cezalandırandır. Cemal Külünkoğlu Onlar, bu Kur'an'dan önce insanlar için bir hidayetti. Furkan'ı hak ile batılı birbirinden ayıran Kur'an'ı da böylece indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah mutlak galiptir, intikam alıcıdır/hakkı teslim edicidir. Diyanet İşleri eski Kendisinden önceki Kitapları tasdik eden Hak Kitap'ı sana indirdi. Önceden insanlara yol gösterici olarak Tevrat ve İncil'i de indirmişti. O, doğruyu yanlıştan ayıran Kitap'ı indirdi. Doğrusu Allah'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli azab vardır. Allah güçlüdür, mazlumların öcünü alır. Diyanet Vakfi 3-4 Resûlüm! O, sana Kitab'ı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak tedricen indirmiş; daha önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzere Tevrat ile İncil'i indirmişti. Furkan'ı da indirdi. Bilinmeli ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, suçlunun hakkından gelen mutlak güç sahibidir. Edip Yüksel Bundan önce insanlara yol gösterici olarak… Yasalar kitabını indirdi. ALLAH’ın ayetlerini inkâr edenlere çetin bir azap vardır. ALLAH Üstündür, Öç Alandır. Elmalılı Hamdi Yazır Bir de ayırd eden fürkan indirdi. Allahın âyetlerini tanımıyanlar, şüphesiz onlara şiddetli bir azab var, öyleya Allahın ızzeti var, intikamı var Muhammed Esed Geçmişte insanlığa yol gösterici olarak; yine O indirmişti, doğruyla eğriyi birbirinden ayırd etmeye yarayan gerçeklik bilgisini... Allah'ın mesajlarını inkara şartlanmış olanlara gelince; onları acı bir azap beklemektedir Zira Allah kudret sahibidir, kötülüğü cezalandırandır. Mustafa İslamoğlu geçmişte insanlığa yol gösterici olarak, yine hakkı batıldan kesin hatlarla ayıran mesajı da O indirmiştir. Allah'ın mesajlarını inkar eden kemselere gelince Onlar için şiddetli bir azap vardır; zira Allah üstün ve yüce olandır, insana yaptıklarının acısını tattırandır. Seyyid Kutub Doğru ile eğriyi birbirinden ayıran bu kitabı da aynı amaçla indirdi. Allah'ın ayetlerini inkâr edenleri ağır bir azap beklemektedir. Hiç kuşkusuz Allah üstün iradeli ve intikam alıcıdır. Süleyman Ateş Daha önce, insanlara yol gösterici olarak, Furkandoğruyu ve eğriyi birbirinden ayırdeden Kitapı da indirdi, Muhakkak ki Allâh'ın âyetlerini tanımayanlar için çetin bir azâb vardır. Allâh dâimâ üstündür ve öc alandır. Süleymaniye Vakfı Önceki insanların rehberi onlardı[*1]. Bütün Furkanları[*2] O indirmiştir. Allah'ın âyetlerini görmezlikten gelenlerin kâfirlerin cezası, suçları ile bağlantılıdır[*3]. Üstün olan, hak edildiği[*4] kadar ceza veren Allah’tır. [*1] Rehberlik diye çevirdiğimiz hidayet, nazikçe yol göstermektir. Allah’ın hidayeti dört çeşittir Birincisi varlığını, birliğini ve insana her şeyden yakın olduğunu her vesileyle göstermesidir. Bu yüzden Allah, kendini ikinci sıraya koyup başka bir şeye öncelik vermeyi şirk sayar ve asla bağışlamaz Nisa 4/48. İkincisi insana, iyiyi kötüden ayırma özelliği vererek doğruyu bulmasına imkân vermesidir. Bir ayet şöyledir “Doğruları arayanlar için yeryüzünde ayetler vardır, kendinizde de vardır, görmez misiniz?” Zariyât 51/20-21 Üçüncüsü elçileri aracılığı ile yol göstermesidir. İlgili ayetlerden biri şöyledir “Sen elbette doğru yolu gösterirsin. Şûrâ 42/52 Dördüncüsü de doğru tercihte bulunanı yoluna kabul etmesidir. Allah Teâlâ şöyle demiştir “Biz, her elçiyi kendi halkının dili ile gönderdik ki onlara açık açık anlatsın. Bundan sonra Allah, sapıklığı tercih edeni sapık sayar, hidayeti tercih edeni de yoluna kabul eder.” İbrahim 14/4 Müfredât’tan yararlanılmıştır. [*2] Furkân, doğruyu yanlıştan ayırma veya ayıran anlamına gelir. Kelimenin çoğul kalıbı olmadığı için yerine göre tekil veya çoğul anlam verilir. Burada uygun olan çoğul anlamıdır. Furkan, Allah’ın indirdiği bütün kitapların özelliğidir. Allah Teâlâ şöyle demiştir “Musa ile Harun’a o Furkânı, çekinerek korunanlar için bir ışık ve doğru bilgi kaynağı olsun diye verdik.” Enbiya 21/48 Allah, kendisinden çekinen müminlere de furkan yeteneği verir. O, şöyle demiştir “Müminler! Allah’tan çekinerek kendinizi korursanız O size, doğruyu yanlıştan ayırma gücü furkan verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar…” Enfal 8/29 [*3] Âyetteki = شديد şedîd, sıkıca bağlı demektir. Allah’ın ödülü veya cezası, kulun fiili ile orantılıdır “Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz.” En'âm 6/160 [*4] Ayette geçen intikam = انتِقَام suçla ceza arasındaki dengeyi tam kurma anlamına gelir El-Ayn. Tefhim-ul Kuran Ki onlar Bundan önce insanlar için bir hidayetti. Doğruyu yanlıştan ayıran furkan ı da indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın ayetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azab vardır. Allah güçlüdür, intikam alıcıdır. Yaşar Nuri Öztürk Daha önce insanlara bir yol gösterici olarak Furkan'ı da indirdi. Şu bir gerçek ki, Allah'ın ayetlerini örtüp inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Ve Allah hem Azîz'dir hem intikam alıcı... 3-ÂLİ İMRÂN 5. Ayet إِنَّ اللّهَ لاَ يَخْفَىَ عَلَيْهِ شَيْءٌ فِي الأَرْضِ وَلاَ فِي السَّمَاء İnnallâhe lâ yahfâ aleyhi şey’un fîl ardı ve lâ fîs semâ’semâi. Bayraktar Bayraklı Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli değildir. Cemal Külünkoğlu Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah'tan saklı değildir. Diyanet İşleri eski Şüphesiz gökte ve yerde hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz. Diyanet Vakfi Şüphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Edip Yüksel Yerde ve gökte hiçbir şey ALLAH’a gizli kalmaz. Elmalılı Hamdi Yazır Allah şüphesiz ki ona ne yerde ve ne gökde hiç bir şey gizli kalmaz. Muhammed Esed Göklerde ve yerde hiçbir şey Allah'tan saklı değildir. Mustafa İslamoğlu Kuşku yok, yerde ve göklerde olan hiçbir şey Allah'tan gizli-saklı değildir. Seyyid Kutub Hiç şüphesiz, ne yerde ve ne gökteki hiçbir şey Allah için gizli değildir. Süleyman Ateş Ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. Süleymaniye Vakfı Göklerde[*] ve yerde hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz. [*] Ayetteki السَّمَاء = sema kelimesi tekil olmakla birlikte başındaki ال takısı nedeniyle cins sayılarak çoğul anlam verilmiştir. Tefhim-ul Kuran Şüphesiz, yerde ve gökte Allah'a hiç bir şey gizli kalmaz. Yaşar Nuri Öztürk Allah... Gökte ve yerde hiçbir şey O'na gizli kalmaz. 3-ÂLİ İMRÂN 6. Ayet هُوَ الَّذِي يُصَوِّرُكُمْ فِي الأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَاء لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ Huvellezî yusavvirukum fîl erhâmi keyfe yeşâ’yeşâu, lâ ilâhe illâ huvel azîzul hakîmhakîmu. Bayraktar Bayraklı Rahimlerde size istediği şekli veren O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. O kudret ve hikmet sahibidir. Cemal Külünkoğlu Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. O mutlak galiptir, hüküm ve hikmet sahibidir. Diyanet İşleri eski Ana rahminde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka tanrı yoktur, güçlüdür, Hakim'dir. Diyanet Vakfi Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. O mutlak güç ve hikmet sahibidir. Edip Yüksel Rahimlerde size dilediği şekilde biçim veren O’dur. O’ndan başka tanrı yoktur; Üstündür, Bilgedir. Elmalılı Hamdi Yazır Rahimlerde sizi dilediği keyfiyette tasvir eden o, başka Tanrı yok ancak o, azîz o, hakîm o. Muhammed Esed Rahimlerde size istediği şekli veren O'dur. O'ndan başka ilah yoktur, O kudret sahibi, hikmet sahibidir. Mustafa İslamoğlu Rahimlerde size dilediği şekli veren O'dur. O'ndan başka ilah yoktur; O her işinde mükemmel olandır, her hükmünde tam isabet edendir. Seyyid Kutub Size döl yataklarında dilediği biçimi veren O'dur. O'ndan başka ilah yoktur. O, üstün iradeli ve hikmet sahibidir. Süleyman Ateş Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka tanrı yoktur. O azizdir, hüküm ve hikmet sâhibidir. Süleymaniye Vakfı Sizi, analarınızın rahminde, tercihine göre biçimlendiren O’dur[*]. O’ndan başka ilah yoktur. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O’dur. [*] İnsanın ölçüleri ezelde değil, ana rahminde belirlenir. Tefhim-ul Kuran Döl yataklarında size dilediği gibi sûret veren O'dur. O'ndan başka ilah yoktur; üstün ve güçlü olandır, hüküm ve hikmet sahibidir. Yaşar Nuri Öztürk Rahimlerde sizi dilediğince şekillendiren O'dur. İlâh yok O'ndan başka. Azîz'dir O, Hakîm'dir. 3-ÂLİ İMRÂN 7. Ayet هُوَ الَّذِيَ أَنزَلَ عَلَيْكَ الْكِتَابَ مِنْهُ آيَاتٌ مُّحْكَمَاتٌ هُنَّ أُمُّ الْكِتَابِ وَأُخَرُ مُتَشَابِهَاتٌ فَأَمَّا الَّذِينَ في قُلُوبِهِمْ زَيْغٌ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَابَهَ مِنْهُ ابْتِغَاء الْفِتْنَةِ وَابْتِغَاء تَأْوِيلِهِ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُ إِلاَّ اللّهُ وَالرَّاسِخُونَ فِي الْعِلْمِ يَقُولُونَ آمَنَّا بِهِ كُلٌّ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا وَمَا يَذَّكَّرُ إِلاَّ أُوْلُواْ الألْبَابِ Huvellezî enzele aleykel kitâbe minhu âyâtun muhkemâtun hunne ummul kitâbi ve uharu muteşâbihâtmuteşâbihâtun, fe emmâllezîne fî kulûbihim zeygun fe yettebiûne mâ teşâbehe minhubtigâel fitneti vebtigâe te’vîlihi, ve mâ ya’lemu te’vîlehû illâllâhillâllâhu, ver râsihûne fîl ilmi yekûlûne âmennâ bihî, kullun min indi rabbinâ, ve mâ yezzekkeru illâ ulûl elbâbelbâbi. Bayraktar Bayraklı Sana kitabı indiren O'dur. Onun bazı âyetleri muhkem/anlamları tam bilinen olduğundan kitabın esasını teşkil ederler; diğerleri de müteşâbihtir/araştırılarak manaları bilinecek olan tabiat kanunlarıdır. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu açıklamak için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki onun açıklamasını ancak Allah ve “ona inandık, hepsi Rabbimiz tarafındandır” diyen ilimde yüksek payeye erişenler bilir. Ancak akıl sahipleri düşünüp anlar. Cemal Külünkoğlu Sana Kitabı indiren O'dur. O'nun bazı ayetleri muhkemdir ki bunlar, kitabın anası temelidir. Diğer bir kısmı da müteşabih ayetlerdir ki onlar da yoruma açıktır. Kalpleri hakikatten sapmaya meyilli olanlar, fitne çıkarmak ve kendi isteklerine göre olmadık yorumlar yapmak için ondan müteşabih ayetlerin ardına düşerler. Oysa onun kesin anlamını Allah'tan başkası bilmez. Bu yüzden ilimde derinleşenler “Biz ona inandık, tümü Rabbimizin katındandır” derler. Derin kavrayış sahipleri dışında kimse bundan öğüt alıp düşünmez. Diyanet İşleri eski Sana Kitap'ı indiren O'dur. Onda Kitap'ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar 'Ona inandık, hepsi Rabbimiz'in katındandır' derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür; Diyanet Vakfi Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun Kur'an'ın bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. Bu inceliği ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar. Edip Yüksel O ki sana bu kitabı indirdi. Onun bazı ayetleri kesin anlamlıdır muhkem, ki bunlar kitabın özüdür. Diğerleri de benzer anlamlıdır müteşabih. Kalplerinde hastalık bulunanlar, insanları şaşırtmak ve farklı anlam vermek için benzer anlamlı olanlarının ardına düşerler. Onların tevilini yalnızca ALLAH bilir. İlim sahipleri de. “Hepsi Efendimiz katındandır, hepsini onayladık.” derler. Akıl ve anlayış sahiplerinden başkası öğüt almaz. Elmalılı Hamdi Yazır Odur indiren sana bu muazzam kitabı bunun bir kısım âyatı vardır muhkemat onlar ümmülkitab» ana kitab, diğer bir takımları da müteşabihattır, amma kalblerinde bir yamıklık bulunanlar sade onun müteşabih olanlarının ardına düşerler fitne aramak, te'vilini aramak için, halbuki onun te'vilini ancak Allah bilir, ilimde rüsuhu olanlar da derler ki amenna hepsi rabbımızdan, maamafih özü temiz olanlardan başkası düşünemez. Muhammed Esed İlahi kelamın özü olan açık ve kesin hükümlü mesajlar ile müteşabihleri kapsayan bu ilahi kelamı sana bahşeden O'dur. Kalpleri hakikatten sapmaya meyilli olanlar, sırf kafaları karıştıracak şeyler bulmak için ve ona keyfi anlamlar yüklemek amacıyla ilahi kelamın müteşabih olarak ifade edilen kısmına uyarlar; oysa Allah'tan başka kimse onun kesin anlamını bilemez. Bu yüzden bilgide derinleşenler şöyle derler "Biz ona inanırız ilahi kelamın tümü Rabbimizdendir; derin kavrayış sahipleri dışında kimse bundan ders almasa da." Mustafa İslamoğlu Yine O'dur sana İlahi Kelam'ı indiren. O'nun ayetlerinden bir kısmının hükmü kesin ve nettir; bunlar İlahi Kelam'ın anasıdır. Gerisi de müteşabihlerden oluşmuştur. Kalplerinde yamukluk bulunan kimseler, fitne çıkarmak ve tevil etmek amacıyla, onun müteşabih olan kısmının peşine düşerler. Oysa onun gerçek te'vilini kimse bilmez, yalnızca Allah bilir; ve ilimde derinleşenler derler ki "Biz ona inanırız, tümü Rabbimizin katındandır. Derin kavrayış sahiplerinden başkası bu gerçeği fark edemese de." Seyyid Kutub Sana bu Kitab'ı indiren O'dur. Bu Kitab'ın bir kısım ayetleri kesin anlamlı muhkemdir, bunlar onun özünü oluştururlar. Diğer kısmı da birden çok anlamlı müteşabihdir. Kalplerinde eğrilik olanlar fitne çıkarmak ve keyfi yorumlar yapmak amacı ile bu kitabın birden çok anlamlı ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onların yorumunu sadece Allah bilir. Köklü bilgiye sahip olanlar ise Bu Kitab 'a inandık, O bütünü ile Allah katından gelmiştir» derler. Bunu ancak aklı başında olanlar düşünebilirler. Süleyman Ateş Kitabı sana O indirdi. Onun bazı âyetleri muhkemdir ki onlar Kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşâbihbirbirine benzeyen, sonucu tam bilinmeyendir. Kalblerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak, uyardığı sonuca uğrayıp belâlarını bulmak için onun müteşâbih âyetlerinin ardına düşerler. Oysa onun te'viliuyardığı sonucun ne zaman gerçekleşeceğini Allah'tan başka kimse bilmez. İlimde ileri gidenler "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. Sağduyu sâhiplerinden başkası düşünüp öğüt almaz. Süleymaniye Vakfı Bu Kitab’ı sana indiren O’. Âyetlerinin bir kısmı muhkemdir[*1]; onlar kitab’ın[*2] ana ayetleridir. Diğerleri müteşâbih[*3] muhkemlere benzer olanlardır. Kalplerinde eğrilik olanlar, istedikleri te’vîli bağlantıyı kurup istedikleri fitneyi çıkarmak için Kitap’tan, kendi eğrilikleriyle[*4] benzeşen şeye uyarlar. Oysa onun tevilini bağlantılı olduğu âyeti[*5] sadece Allah bilir. Bu ilimde[*6] sağlam duruş gösterenler şöyle derler “Biz, bu ilme inandık, hepsi muhkem, müteşâbih ve tevil Sahibimiz katındandır.” Zikre[*7] doğru bilgiye sadece sağlam duruşlu olanlar ulaşabilirler[*8]. [*1] Muhkem ayet, bir konuda hüküm içeren ayettir. Hemen her ayetin böyle bir yönü vardır. Sonra bu hüküm, başka ayetlerle açıklanır. Allah Teâlâ şöyle demiştir “Elif, Lâm, Râ. Bu bir kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış sonra hakîm olan, her şeyin iç yüzünü bilen Allah tarafından açıklanmıştır. Bu, Allah’tan başkasına kul olmamanız içindir.” Hûd 11/1-2 [*2] Kitab كتاب’ın kök anlamı, bir şeyi bir şeye eklemektir Mekayîs. Bazen sözleri ekleyerek yapılan konuşmaya bazen de kelimeleri ekleyerek yazılan herhangi bir yazıya kitap denir Mürfedat. Bir ayet şöyledir “Allah sözün en güzelini, müteşâbih ve mesânî kitap olarak indirmiştir.” Zümer 39/23 Mesânî, “ikişerliler” anlamına gelir. Kur'ân’ın, bildiğimiz bir kitap halinde inmediği açıktır. Bu ayetler onun, kendinden kitaplar oluşturulacak şekilde indiğini, her bir kitabın, bir muhkem bir de müteşâbih olmak üzere en az iki ve ikinin katları olan ayetlerden oluştuğunu, doğru hükme yani hikmete bu şekilde ulaşılabileceğini gösterir. [*3] Müteşâbih, birbirine benzeyen iki şeyden her birine denir. Kelime, toplam sekiz ayette geçer. Bunlar; Bakara 2/25, 70, 118; Al-i İmran 7, Zümer 23, En’âm 99, 141 ve Ra’d 16. âyetlerdir. [*4] Ayet’in açılımı şöyledir “فيتبعون ما تشابه منه بزيغهم = Kitap’tan kendi eğrilikleriyle benzeşene uyarlar.” Necrân Hristiyanlarından bir topluluk Nebîmize gelmiş Ya Muhammed! Sen, İsa’nın Allah’ın kelimesi ve ondan bir ruh olduğu kanaatindesin değil misin? demişti. O, “evet” deyince “Bu bize yeter” demişlerdi. Arkasından yukarıdaki âyet sonra da şu âyet inmişti “Allah katında İsa'nın durumu, tıpkı Âdem’in durumu gibidir. Âdem’i topraktan yarattı; sonra ona 'ol" dedi; o da oluştu .” Al-i İmran 3/59 Taberî Hristiyanlar, kendi eğrilikleriyle benzeşir gördükleri şu âyete dayanıyorlardı “İsa… Allah’ın Meryem’e ulaştırdığı ol sözü ve kendinden bir ruhtur.” Nisa 4/171 Hâlbuki bu ayetin başında görmek istemedikleri şu ifade vardır “Meryem oğlu İsa Mesih, başka değil, yalnızca Allah’ın elçisidir.” Allah’ın kitabına uyma yerine onu kendilerine uydurmak isteyenler hep böyle bir yol izlerler. [*5] Te'vîl = تَأْوِيلِ, âyetler arasındaki bağlantıyı ifade eder. O bağlantıyı kuran Allah’tır. Bir biriyle bağlantılı muhkem ve müteşabih ayetleri ancak, Arapçayı ve ilgili konuyu iyi bilenlerden oluşan bir ekip bulabilir. Bir ayet şöyledir “Bu bir kitaptır ki âyetleri, bilenlerden oluşan bir topluluk için Arapça Kur'ânlar kümeler halinde açıklanmıştır.” Fussilet 41/3 Buradaki Kur'ân kelimesi, Al-i İmran 7. âyetteki kitap kelimesi gibi ayetler kümesi anlamındadır. [*6] Bu ilim, âyetleri âyetlerle açıklama ilmidir. Allah Teala şöyle demiştir “Onlara, bir ilimle açıkladığımız Kitap getirdik; inanan topluluk için rehber ve ikramı bol bir kitap.” Araf 7/52 [*7] Zikir, bağlantılarıyla birlikte düşünülüp öğrenilen doğru bilgi, o bilgiyi kullanıma hazır tutmak, akla getirmek veya söylemektir. Müfredât ذكر ve عرفmd. Tabiat, Allah’ın yarattığı âyetlerden, Kur'ân da indirdiği âyetlerden oluşur. Her ikisinden elde edilen doğru bilgi zikirdir. İnsanı, sadece bu bilgi tatmin eder. Ra’d 13/28 [*8] `Sağlam duruşlu` diye meal verdiğimiz ulu’l-elbab’ı Allah Teala şöyle tanımlar “Sözü dinleyip ve onun en güzeline Allah’ın sözüne uyanları, Allah’ın doğru yola ileteceği müjdesini ver. Onlar, ulu’l-elbab olanlardır.” Zümer 39/18 Tefhim-ul Kuran Sana Kitabı indiren O'dur. Ondan, kitabın anası temeli olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri de benzeşen müteşabih lerdir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne ve karışıklık çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun yorumunu Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise Biz ona inandık, onun tümü Rabbimizin katındandır.» derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez. Yaşar Nuri Öztürk Kitap'ı sana indiren O'dur Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşâbihlerdir. Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun yorumuna öncelik tanımak için Kitap'ın sadece müteşâbih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez. 3-ÂLİ İMRÂN 8. Ayet رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledunke rahmehrahmeten, inneke entel vehhâbvehhâbu. Bayraktar Bayraklı Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra, kalplerimizi haktan bir daha saptırma ve bize rahmetini bağışla, gerçek lütuf sahibi sensin. Cemal Külünkoğlu Onlar derler ki “Ey Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma! Yüce katından bir rahmet ver! Kuşkusuz sen çok bağışlayansın.” Diyanet İşleri eski Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz Sen sonsuz bağışta bulunansın. Diyanet Vakfi Onlar şöyle yakarırlar Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin. Edip Yüksel “Efendimiz, bizi doğruya ulaştırdıktan sonra kalplerimizin eğrilmesine izin verme. Üzerimize rahmetini yağdır; kuşkusuz sen Bağışta Bulunansın.” Elmalılı Hamdi Yazır Ya rabbena bizleri hidayetine irdirdikten sonra kalblerimizi yamıltma da ledünnünden bize bir rahmet ihsan eyle, şüphesiz sensin bütün dilekleri veren vehhab sen. Muhammed Esed "Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi hakikatten bir daha saptırma ve bize rahmetini bağışla Sensin hakiki Lütuf Sahibi." Mustafa İslamoğlu "Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi saptırma ve bize katından bir rahmet bahşet çünkü yalnızca Sensin hiç karşılıksız sınırsızca lutfeden." Seyyid Kutub Böyleleri şöyle der Ey Rabbimiz, bizleri doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi kaydırma, bize katından rahmet bağışla, kuşkusuz sen bağışı bol olansın. Süleyman Ateş Onlar derler ki "Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalblerimizi eğriltme, bize katından bir rahmet ver, kuşkusuz sen çok bağış yapansın." Süleymaniye Vakfı Onlar şöyle derler Sahibimiz! Bizi yoluna kabul ettikten sonra, kalplerimizin eğrilmesine izin verme[*]. Bize katından iyilikte bulun! Hep bağış yapan Sen'sin. [*] Allah, kimseyi yoldan çıkarmaz. Yoldan çıkan insanın kendisidir. Bu dua, kişinin doğru yolda olma kararlılığını gösterir. Bir gün Musa toplumuna şöyle demişti "Ey toplumum! Beni niçin incitiyorsunuz? İyi biliyorsunuz ki ben, Allah'ın size gönderdiği elçiyim.” Ne zaman ki onlar yoldan kaydı, Allah da onların kalplerini kaydırdı. Allah, yoldan çıkan bir toplumu yola getirmez. Saf 61/5 Tefhim-ul Kuran Rabbimiz, bizi hidayete eriştirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve yanından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen.» Yaşar Nuri Öztürk Ey Rabbimiz! Bizi doğruya ve güzele yönelttikten sonra kalplerimizi bozup eğriltme ve bize katından bir rahmet bağışla. Sen, yalnız sen Vahhâb'sın, bol bol bağışta bulunansın. 3-ÂLİ İMRÂN 9. Ayet رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîhfîhî, innallâhe lâ yuhliful mîâdmîâde. Bayraktar Bayraklı Rabbimiz! Geleceğinde şüphe olmayan bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah, asla sözünden dönmez. Cemal Külünkoğlu “Ey Rabbimiz! Doğrusu sen, insanları geleceği şüphe götürmeyen günde toplayacak olansın. Şüphesiz ki Allah sözünden asla dönmez.” Diyanet İşleri eski Rabbimiz! Doğrusu geleceği şüphe götürmeyen günde, insanları toplayacak olan Sensin. Şüphesiz ki Allah verdiği sözden caymaz. Diyanet Vakfi Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez. Edip Yüksel “Efendimiz, gerçekleşmesi kuşku götürmeyen günde insanları toplayacak olan sensin.” ALLAH sözünden dönmez. Elmalılı Hamdi Yazır Ya rabbena! muhakkak ki sen insanları geleceğinde hiç şüphe olmıyan bir güne toplıyacaksın, şüphesiz ki Allah mi'adını şaşırmaz. Muhammed Esed "Ey Rabbimiz! Geleceğine hiç şüphe olmayan o Gün'ü görüp yaşamaları için mutlaka insanlığı bir araya toplayacaksın Allah vaadini yerine getirmekten asla kaçınmaz." Mustafa İslamoğlu "Rabbimiz! Geleceğinden kuşku duyulmayan o günde Sen insanlığı bir araya toplayacaksın! Çünkü Allah vaadinden asla dönmez." Seyyid Kutub Ey Rabbimiz, sen geleceği kuşkusuz olan bir günde insanları kesinlikle biraraya getireceksin. Hiç şüphesiz Allah sözünden caymaz. Süleyman Ateş "Rabbimiz, sen mutlaka insanları, asla şüphe olmayan bir günde toplayacaksın." Allâh sözünden dönmez. Süleymaniye Vakfı Sahibimiz! Geleceğinde şüphe olmayan bir günde, insanları bir araya getirecek olan da Sen'sin. Sen[*] sözünden dönmezsin. [*] Arap edebiyatında iltifat sanatı vardır, anlatımı canlı tutmak ve konunun önemini vurgulamak için sözün akışı beklenmedik bir şekilde değiştirilerek üçüncü şahıstan birinci şahsa, ikinci şahıstan birinci veya üçüncü şahsa, birinci şahıstan ikinci veya üçüncü şahsa vs. geçilir. Geçmiş zamandan şimdiki veya gelecek zamana; gelecek zamandan geçmiş zamana ya da geçmiş zamandan emir kipine geçiş yapılabilir. Türkçede bu sanat olmadığından bu gibi ifadeler bir Türk’ü şaşırtır. Burada olduğu gibi birçok âyete, bu sanat yok sayılarak meâl verilmiştir. Tefhim-ul Kuran Rabbimiz, kendisinde şüphe olmayan bir günde insanları muhakkak Sen toplayacaksın. Doğrusu Allah, vâ'dinden cayıp dönmez.» Yaşar Nuri Öztürk Ey Rabbimiz! Sen Câmî'sin; insanları varlığında kuşku bulunmayan bir günde mutlaka toplayacaksın. Allah, sözünü yerine getireceği yer ve zamanı asla şaşırmaz. 3-ÂLİ İMRÂN 10. Ayet إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُواْ لَن تُغْنِيَ عَنْهُمْ أَمْوَالُهُمْ وَلاَ أَوْلاَدُهُم مِّنَ اللّهِ شَيْئًا وَأُولَئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِ İnnellezîne keferû len tuğniye anhum emvâluhum ve lâ evlâduhum minallâhi şey’âşey’en, ve ûlâike hum vekûdun nârnâri. Bayraktar Bayraklı İnkâr edenlere gelince, ne malları ne de çocukları Allah'a karşı onlara bir fayda sağlayacaktır. İşte onlar ateşin yakıtı olanlardır. Cemal Külünkoğlu İnkârcılara gelince; dünya malları da çocukları da Allah katında onlara en ufak bir yarar sağlamayacaktır. İşte onlardır yaptıkları yüzünden cehennemde ateşin yakıtı olanlar! Diyanet İşleri eski İnkar edenlerin malları ve çocukları, Allah'a karşı onlara bir şey sağlamaz. İşte onlar ateşin yakıtlarıdır. Diyanet Vakfi Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne malları ne de evlâtları Allah huzurunda kendilerine bir fayda sağlayacaktır. İşte onlar cehennemin yakıtıdır. Edip Yüksel İnkârcıların ne paraları ne de çocukları ALLAH’a karşı hiçbir yarar sağlamaz. Onlar ateşin yakıtıdır. Elmalılı Hamdi Yazır O küfredenler, muhakkak ki onlara ne malları ne evlâdları Allahdan zerrece faide vermiyecektir, onlar o ateşin çırasıdırlar. Muhammed Esed Hakikati inkara şartlanmış olanlara gelince, ne dünya malları ne de çocukları Allah'a karşı onlara en ufak bir fayda sağlamaz İşte onlardır ateşin yakıtı olanlar! Mustafa İslamoğlu Küfre saplananlara gelince ne malları ne de çocukları, onlara Allah'tan gelecek bir azap karşısında hiçbir yarar sağlamaz işte ateşin yakıtı olanlar da onlardır. Seyyid Kutub Kafirlere gelince onların ne malları ve ne de evlatları Allah'ın karşısında hiç bir işlerine yaramaz. Onlar Cehennem ateşinin yakacağıdırlar. Süleyman Ateş İnkâr edenler var ya, ne malları, ne de çocukları onlara, Allah'a karşı hiçbir yarar sağlamaz. Onlar ateşin yakıtıdırlar; Süleymaniye Vakfı Ayetleri görmezlikten gelenleri kâfirleri, Allah’ın cezasından ne malları ne de çocukları kurtarabilir. Onlar cehennem yakıtıdırlar. Tefhim-ul Kuran Şüphesiz küfredenler, onların malları da, çocukları da kendilerine Allah'tan gelecek azaba karşı hiçbir şey kazandırmaz. Ve onlar ateşin yakıtıdırlar. Yaşar Nuri Öztürk Küfre sapanlara gelince, onların malları da çocukları da Allah'a karşı kendilerine hiçbir yarar sağlamayacaktır. Onlar, işte onlar, ateşin yakıtıdırlar. 3-ÂLİ İMRÂN 11. Ayet كَدَأْبِ آلِ فِرْعَوْنَ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ كَذَّبُواْ بِآيَاتِنَا فَأَخَذَهُمُ اللّهُ بِذُنُوبِهِمْ وَاللّهُ شَدِيدُ الْعِقَابِ Ke de’bi âli fir’avne, vellezîne min kablihim kezzebû bi âyâtinâ, fe ehazehumullâhu bi zunûbihim vallâhu şedîdul ıkâbıkâbi. Bayraktar Bayraklı İnkârcıların yolu Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar; Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir. Cemal Külünkoğlu Bunların tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir. Onlar ayetlerimizi yalanladılar da Allah onları günahlarından dolayı helak etti. Allah'ın cezalandırması şiddetlidir. Diyanet İşleri eski Bunların tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin tutumu gibi ki, ayetlerimizi yalanladılar da Allah onları günahlarından dolayı yok helak etti. Allah'ın cezalandırması şiddetlidir. Diyanet Vakfi Onların yolu Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir. Edip Yüksel Firavunun halkı veya onlardan öncekilerin durumu gibi… Ayetlerimizi vahiy ve mucizelerimizi yalanladılar ve ALLAH da onları suçüstü yakaladı. ALLAH’ın cezalandırması şiddetlidir. Elmalılı Hamdi Yazır Tıpkı Âli Fir'avnin gidişi gibi, ki ayetlerimizi tekzib ettiler de Allah onları cürümlerile tutup alıverdi, Allahın ikabı çok şiddetlidir. Muhammed Esed Firavun halkının ve onlardan önce yaşayanların başına gelenlerin aynısı onların başına da gelecek Onlar mesajlarımızı yalanladılar ve Allah günahlarından dolayı onları hesaba çekti çünkü Allah karşılık vermede şedittir. Mustafa İslamoğlu Onların gidişatı da tıpkı Firavun toplumu ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi mesajlarımızı yalanladılar ve Allah da onları günahları nedeniyle suçüstü yakalayıverdi Allah pek şiddetli cezalandırandır. Seyyid Kutub Tıpkı Firavunoğulları gibi, daha öncekilerin durumu gibi. Onlar ayetlerimizi yalanladılar. Allah da günahları yüzünden onların yakalarına yapıştı. Hiç kuşkusuz Allah'ın azabı ağırdır. Süleyman Ateş Fir'avn âilesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Onlar da âyetlerimizi yalanladılar. Allâh da onları günâhlarıyla yakaladı. Allâh'ın cezâsı çetindir. Süleymaniye Vakfı Bunlar, Firavun hanedanı ve daha öncekiler gibi olacaklardır[1*]. Onlar da ayetlerimiz karşısında yalana sarılmışlardı da[2*] Allah suçüstü yakalamıştı. Allah cezayı, suça göre verir. [1*] Kendine Müslüman diyenlerin çoğu, âyetleri görmek istemez. Çünkü onlara değil, hesaplarına gelene uymak isterler. Firavun ve ailesi de öyleydi. Allah Teâlâ şöyle demiştir “Her şeyi açıkça gösteren âyetlerimiz gelince “Bunlar açık büyüdür” dediler. İçlerinde en küçük şüphe olmadığı halde yanlış yapmalarından ve büyüklenmelerinden dolayı onları, bile bile inkâr ettiler.” Neml 27/13-14 [2*] Kezzebe = كذب fiili “yalanlama” veya “çokça yalan söyleme” anlamına gelen tekzib = تكذيب kökündendir. Kelimenin geçtiği âyetlere, yerine göre “yalanlama” veya “yalan yanlış şeyler söyleme” anlamı verilmiştir. Tefhim-ul Kuran Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, böylece Allah günahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Allah, ceza ile sonuçlandırması pek şiddetli olandır. Yaşar Nuri Öztürk Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Ayetlerimizi yalanlamışlardı da Allah, onları günahları yüzünden yakalamıştı. Allah, cezayı çok şiddetli vermektedir.
3-ÂLİ İMRÂN 115. Ayet وَمَا يَفْعَلُواْ مِنْ خَيْرٍ فَلَن يُكْفَرُوْهُ وَاللّهُ عَلِيمٌ بِالْمُتَّقِينَ Ve mâ yef’alû min hayrin fe len yukferûhyukferûhu, vallâhu alîmun bil muttekînmuttekîne. Bayraktar Bayraklı Onların yaptığı hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır; çünkü Allah, takvâ sahiplerini iyi bilir. Edip Yüksel Yaptıkları hiçbir iyilik karşılıksız kalmayacaktır. ALLAH erdemlileri çok iyi bilir. Erhan Aktaş Onların, yaptıkları hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, kendisine karşı takvalı1 davrananları en iyi bilendir. 1- Allah’ın buyruklarına içtenlikle uyarak, o buyruklarla kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye alanları. Muhammed Esed Onların yaptığı hiçbir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır çünkü Allah, Kendisine karşı sorumluluklarının bilincinde olanları iyi bilir. Mustafa İslamoğlu Onların yaptığı hiç bir iyilik zayi olmayacaktır çünkü Allah sorumlu davrananları çok iyi bilir. Süleyman Ateş Yapacakları hiçbir iyilik inkâr edilmeyecektir. Şüphesiz Allâh, günâhlardan korunanları bilmektedir. Süleymaniye Vakfı Bunların yaptığı hiçbir iyilik göz ardı edilmez. Allah, kendisinden çekinerek korunanları bilir. Yaşar Nuri Öztürk Yapmakta oldukları/yapacakları hiçbir hayır, nankörlükle karşılanmayacak/karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takva sahiplerini çok iyi bilmektedir. Ayetin Tefsiri MEAL 115. Onların yaptığı hiç bir iyilik zayi olmayacaktır çünkü Allah sorumlu davrananları çok iyi bilir. 115. Bu kimselerin hayır yolunda yaptıkları işler karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah hayırlı işler hususunda duyarlı olanları çok iyi bilir. 115. “Ne iyilik yaparlarsa, karşılığını bulacaklardır. Allah sakınanları bilir.” 115. Onların bu amellerinin karşılığını Allah bol bol verecektir. Zira 0, şirkten sakınıp ilâhî emirlere bağlı olan mümin kullarını bilir ve karşılığını fazlasıyla verir. H,E;M,C TEFSİR İlk âyette geçen “ümmetün kaimetün” tamlaması, “hakkı tanıyan, doğru davranan, dosdoğru olan ve adaleti yerine getiren topluluk” anlamlarına gelmektedir. Burada, Ehl-i kitap’tan olup Allah’ın dini üzere dosdoğru yürüyen kimseler kastedilmiştir İbn Âşûr, IV, 58. Tefsirlerde bu âyetlerin iniş sebebiyle ilgili olarak bazı farklı rivayetler yer almış olmakla birlikte Kurtubî, IV, 175; Elmalılı, II, 1160 konunun akışından üslûpta, mânada bütünlük bulunmasından bu âyetlerin öncekilerin devamı olduğu anlaşılmaktadır. Önceki âyetlerde kötü davranışları ve vasıfları sebebiyle Ehl-i kitap kınandıktan sonra burada da hepsinin aynı olmadığına, içlerinde güzel ahlâk ve iyi nitelikler taşıyan kimselerin de bulunduğuna dikkat çekilmiştir. Elmalılı bu âyetlerin 110. âyette geçen “İçlerinde inananlar da var, fakat çoğu yoldan çıkmıştır” meâlindeki cümlenin açıklaması mahiyetinde olduğu kanaatindedir II, 1160. Kur’an ölçülerine göre kim zerre kadar hayır işlerse âhirette onun karşılığını görür; kim de zerre kadar şer işlerse o da onun karşılığını görür bk. Zilzâl 99/7-8. Nitekim yüce Allah 113 ve 114. âyetlerde Ehl-i kitap’tan samimi olarak iman edip sâlih amel işleyenleri övdükten sonra 115. âyette onların yaptıkları hayırlı işlerin kesinlikle zayi edilmeyeceğini, karşılıksız bırakılmayacağını ifade buyurmaktadır. Âyetin “Allah kötülükten sakınanları bilir” meâlindeki son cümlesi riyakârlarla samimi müminlerin birbirinden ayırt edileceğine, riyakârların görünüşteki imanlarının kendilerine hiçbir fayda sağlamayacağına işaret eder. Yüce Allah’ın samimi olarak iman eden Ehl-i kitaba böyle lutufkâr muamelesi İslâm’ın evrenselliği açısından son derece anlamlıdır. Zira kendilerini Allah’ın çocukları ve sevgilileri sayan Mâide 5/18, âhiret yurdunu başkaları için değil sadece kendileri için hazırlanmış bir yurt kabul eden ve kendilerinden başka hiç kimsenin cennete giremeyeceğini iddia eden Bakara 2/111 Ehl-i kitabın egoizmine karşılık Kur’an, onlardan samimi iman sahibi olanların yapacağı en küçük bir hayrın dahi karşılıksız bırakılmayacağını haber vermektedir. DİYANET T. İşte böyle yaşayan müslümanlar hayırdan ne yaparlarsa, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmayacaktır. Allah onların yaptıklarının zerresini bile zayi etmeyecektir. Büyük küçük, gizli açık ne yapmışlarsa, ne düşünmüşlerse, ne niyet etmişlerse tümünü değerlendirecek ve karşılığını tastamam kendilerine verecektir. Allah hayatı kendisi için yaşayan muttakileri bilmektedir. Ebû Hureyre şöyle demiştir Rasûlullah bir adam gelerek şöyle demiştir Ey Allah’ın elçisi hangi sadakanın sevabı çok ve daha büyüktür. Bunun üzerine Rasûlullah de şöyle buyurdu “Sağlık içerisinde, güçlü kuvvetli iken, cimriliğe rağbet edip fakirlikten endişe eder vaziyette iken, daha çok zengin olmayı hayal ederken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. Yoksa geciktirip can boğaza dayandıktan sonra falana şu kadar, filana bu kadar diyeceğin güne bırakma, zaten o gün o mal varislerden şunun veya bunun olmuştur.” Buhârî, Zekat 11; Müslim, Zekat 92 “Ve-mê yef'âlû min ğâyrin felen yûkferûh” onların yaptığı hiçbir iyilik zayi olmaz. Önemli bir müjde dostlarım. Hiçbir iyilik zayi olmaz. “vAllâhû âlîmûn bi’l-mûttekîn” Niçin? Çünkü Allah sorumlu davrananları, kendisine karşı sorumluluğuna müdrik olanları, kendisine karşı sorumluluğunun şuurunda olanları, sorumluluk bilincini kuşanan kimseleri iyi bilir. İyi bildiği içinde Allah kötüyü iyiden Emr-i bil Ma’ruf yapanı yapmayandan, iman edeni etmeyenden, kötülüğe karşı duyarlı davrananı duyarsız davranandan, iyiliğe karşı sadık olanla olmayandan ayırmasını da bilir.
SÛRE MEAL LiSTESi Karşılaştır İnşirâh Sûresi 1 Biz senin için mutluluğun göğsünü açmadık mı? اَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَۙ ﴿١﴾ Karşılaştır İnşirâh Sûresi 2 Senden yükünü indirmedik mi? وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَۙ ﴿٢﴾ Karşılaştır İnşirâh Sûresi 3 O senin sırtını ezen yükü. اَلَّذ۪ٓي اَنْقَضَ ظَهْرَكَۙ ﴿٣﴾ Karşılaştır İnşirâh Sûresi 4 Senin şanını yüceltmedik mi? وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَۜ ﴿٤﴾ Karşılaştır İnşirâh Sûresi 5 Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık vardır. فَاِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۙ ﴿٥﴾ Karşılaştır İnşirâh Sûresi 6 Evet, zorlukla beraber bir kolaylık vardır. اِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًاۜ ﴿٦﴾ Karşılaştır İnşirâh Sûresi 7 O halde boş kaldın mı, yine kalk başka bir iş ve ibadetle yorul. فَاِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْۙ ﴿٧﴾ وَاِلٰى رَبِّكَ فَارْغَبْ ﴿٨﴾
Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır. Kullu-tta’âmi kâne hillen libenî isrâ-île illâ mâharrame isrâ-îlu alâ nefsihi min kabli en tunezzele-ttevrâtuk kul fe/tû bi-ttevrâti fetlûhâ in kuntum sâdikîneİsrail, Tevrat inmeden kendisine neleri haram ettiyse onlardan başka her çeşit yiyecek, İsrailoğullarına helaldi. De ki Sözünüz doğruysa getirin Tevrat'ı da okuyun âyet, Musevilerin itirazlarına cevaptır, çünkü onların dininde deve haramdır Tesniye, 14, 6. Tevrat indirilmeden evvel, İsrail’in Yakub peygamberin ve Yahudi kâhinlerin kendine haram kıldıklarından başka, İsrailoğullarına bütün temiz yiyecekler helâl idi. De ki "Şu halde eğer doğruysanız, tahrif edilmemiş Tevrat’ı getirin de onu okuyun o zaman gerçek anlaşılıverir."Tevrat indirilmeden önce İsrail'in yani Yakub peygamberin kendine haram kıldığı şeyler dışında tüm yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. Onlara de ki “Tevrat'ı ortaya getirin de O'nu okuyun, eğer doğru sözlü iseniz.”Tevrat'ın Mûsâ'ya indirilmesinden önce, İsrâil'in Yâkub'un kendisine haram kıldığının dışında, İsrâiloğulları'na her türlü yiyecek helâl idi. Onlara “Deve eti ve deve sütünün şeriatınızda haram kılındığı konusundaki sözünüz doğru ise eğer, Tevrât'ı getirin, doğruluğunuzu tasdik eden hükümleri okuyun bakalım” indirilmeden önce İsrail'in kendine haram kıldıklarının dışındaki bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. De ki "Eğer doğru sözlü iseniz getirin Tevrat'ı da okuyun." [15] ayeti kerimede geçen İsrail, Hz. Ya`kub Bu ayeti kerime yahudilerin Resulullah "Sen İbrahim`in tevhid dini üzere olduğunu i... Devamı..Tevrat indirilmeden evvel, İsrail'in kendine haram kıldıklarından başka, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki 'Şu halde eğer doğruysanız, Tevrat'ı getirin de onu okuyun'.Tevrat indirilmeden önce Yakub'un nefsine haram kıldığından başka yiyeceğin hepsi İsrailoğullarına halâl idi. Sen onlara! “-Eğer sadıklarsanız sahih Tevrat'ı getirin de onu güzelce okuyun” diye yiyecekler, Yahudiler için helal idi. Tevrat inmeden evvel Yakub’un kendisine haram kıldığı şeyler müstesna. İşte Tevrat’ı getirin, şu helaldir, şu haramdır demelerinizde doğru iseniz, onu indirilmeden önce, İsrâil'in/Yakup'un günah diyerek kendine yasakladığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrâiloğulları'na helâl idi. De ki “Eğer söylediklerinizde samimi iseniz Tevrat'ı getirin de okuyun.”Tevrat inmeden önce, Yakup'un kendisine, haram kıldığı şeylerden başka, her türlü yeyim, Yakup oğullarına helâl bulunuyordu, diyesin ki Eğer siz gerçekseniz, getiriniz Tevrat'ı, hemencek okuyunuz»Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in Yakup'un kendisine haram kıldığı şeylerin dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki “Eğer söylediklerinizde samimi iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun!”Bkz. 6/146Bazı Yahudilerin Hz. Peygamber’e; “Hem İbrahim’in dininden olduğunu söylüyorsun hem de deve eti yiyor ve deve sütü içiyorsun. Oysa İbrahim P... Devamı..Benî İsrâîl’e Tevrat’ın nüzûlünden evvel Ya’kûb ’aleyhisselam bizzat nefsine harâm iylediği ta’âmdan gayri tekmîl ta’âmlara müsâ’ade idilmişdi ânlara di ki "Eğer sâdık iseniz Tevrat’ı getiriniz ve okuyınız."Tevrat'ın indirilmesinden önce İsrail'in kendisine haram ettiğinden başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki "Doğru sözlü iseniz Tevrat'ı getirip okuyun".Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in Yakub’un kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helâl idi. De ki “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.”Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail'in Ya'kub'un kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına helâl idi. De ki Eğer doğru sözlü iseniz, o zaman Tevrat'ı getirip onu indirilmeden önce İsrail kendisine haram kılıncaya kadar İsrailoğullarına tüm yiyecekler helal idi. "Doğru sözlülerseniz Tevrat'ı getirip okuyun," indirilmeden önce, İsrail Yakubin kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki "Eğer doğrulardan iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun".Tevrat indirilmeden evvel İsrailin nefsine haram kıldığından başka yiyeceğin hepsi Beni İsraile halâl idi, de ki haydi Tevratı getirin de onu güzelce okuyun eğer sadıksanızTevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldıklarının dışında bütün yiyecekler İsrailoğulları'na helaldi. De ki “Eğer doğru söylüyorsanız, haydi Tevrat'ı getirip okuyun.”Tevrat indirilmezden evvel — Ya'kubun kendisine haram kıldığı şeylerden başka — yiyeceğin her türlüsü İsrail oğulları için helâl idi. De ki Eğer doğrucular iseniz Tevratı getirin de onu okuyun».Tevrât indirilmeden önce bir adağına binâen İsrâîl'in Ya'kub'un kendine haram kıldığı şeyler2 dışında, bütün yiyecekler İsrâiloğullarına helâl idi. De ki “Eğer iddiânızdadoğru kimseler iseniz, haydi Tevrât'ı getirin de onu okuyun!”2Bu âyet-i kerîme yahudilerin Peygamber Efendimiz asm’a “Sen İbrâhîm’in dîninden olduğunu zannediyorsun. Hâlbuki o, deve eti yemez, sütünü içmezd... Devamı..Tevrat indirilmeden önce İsrail’in kendi nefsine yasakladığı şeylerin dışında, İsrailoğulları na yiyeceklerin tümü helal idi. Deki “Tevrat’ı getirin, eğer doğru söyleyenlerden iseniz, o nu her şeyin helal olduğuna dair iddianızı okuyun.”İsrailoğullarına yiyeceğin her türlüsü helal idi. Yalnız Tevrat bildirilmeden önce Yakup’un kendine haram kıldıkları helal değildi. Onlara de ki Haydi Tevrat’ı getirin de okuyun, eğer doğru sözlü kimselerseniz.»Tevrat/ın indirilmesinden evvel İsrail/in kendisine haram kıldığı şeylerden başka yiyeceğin her biri [¹] İsrail oğullarına helâl idi. Onlara de ki dâvanızda gerçek iseniz haydi Tevrat-ı getirin de okuyun [²].[1] Veya her nev'i.[2] Yahudiler sen İbrahim dininde bulunduğunu iddia ediyorsun, halbuki o deve eti yemez, sütünü içmezdi» demeleri, veya o haram o... Devamı..Tevrat indirilmeden önce, Yakup’un [İsrail] kendisine haram kıldığı şeyler hariç, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helaldi. Onlara de ki “Eğer sözünüzde doğruysanız, Tevrat’ı getirip okuyunuz.”Tevrat'ın indirilmesinden önce İsrail'in Yakub'un kendisine haram ettiğinden başka, bütün yiyecekler İsrail oğullarına helal idi. De ki Deve eti ve sütünün haram olduğu hususunda “Doğru sözlü iseniz Tevrat'ı getirip okuyun.”Diğer adı Yakup olan İsrail Peygamberin tedavi, adak, perhiz ve benzeri kişisel sebeplerle kendisine yasakladığı bazı yiyecekler hariç, Tevrat indirilmeden önce bütün temiz ve yararlı yiyecekler İsrail Oğulları’na helâl idi. İsrail Oğulları’nın bugün hâlâ geçerli kabul ettikleri yasaklar ve düzenlemeler, ancak Tevrat gönderildikten sonra ve o zamanın toplumsal ve kültürel şartlarına uygun olarak belirlenmiş geçici kanunlardı. Eğer bunlar kıyâmete kadar değiştirilemeyecek evrensel yasaklar olsaydı, başlangıçtan beri bütün şeraitlerde haram kılınmış olmaları gerekirdi. O hâlde, İsrail Oğulları’nın, Tevrat’taki bazı hukuki-toplumsal kuralları ve sınırlamaları zaman ve zeminin şartlarına göre yeniden düzenleyen bu son ilâhî mesajı inkâr etmeleri için ellerinde hiçbir delil, hiçbir geçerli mâzeret Muhammed, onlara de ki“Eğer Kur’an’ın helâl kıldığı bu yiyeceklerin Allah tarafından ebediyen haram kılındığını öne sürüyorsanız ve iddianızda gerçekten samîmî iseniz, haydi Tevrat’ı getirin de okuyun! Okuyun ki, bu haramların evrensel olduğu iddianızı destekleyecek en küçük bir delilin bile Tevrat’ta bulunmadığını ve Son Elçiye iman etmenizi emreden Tevrat’a ihânet ettiğinizi herkes görsün!”Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in Yakub’un kendi nefsine haram kıldığından başka, İsrail’in oğulları için bütün Yiyecekler halâl idi. De ki -“Doğru söyleyen / sadık idiyseniz, hadi, getirin Tevrat’ı, okuyun!”.Tevrat gönderilmeden önce, kendi kendilerine koydukları yasaklar dışında, İsrailoğullarına her türlü yiyecek helâldi. Resulüm! onlara şöyle de " Eğer samimi iseniz, Tevrat’ı açıp okuyabilirsiniz. "Tevrat gönderilmeden önce, İsrail’in Yakup’un kendisine haram kıldığı yiyecekler hariç hepsi İsrailoğullarına helaldi diyorlar. De ki "Eğer doğru söylüyorsanız haydi Tevrat’ı getirip okuyun!" Tevrat indirilmeden önce, [İsrail]’in [*] Yakup’un kendisine haram kıldıkları [*] dışında, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helaldi. De ki “Doğruysanız o zaman Tevrat’ı getirip onu okuyun!”[İsrâîl] kelimesi İsrailoğulları’nın soylarının geldiği ilk atası olarak kabul edilen “Hz. Yakup” için kullanılmaktadır.,Burada sözü edilen özel haram... Devamı..İsrâil’in Yâkûb’un,¹ Tevrât’ın indirilişinden önce kendisine yasakladıkları dışında kalan tüm yiyecekler, İsrâil oğulları’na helâl Ey Muhammed! onlara Eğer doğru söylüyorsanız, Tevrât’ı getirip okuyun.” İsrâil Hz. Yakub lâkabı veya diğer adıdır. Bk. Bakara 40, Meryem 58 İsrâil kelimesi, İbranice bir kelime olup; safvetullah Allah’ın ... Devamı..TEVRAT indirilmeden önce, İsrailoğulları’nın [günah diyerek] kendine yasakladığı şeyler dışında bütün yiyecekler onlara helal idi. ⁷³ De ki “Eğer söylediklerinizde samimi iseniz Tevrat’ı getirin de onu okuyun!”73 Buraya kadar surenin büyük bölümü Kur’an’ın ilahî kaynağı üzerinde durmuş ve Hz. Peygamber’e emanet edilen görevin -yani, insanları Allah’ın birliğ... Devamı..Tevrat indirilmeden önce, İsrail’in kendine haram kıldıklarının dışında, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki “Eğer iddianızda doğruysanız, Tevrat’ı getirip okuyun!” 6/146, 16/116Tevrat indirilmeden önce İsrâiloğullarının[⁶³¹] kendisine haram kıldığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrâiloğullarına helâl idi.[⁶³²] De ki “Hadi, eğer sözünüzün eriyseniz, getirin Tevrat’ı da okuyun da görelim!”[631] Buradaki İsrâil’den kasıt İsrâiloğulları olsa gerektir. Yahudiler, kendileri için İsrâil adını yalın olarak kullanırlar. Tefsirlerde, İsrâil’den... Devamı..Bütün taamlar, Tevrat'ın nüzûlünden evvel İsrailoğullarına helâl idi. İsrailin kendi nefsine haram kıldığı şeyler müstesna. De ki Eğer sâdık kimseler iseniz Tevrat'ı getiriniz de onu okuyuveriniz.»Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in yani Yâkub'un kendi nefsine haram kıldığı hariç, diğer bütün yiyecekler İsrailoğullarına helâl idi. De ki İşte meydan! İddianızda tutarlı iseniz Tevrat'ı getirip okuyun! Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldığı şeyler dışında, İsrail oğullarına bütün yiyecekler helaldi. De ki "Doğru iseniz, Tevrat'ı getirip okuyun."İsrâîl Hz. Ya'kub'un İsrâîl'e bütün yiyecekler helâl idi. Ancak Tevrât nâzil olmazdan evvel Ya'kûb kendi nefsine ba'zı şeyler harâm itdi. [³] Yâ Muhammed Onlara söyle ki Eğer siz Bunlar Benî İsrâîl'e harâmdır ve Tevrat'da yazılıdır didiğinizde doğrı iseniz Tevrât'ı getirüb okuyınız.[⁴][3] Ya'kûb 'aleyhisselâmın dizlerinde şiddetli ağrılar hâsıl olmuşdı. Bu hastalıkdan kurtulur isem filan ve filan şeyleri kendime harâm iderim diye ne... Devamı..Yahudiler dedi ki[1] Tevrat indirilmeden İsrail’in Yakub’un[2], kendine haram ettikleri dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldir. De ki “İddianızda haklı iseniz Tevrat’ı getirin de okuyun bakalım.”[1] "Dediler ki" kısmı tarafımızdan ilave edilmiştir. Bunun sebebi, daha sonra gelen ".. de ki," sözüdür. Yahudiler dayanaksız bir iddiada bulunarak İ... Devamı..93,94. -Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendine haram kıldıklarının dışında, İsrail oğullarına her yiyecek helal idi. “Eğer doğru söyleyenler iseniz Tevrat'ı getirip okuyun!” de. Bundan sonra kim Allah adına yalan uydurursa, onlar zalimlerin ta indirilmeden önce, İsrail'in 18 kendisine haram ettikleri dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helâl idi. De ki Getirin Tevrat'ı da okuyun, eğer sözünüzde haklı iseniz.18 Yakub’ indirilmeden önce İsrail'in kendi nefsine haram kıldığı şeyler dışında tüm yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. Onlara de ki "Tevrat'ı ortaya getirin; doğru sözlü iseniz onu okuyun."her ŧa'am oldı-y-ıdı ḥelāl ya'ķub oġlanlarına; įllā ol kim ḥarām eyledi ya'ķub gendüzi üzere, andan ilerü kim indürinile tevrįt. eyit “pes getürüñ tevrįt’i oķın anı ger olasız girçekler.”Barça yimegüñ ḥalāl‐ıdı Benī İsrā’īl ḳavmine illā ḥarām eylegen nesneYaḳūb kendü nefsine Tevrīt inmezden burun. Eyit yā Muḥammed Pes ge‐türüñ Tevrātı, oḳuñuz anı eger siz girçek göndərilməmişdən əvvəl İsrailin Yə’qub peyğəmbərin yalnız özü özünə haram etdiyi şeylərdən başqa bütün təamlar yeməklər İsrail övladına halal idi. Ya Rəsulum! Yəhudilərə de “Əgər doğru danışanlarsınızsa, düzgün, əsl Tövratı gətirin və onu oxuyun!”All food was lawful unto the children of Israel, save that which Israel forbade himself, in days before the Torah was revealed. Say Produce the Torah and read it unto us if ye are food was lawful to the Children of Israel, except what Israel420 Made unlawful for itself, before the Law of Moses was revealed. Say "Bring ye the Law and study it, if ye be men of truth."420 The Arabs ate the flesh of the camel, which is lawful in Islam, but it was prohibited by the Jewish Law of Moses Leviticus 114. But that Law wa... Devamı..
ali imran suresi tefsiri elmalılı